
Yaman TÖRÜNER
Çözüm
BDDK'nın sorumluluğu
Dünkü yazımda, İngiliz ekonomisinin, bizim 2001 yılı krizine benzer bir krizle karşılaştığını, İngiltere'deki krizle, 2001 krizimiz arasında birçok benzeşim olduğunu ve alınacak dersler bulunduğunu anlatmıştım.
1997 yılından beri İngiltere bankacılık sisteminde bize benzer bir yapılaşma var. İngiliz Merkez Bankası, kendisini sadece para politikasından sorumlu sayıp sadece enflasyona odaklanmışken, bizdeki Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu benzeri olan Financial Services Authority de bankaları denetliyor.
Krizin çıkmasıyla, ekonomi yönetimi sorumluluğu birbirine atmaya başladı. Merkez Bankası, kendisinin bankalardan değil, enflasyondan sorumlu olduğunu ve piyasaya likidite veremeyeceğini söyledi.
Financial Services Authority ise, bankaları denetlediğini ama sıkıntı halinde paranın Merkez Bankası tarafından verilmesi gerektiğini söylüyordu. Bu durumda, hükümet duruma müdahale etmek zorunda kaldı ve İngiltere tarihinde ilk kez olarak, Northern Rock'taki mevduatlara devlet garantisi verdi.
İngiltere şimdi, işe yaramayan Merkez Bankası bağımsızlığını tartışıyor. Financial Services Authority'nin işlevi de sorgulanıyor.
Bizde de riskli uygulamalar var
Farkında değiliz ama, bizde de Merkez Bankamız, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumumuz (BDDK) ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu arasında ciddi yetki karmaşası bulunuyor. Halen, herkes yetki alanını genişletmek istiyor ama bir kriz anında hiç kimse sorumluluk almak istemeyecek.
Öte yandan, özellikle BDDK'da işlerin bir an önce sonuçlandırılmasına yönelik bir alışkanlık oluşamamış durumda. Çeşitli konularda bankalara verilecek cevaplar, gereksiz yere geciktiriliyor.
Oysa, bankacılıkta zaman, tam anlamıyla paradır. Örneğin, bir bankanın alım satımı söz konusu ise, her geçen gün fiyat lehte veya aleyhte değişecektir.
Geciken bir cevap, aynen geciken adalet gibi, kurallara uyan için en büyük cezadır. Çünkü, zaman içinde sorulan veya çözümü istenilen konunun değeri değişir. Bu nedenle, 1986 yılında, Merkez Bankası telefonlarının hiç gecikmeden ilk çalışta açılması ve bankaların isteklerine derhal cevap verilmesi sistemini getirmiştim.
BDDK, bankaların sorularını gecikerek cevaplandırıyor. Satış gibi konularda ise, uzun brifing ve raporlar isteniyor. Bu istekler haklı ama karar olumlu veya olumsuz olarak bir an önce verilmeli.
Cevabı hazırlayıp kurula sunacak olan uzman, yaz tatiline gidebiliyor; başka işlere öncelik verebiliyor.
Bu durumda, BDDK kararı bekliyor. Yani, BDDK'nın işin bitirilmesini takip eden bir sistemi yok.
Bize benzer sistemlerin olduğu gelişmiş ülkelerde, BDDK benzeri kurumların karar verme süreci sınırlandırılmış durumda. Örneğin, FSA bir konuda 90 gün içinde cevap veremezse, izin alma ihtiyacı ortadan kalkıyor. Yani, soruya olumlu cevap vermiş sayılıyor.
Hem kurumlar arası yetki karmaşası hem de gecikmelerin önlenmesi konusunda, BDDK'nın mutlaka harekete geçmesi lazım.
BDDK Başkanı'nı beğeniyorum ve şimdiye kadar yaptıklarını destekliyorum. Bu konuların da üzerine gitmesi lazım.
ytoruner@milliyet.com.tr

Cafe