Del Bosque'ye oynamak!
Siz bu satırları okurken, Beşiktaş Jimnastik Kulübü, görevine son verdiği İspanyol Teknik Direktör Del Bosque'ye 8 milyon Euro tutarındaki tazminatını ödememeye devam ederse, rakam 400 bin Euro daha artmış olacak... Yüzde beş faiz!
Mehmet Çiftçi'nin Del Bosque'nin vekili Javier Ferrero Munoz'dan aldığı bilgiye göre, hukuksal süreç tamamlanmış durumda. Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi (CAS) tazminatın ödenmesine karar vermiş. Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nün İsviçre Federal Mahkemesi'ne yaptığı ve usül incelemesine dayalı itiraz reddedilmiş. Hüküm kesinleşmiş.
Patron FIFA!
Arada Beşiktaş Jimnastik Kulübü, Asbaşkan Levent Erdoğan'ın deyişiyle "Ağır Abi" FIFA'ya başvurarak, bir çözüm yolu bulunmasını talep etmiş.FIFA her iki tarafı dinleyerek, kesin bir "uygulama kararı" verecek...
Paranın ödenmesinden başka çare yok. Ödenmemesi durumunda FIFA yaptırımları devreye girecek. FIFA, tüm uluslararası spor federasyonları gibi CAS kararlarına uyacağını baştan taahhüt etmiş... Bu kararların hayata geçmesi için Del Bosque veya vekillerinin Türkiye'de bir mahkemeye başvurarak "tenfiz" (infaz / uygulama) kararı çıkarabilirler. Biraz zaman alacak bir yol... Ama sağlam bir yol. Bu yola hiç başvurmadan her iki tarafın kabul ettiği başka bir otoritenin kararını da bekleyebilirler. O otorite, tüm dünya futbolunun patronu FIFA... FIFA paranın ödenmesi için kendi iktidar alanında gerekli uygulamaları yapabilir. Bunlara itiraz edilmesine olanak yok. Ne Türkiye Futbol Federasyonu, ne de Beşiktaş Jimnastik Kulübü, FIFA otoritesine karşı gelebilir...
FIFA'nın kendi iktidar alanındaki uygulamalardan birincisi, "Beşiktaş'ın tüm uluslararası para akışının bloke edilmesi" olarak tanımlanıyor.
Beşiktaş, ithalat ihracat yaparak para kazanan bir şirket değil. Beşiktaş'ın dava konusu gelirlerinin tümü "futbolla ilgili" gelirler.
İşte zurnanın "zırt" dediği yer...
Şampiyonlar Ligi organizasyonunun tüm gelirleri, Beşiktaş'ın "futbolla ilgili" gelirleri... Bloke edilebilecek uluslar arası para akışı, Şampiyonlar Ligi'ndeki kazanımları.
Beşiktaş bu yıl Şampiyonlar Ligi'ne katılma hakkı elde ederken, 3 milyon Euro giriş ücreti, oynayacağı 6 maç için de sonuç ne olursa olsun 600 bin Euro'dan toplam 2 milyon 400 bin Euro kazanmış durumda.
Toplam 5 milyon 400 bin Euro'ya ek olarak grup maçlarında alacağı her beraberlik için 300 bin Euro, her galibiyet için de 600 bin Euro Beşiktaş'ı bekliyor.
O kadar kolay değil!
Geçen yıl Galatasaray başarısız sonuçlar aldığı halde 14 milyon Euro'ya yakın gelir elde etmişti... Varsayalım ki Beşiktaş da böyle bir gelir elde edecek...Peki paraları kasasına koyabilecek mi ?
O kadar kolay değil.
Şampiyonlar Ligi'ni UEFA düzenliyor. Ama unutmayalım ki, futbolun "Ağır Abi"si FIFA, aynı zamanda UEFA'nın da bağlı bulunduğu kuruluş. Genel Sekreter'in üç satırlık yazısıyla "blokaj" işlemi yürürlüğe girebilir.
Bu yaptırımın yanı sıra FIFA'nın TFF aracılığıyla Beşiktaş'ın Turkcell Super Lig'de kazandığı puanlardan 3-6 puanın silinmesi talebi de devreye girebilir. Beşiktaş her yıl uluslararası futbol piyasasına girip oyuncu alım satımı (transfer) yapıyor. Yabancı teknik adamlarla görüşmeler sürdürüyor. Şimdi şu soruyu sormak gerekiyor:
Teknik direktörünü kovup tazminatını ödemeyen bir kulüp, uluslar arası futbol ortamında ayakta durabilir mi?
Bu soruya "evet" yanıtını vermek o kadar kolay değil!
Beşiktaş Jimnastik Kulübü, paranın ödenmesi konusunda bir uzlaşma önerisiyle FIFA'ya gitmeli ve bu işi bir an önce bitirmeli!
Şampiyonlar Ligi'nde "Del Bosque için oynamak" parasal sorunları çözer de, kaybolan itibarı geri getirmez!
Ahmet Çakar'a
Sevgili dostum, yine bir cevher yumurtlayıp "Türk spor basını, ben de dahil, terbiyesizdir" demiş.
Bir reyting uğruna batan güneşlerin hesabını tutmuyorum artık...
Ahmet'e en güzel yanıtı da "O senin kendi terbiyesizliğin" diyerek zaten Ercan Güven vermiş..
Şimdi ben ayağa kalkıp bir TV programında - haşa - "Türk doktorları ben de dahil - terbiyesizdir" desem mesela...
Terbiyesizlik etmiş olurum da, lafımın kıymet-i harbiyesi de olmaz!
Çünkü ben doktor değilim...
Anlaşıldı mı Doktor Çakar?
Holosko, De Nigris
Beşiktaşlı yöneticiler, Manisasporlu Holosko'yu transfer etmek için yoğun çaba harcıyorlarmış.
Diyelim ki anlaştılar...
Bu transferin Ocak'tan önce bitmesine olanak yok.
Oysa Holosko bu yıl Türkiye'ye gelip göz kamaştıran bir oyuncu değil.
Yöneticiler Arjantin, Brezilya, köşe bucak Avrupa dolaşıp araştırırken, Holosko yine Türkiye'de idi. Bu kadar gecikmenin anlamı ne? Temmuz'da yap operasyonunu, şimdi de oynat!
Bu arada...
Gaziantepsporlu De Nigris de gol krallığı listesinin üstüne çıktı 5 golüyle... O da geçen yıl Türkiye'de futbol oynuyordu.
Yöneticilerimiz farkında değillerdi.
Bahse girerim, Ocak'ta uyanıp işi bitirmeye çalışan kulüpler olacaktır.
Bekleyelim.
Bu ne sitem Hakan Şükür!
Hakan Şükür, Galatasaray Kaptanı olarak Kasımpaşa maçı sonrasında maçla ilgili görüşlerini soran arkadaşlarımıza farklı bir pencereden bakarak yanıt veriyor:
"- Doğrusu Federasyon'un kararını anlayamadık... Yurtdışında bir Avrupa maçı oynayıp Cuma günü İstanbul'a dönebiliyoruz. Bizden bir gün önce oynayan Fenerbahçe, Bursa'da 20.30'da maça çıkmıyor. Biz ise gündüz saat 17.00'de oynuyoruz. Bunu anlamakta gerçekten güçlük çekiyoruz."
Hakan'ın bütün itiraz 3,5 saat için.
3,5 saat ama önemli...
Galatasaray'ın Kasımpaşa maçı oruç saatlerine denk geliyor... Fenerbahçe'nin Bursaspor maçı ise iftardan bir saat sonraya rastlıyor.
...Ve bu fark Hakan'ı rahatsız ediyor.
Keşke başka şeyler söyleseydi bize... Neden iyi futbol oynayamadıklarını daha iyi açıklayabilirdi.
Haber ve dedikodu
Gazeteciliğin en temel kuralı, dedikodu ile haberi birbirinden ayıran temel kriterleri unutmamak, göz ardı etmemektir.
"Ben dedikoducuların dedikoducusuyum" derseniz, sadece dedikodu yapmış olursunuz. Günahsız ve masum insanlar üzerinden de kurumları ve kişileri yaralarsınız.
Oysa sizi TV programlarına çağıranlar, size köşe verenler sizi "gazeteci"olarak kabul ediyorlar... Dedikoducu değil.
Yanılıyorlar mı acaba?
agokce@milliyet.com.tr

Cafe