
Meral TAMER
Erkekler de korkuyormuş Sayın Başbakan!
İşe bakın! Başbakan Erdoğan türban konusunda yaygınlaşan "mahalle baskısı" ile ilgili olarak "Kadınlar korkmasın" diye kadınlara çağrı yapınca, ben de cevaben "Biz kadınlar korkuyoruz Sayın Başbakan" diye yazmıştım. Yazıma en yoğun itiraz erkek okurlarımdan geldi:
- Kadınlar tabii ki korkacak. Sadece kadınlar mı? Erkek olarak ben de korkuyorum. (Behçet Süha Özmen)
- Kadınlar korkmakta haklı; zira oğlumun geleceği için ben de aydınlık bir ülke arıyorum. Bu ülke halen Türkiye, ama maalesef 5-6 yıla kadar çok şey değişecek gibi. (Dr. Cüneyt Tamam)
- Sadece kadınlar mı huzursuz? Benim için kalan hayat sürem çok önemli değil, yaşayacağım günler sayılı. (...) Türkiye'de yayılmakta olan İslam yorumunu ve siyasi düşünceyi, üniversite yıllarımdan ve meslek hayatım süresince iyi tanıdığımı sanıyorum. Ve korkan sadece kadınlar değil, bilesiniz istiyorum. (Nazmi Zeybek Türk)
Anlaşılan başbakan Erdoğan'ın benzeri bir güvenceyi erkeklere de vermesi gerekecek.
Korkusuz erkekler
Bu kadar yoğun e - posta bombardımanı arasında her cümlesinde Atatürk kelimesi eksik olmayan, Başbakan'ın güvencesine hiç ihtiyaç duymayan erkekler de var tabii:
"Sen korkuyorsan çek git. Biz, kanımızın son damlasına kadar vuruşarak Atatürk Türkiyesi'ni dincilere, yobazlara teslim etmeyeceğiz. Şimdiden kalpaklarımızı giydik bile..."
CHP'liler ve türbanlılar
2 grup okurumun temcit pilavı benzeri tepkilerini ise -kusura bakmasınlar ama- artık kesinlikle ciddiye alamıyorum:
1) Müzmin CHP'liler: "AKP lehinde yazılar yazdınız. Baskın Oran'ı desteklediniz. CHP'yi eleştirdiniz. Gözünüz aydın. Elbirliğiyle AKP'yi yeniden başa geçirdiniz. Türbanı siz getirdiniz" diye özetleyebileceğim söylem.
2) Türban militanları: "Biz bu ülkede yıllarca mağdur olduk. Yaşam alanına müdahaleye maruz kalmanın ne kadar acı verici olduğunu görmeye başladınız. Hiç değilse bundan böyle bir gün olsun bizim sorunlarımızı, sıkıntılarımızı da köşenize taşır mısınız?"
Var mı pes etmek?
Tesettürlü olduğunu özellikle belirten Safiye İbar adlı okurum ise bana "Türkiye'de iktidarlar her değiştiğinde hayat tarzımızı değiştirmeye kalksak vay halimize... Ben bugüne kadar hiç taviz vermeden yaşadım. Siz de boş korkularla psikolojinizi bozacağınıza, inandığınız davada sağlam durun ve ne olursa olsun taviz vermeyin" tavsiyesinde bulunuyor.
Hiç merak etmeyin sevgili Safiye Hanım. Ben hep bardağın dolu tarafını görürüm, hayatta pes etme gibi bir huyum olmadığını yakın-uzak beni bütün tanıyanlar bilir. Kesinlikle havlu atmam, moralimi de bozmam.
O zaman da bana haklı olarak yazımı neden "Kızımı da alıp gitmek zorunda kalabilirim" diye noktaladığımı soracaksınız...
Ben öteden beri insanların en yakınlarıyla bile konuşmaktan çekindiği, hatta kendine bile itiraf edemediği konuları pat diye söylemekten, açıkça konuşmaktan hiç çekinmem. Yeri geldiğinde yüreğimin taa derinlerindekini okurlarımla paylaşmakta da bugüne kadar sakınca görmedim.
Tecrübeyle sabittir ki konuşmak ve tartışmak, tünelin ucundaki ışığa ulaşmanın ilk adımıdır.
mtamer@milliyet.com.tr

Cafe