Şırıl şırıl suya karşı oruç sınavı
KONUKLARDAN ÖYKÜLER - Osman Sınav anlatıyor
Ramazan ayıydı ve oruçluyduk. Ortaokul son veya lise 1'deyim ve parasız yatılı okuyordum. Şimdi Georgia Üniversitesi'nde profesör olan erkek kardeşim o zamanlar ilkokul sondaydı. Ağustos ayıydı ve ben tatile gelmiştim. Babam seyyar manifaturacılık yapardı, pazarlara giderdi.
O yıl ramazan ağustosa rastlamıştı ve babam o gün pazara gitmeyecekti. Kardeşim babama, "Biz gidelim senin yerine" dedi. Kardeşimle bir minübüs dolusu manifaturayla Denizli'ye yakın bir köye gittik. Köyün meydanına çadır kurduk. Bütün manifaturaları indirip dükkân açtık.
Tam karşımızdaki meydanda, köyün tek su kaynağı olan bir çeşme var. Sürekli baca kalınlığında şarıl şarıl su akıyor. Oruçluyuz. Köyde sıcaktan in cin top oynuyor. Kedi köpekler bile bir gölgeye yatmış durumda. Biz de müşteri bekliyoruz. Dilimiz, damağımız kurudu. Suyun sesi giderek sanki bütün köyü kapladı. Bir süre sonra su sesinden başka bir şey duymaz olduk.
Arasıra gidip gargara yapıyoruz. Çeşmeyle çadırın arası 8 metre mesafe. Çeşmeye gidip kafamızı ıslatıyoruz, sergiye gelene kadar kafamız kuruyor. Öyle bir sıcak. Akşama kadar çok zorlanmıştık.
O sıcağı ve susuzluğumuzu unutmam. O gün hiç müşteri gelmedi. Para kazanamadık. Akşamüstü topladık sergiyi, iftara eve yetişmeye çalıştık ama yetişemedik. Yolda iftar açtık. 2-3 litre su içtik."
Yemek şova dönüşmemeli
Babamdan öğrendiğim bir şey var; "Allah açlıkla imtihan etmesin" derdi. Ben de hep aynı duayı ederim. İmtihan kelimesi bizim ailede çok kullanılır. Soyadımız da imtihan. "Sınav" oradan geliyor. Dünya aç insanlarla dolu, savaşta insanlar var, yiyecek arayan insanlar var, açlıkla savaşan insanlar var. Onu anlamak ve idrak etmek lazım.""Ramazan sofrası şenliktir ama israfa yol açmaması lazım. Ramazan inanılmaz bir yemek şovuna dönüşüyor. Bunu hiç doğru bulmuyorum. Tabii ki insanlar birbirlerine iftar vermeli ama bu yemek şovuna dönüşmemeli. Tam tersine, israfı önlemek yönünde, israfı anlamamız yönünde bir şey olmalı ramazan. Daha az yemeyi, israf etmemeyi öğrenmeliyiz.
Açlığın terbiyesi bu olmalı bence. Dünyadaki diğer aç insanların ne durumda olduğunu anlamamıza yol açmalı. Onlara yardım etmeliyiz.
Ramazanın öğrettikleri
Bence varlıklı her insanın her gün bir kişiyi doyurması lazım. Bunu tabii sadece ramazanda yapmamak, sonrasına da taşımak lazım. Yılda bir kez insan hatırlatılıyor ama paylaşma duygusunun artması lazım. Ramazan sosyal bir mesaj taşıyor.İnsanın aç kalmasıyla ilgili bir şey değil. Önemli olan bu algıların topluma yerleşmesi, sosyal yardımlaşmanın bir bakıma şahıslarla toplum arasında bir köprünün oluşmasına yol açması.
O yüzden ramazan deyince bunları düşünürüm. Aklımıza geldikçe "Açlıkla terbiye etme" diye dua etmeliyiz. En zor terbiye açlıkla terbiyedir.
İbadetler insanın kendisi için geçerlidir. İnsanların diğer insanlara karşı davranışlarında, paylaşımlarında katılımcı olmaları için lazım. Yoksa bizim aç kalmamız Tanrı'nın bir işine yaramaz. Tanrı bundan zevk de almaz. Bizim işimize yarıyorsa, aç insanların hallerini, bunu algılayabiliyorsak bu önemli.

