Burgazada sezon sonu izlenimleri
vmilorster@gmail.com
''Gün olur alır başımı giderim Denizden yeni çıkmış ağların kokusundaŞu ada senin, bu ada benim
Yelkovan kuşlarının peşi sıra
Dünyalar vardır, düşünemezsiniz
Çiçekler gürültüyle açar
Gürültüyle çıkar duman topraktan
Hele martılar, hele martılar
Her bir tüylerinde ayrı telaş
Gün olur, başıma kadar mavi
Gün olur, başıma kadar güneş
Gün olur deli gibi...''
Demiş, Orhan Veli.
Sanki Burgaz Adası için yazmış bu dizeleri.
Bir iki farkla.
Artık gürültüyü çıkaran çiçekler ve duman değil şairin dediği gibi.
Özellikle hafta sonları, sabahın erken saatlerine kadar, polisin kayıtsız bakışları arasında etrafa da ara sıra sataşan sarhoş gerzeklerin gürültüsü deniz ve martıların sesini bastırıyor.
Buna bir de bilimum motorlu araçların, su-çöp-yol yapımı-kereste alımı-sap ve saman taşıması falan derken çıkardıkları gürültüyü ekleyin.
Bir de sayıları giderek artan sahipsiz kedi ve köpeklerin ulumalarını.
İşin doğrusu şu ki, hikmeti kendilerinden menkul sözüm ona ''hayvanseverler'' kaş yapayım derken göz çıkarıyorlar. Üç ay süresince aşırı beslenen kedi ve köpekler, dokuz ay boyunca, ya açlıktan kuduruyor ya da birbirlerini boğazlamaya başlıyorlar.
Bütün bunlara rağmen ada hâlâ güzel. Lezzetli meyhaneleri özellikle hafta sonları dolup taşıyor.
İşte benim tavsiyelerim:
FİNCAN KAFE
Aslında, Cüneyt Türel’in dediği gibi ad yanlıs. Doğrusu ''marjinal kafe'' olmalı.
Marjinal çünkü hem müşterileri entel kesimden, hem de kendisini iki taraftan kuşatan büyük lokantalar arasında sıkışıp kalmış.
Buranın müdavimleri kendisi de adalı olan Rasim ve eşi Canan Hanım’ın arkadaşları. Zaman zaman bunlardan birinin mutfağa girdiği ve değişik ülke mutfaklarının ilginç yemeklerini hazırlamak için Canan Hanım’a yardım ettiği bile oluyor. Özellikle de yurtdışından bizde bulunmayan bir malzeme gelmişse.
Canan Hanım yaptığı işi seviyor, can-ı gönülden yapıyor ve bu yemeklere yansıyor. Kocası Rasim de sempatik ve hazırcevap. Buranın raconunu bilmeyen dışardan gelmiş müşterilerden biri rakıyı biraz fazla kaçırıp Canan Hanım’a gösterdiği ilgide ölçüyü biraz kaçırınca ''HOP ORASI REZERVE ARKADAŞIM'' diyerek adamı pataklamadan, işi espriye vurup, istediği sonucu kimseyi incitmeden ve tatsız bir durum yaratmadan elde edebilecek kadar da diplomat Rasim.
Canan Hanım her yemeği lezzetli pişirir fakat benim en sevdiklerim şunlar: Eski kaşarlı kroket, yufka böreği, kabak tava, közde patlıcan, topik, taze otlar ve midye tava. Midye tavayı güvenip yiyeceğim tek yer burası çünkü Rasim kendi dalıp çıkarıyor ve ayıklıyor midyeleri. Canan Hanım da gerçek bir tarator hazırlıyor. Ah bir de sarımsak konusunda bu kadar cimri davranmasa!
KALPAZANKAYA KIR LOKANTASI
Vapur iskelesinden Kalpazankaya’ya kadar yürümek şart, Burgaz’ın havasını alabilmek için. Ayrıca zamanlama da önemli. Mehtabın batısını bu lokantada seyrederseniz bu adaya aşık olur ve gelecek sezona ev kiralamayı düşünmeye başlarsınız.
Ayrıca yemekler hiç fena değil. Hatta bayağı iyi.
Bildiğimiz soğuk ve sıcaklar hazırlanıyor ama genellikle taze ve lezzetli çoğu. Ben bu yaz iki defa ziyaret ettim. Kopoglu ya da şaksuka denen sarımsaklı yoğurtlu patlıcan ve kabak her ikisinde de çok taze idi. Keza kroket ve paçanga börekleri de başarılı. Arnavut ciğer bir seferinde iyi, diğerinde vasattı. Karides güveçleri kesinlikle tavsiye edilir. Ayrıca eğer hafta sonları giderseniz mutlaka ''kuzu tandır'' bir tadılmalı. Kuyuda yapıyorlar. Dışı nar gibi kızarıyor ama içini kurutmuyorlar.
YENİ İDEAL
Buranın sahibi aynı zamanda Tarlabaşı’ndaki Asir meyhanesinin de sahibi. Güzel Rum mezeleri hazırlıyorlar. Yaprak ciğerleri genellikle taze. Önceden konuşursanız, uygun bir balık bulup, kaliteli bir buğulama yaparlar. Tek talihsizlikleri deniz kenarında olmamaları. Ancak bahçeleri çok sevimli, çaldıkları müzik kaliteli ve bangır bangır değil, çocukların oynayacağı bir yerleri var ve fiyatlar makul. Servis de iyi. Umarım siz de burayı ziyaret eder ve izlenimlerinizi bana iletirsiniz.
ŞARAP
2003 BAKUS BUTİK ŞARAPLARI-BOĞAZKERE
Bu şarabı Bursa’da Melih Karaer yapıyor. İstanbul’a geldiğinde bana denemem için verdi.Dürüstçe yapılmış, gereksiz makyajı olmayan bir şarap. Genç olmasına rağmen tanenler caydırıcı değil. Hafif tutun ve olgun erik bukesi olan, damakta yabani böğürtlen ve kuru erik lezzetleri bırakan, bitimi orta uzunlukta, asidite miktarı yerinde bir şarap. Şişe açıldıktan üç saat sonra daha güzelleşti ve içimi yumuşadı. Bu da yıllanacağını gösteriyor.
Umarım akıllı lokantacılar dikkat ederler bu markaya. Perakende fiyatı 25 YTL

