
Derya SAZAK
Siyaset Günlüğü
İran ateşi
İngiltere'nin saygın gazetelerinden The Guardian, 'Siyasal İslamın itici gücü terör değil, demokrasidir' diye yazdı.
11 Eylül'ün altıncı yılında ABD'nin işgal ettiği bölgelerde, 'statüko kırılırken, en ılımlı fikirler radikalleşiyor'. Böylece neo-conların Afganistan ve Irak işgallerinin ardından Ortadoğu'ya demokrasi getirme tezi çöküyor.
Batı dünyası, Bush yönetiminin 'terörle savaş' adı altında uyguladığı stratejinin 'petrole egemen olma' dışında sonuç doğurmadığını nihayet itiraf etmeye başladı.
Eski ABD Merkez Bankası Başkanı Alan Greenspan, 'Çalkantılar Çağı' (The Age of Turbulence) adlı kitabında, Irak işgalinin ardındaki gerekçeyi 'petrol' olarak açıkladı.
'Kitle imha silahları' tarihe geçen büyük bir yalandı.
ABD şimdi aynı oyunu İran'ın 'nükleer programını imha etmek' üzere sahneye koyuyor.
İran kuşatmasında yeni aktör, Tony Blair'in yerini alan Fransa Cumhurbaşkanı Nikolas Sarkozy. Savaş tamtamları çalınmaya başlandı.
Bush, Irak'taki durumdan yakınırken, Güney Afrika'da ırkçılığa son veren efsane lider Nelson Mandela'yı örnek göstermiş ve 'Irak'ta ulusal uzlaşıyı sağlayacak Mandela'lar kalmadığını, çünkü bunları devrik lider Saddam Hüseyin'in öldürdüğünü' söylemiş.
Humeyni devriminden sonra 1990'daki Kuveyt işgaline kadar Saddam rejimini destekleyen, silahlandıran ABD yönetimleri değil miydi?
Petrol denizinin üzerindeki Irak bugün sefalet içinde.
Bugün Irak halkına sorulsa, 'Amerikan askerlerinin ülkeyi terk etmesinden başka bir şey istemezler!' ABD'nin Afganistan ve Irak politikaları radikal İslamı güçlendiren 'bumerang'a dönüştü. 1980'lerde Rusya'nın Afganistan'ı işgaline karşı desteklenen 'mücahitler' Taliban'ı yarattı. Birinci Körfez Savaşı ise Usame bin Ladin'i doğurdu.
The Guardian gazetesi, 11 Eylül bağlamında 'demokrasinin İslamcıların panzehiri' olmadığını yazıyor:
"Buradaki ironi şu: Yeni muhafazakârların öngördüğü gibi liberal partileri desteklemek yerine Müslümanlar, ABD müdahalelerine karşı çıkan partilerin peşinden gitmeyi tercih ettiler.
Dinci partiler, aslında dinle ilgili olmayan nedenlerle işbaşına geldiler. Dini partiler yoksulların gözünde, öyle ya da böyle, adaleti, dürüstlüğü ve kaynakların hakça dağıtımını temsil ediyor.
Biz cihadı bastırmaya çalışırken, asıl olguyu gözden kaçırıyoruz. ABD'nin Ortadoğu'daki sakar ve zalim politikaları devrim niteliğindeki değişikliklere neden oluyor. Bölgede, 1950'li yıllardan bu yana hâkim olan statüko kırılırken, en ılımlı fikirler bile radikalleşiyor."
İran'a saldırı felaket olmaz mı?
dsazak@milliyet.com.tr

Cafe