
Melih AŞIK
Açık Pencere
12 Eylül'den geri
Mevcut iktidarın geçen 5 yıldaki icraatını izlemiş olup asgari dürüstlük ve zekâya sahip olanlar AKP'nin özgürlükçü bir anayasa ile uzaktan yakından ilgisinin olamayacağını biliyorlardı. Bilmeyen ya da bilmez görünenler de uyandı. Dün Radikal'den birkaç habere bakmak yeterli... Manşet haber:
"AKP'nin sivil anayasa taslağı 12 Eylül ürünü 1982 Anayasası'nın getirdiği kısıtlamaları olduğu gibi koruyor."
İsmet Demirdöğen'in haberi aynı yönde:
"Refah Partisi'nin önerileri AKP taslağında yer buldu."
Refah Partisi'nin 1993 yılında yaptığı ama başaramadığı değişiklik önerilerinin birçoğuna yeni anayasa taslağında yer verilmiş...
Doçent Yücel Çağlar, "Taslak bu şekilde kabul edilirse devlet ormanları kapanın elinde kalır" diyor.
Prof. Yeşim Arat'ın bir saptaması: "Bu anayasayla eğitim İslamileşir."
AKP'nin gizli gündemini hayata geçirecek bir anayasadır yapılan...
Erdoğan, Hollywood artistleriyle iftar yemeği yiyecekmiş.
Yakışır... Koskoca Başbakan her zaman "Mersinli artist çiftçi"ye muhatap olacak değil ya...
Haldun Ertem
Cahit Kayra üstadımız "Yahu olacaksak bari İran olalım, Malezya olmayalım" diyormuş.
Neden diye sormuşlar...
- Hiç olmazsa onlar Amerika'ya kafa tutuyor, demiş...
- Dürüst milletvekillerini Başbakan'ın ABD gezisinin faturasını soruşturmaya davet ediyoruz. Bizim vergilerimizle, dişimizden tırnağımızdan artırdığımız paralarla, yetim hakkı gözetilmeden yapılan gezilere karşıyız... Hakkımızı helal etmiyoruz.
Çalıştığı kurumda okullar için yardım toplandığını kaydeden Ayşegül Hanım ekliyor:
- ABD'deki saltanatı gördükten sonra geri kalmış yörelerdeki okullara yardım etmek içimden gelmiyor. Daha önceki kampanyalara katılıyordum. Bu son yaşananlardan sonra eğitime gereken desteği devletin vermesi gerektiğini düşünüyorum. Cumhurbaşkanına, başbakanına özel uçak alan, onlarca pahalı makam araçları tahsis eden bir ülkenin Milli Eğitim'e verecek parası var demektir.
"Ben, bana dava açılmasından sonra 'habere ilişkin kanıt ve belgeleri mahkemede açıklayacağımı' hiçbir zaman söylemedim. Söylediğim şudur: 'Bana açılan dava hakaret ve iftira davasıdır. Oysa asıl, Nokta'nın ortaya attığı darbe iddialarına yönelik bir dava açılmalıdır. Böyle bir dava açılırsa, o mahkemeye elimdeki günlüğün tamamını teslim edeceğim."
Avukatlarım aracılığıyla Genelkurmay askeri savcılığına başvurarak, bu yönde bir dava açılması durumunda elimdeki belgelerin tamamını askeri savcılığa teslim etmeye hazır olduğumu belirttim. Yanıt gelmedi.
Son duruşmada ise, 'Alper Görmüş ortaya belge çıkaramadığı için mahkeme günlükleri (varsa) Başbakanlık'tan istemeye karar vermiş' değildir. Onu talep eden benim. Mahkemenin ardından gazetecilerin, 'Göndermezlerse mahkemeye teslim edecek misiniz?' sorusuna 'evet' cevabı veren de benim.
Söz konusu dava 'Nokta'nın ortaya attığı darbe iddialarına yönelik bir dava' olmadığı halde günlükleri teslim etme kararımın nedeni, böyle bir davanın açılabileceğine ilişkin inancımın giderek zayıflamasıdır.
Hiç merak etmeyin, 29 Şubat'ta şöyle ya da böyle günlüklerin tamamı mahkemenin elinde olacaktır."
(Bu konuya yarın da değineceğiz...)
Adana'da oruç tutamayan bir vatandaşın sigara yakması sonucu çıkan kavgada 7 kişi yaralanmış.
Görüldüğü gibi bizde sigaranın zararları bilinenin dışında özellikler de taşıyor...
Ahmet Nedim
m.asik@milliyet.com.tr

Cafe