
Hasan PULUR
Olaylar ve insanlar
İki sanat haberi...
BU hengâme arasında; Anayasa, babayasa, türban, rektörler, Başbakan ve ailesinin Amerika ziyareti derken, sanatla ilgili iki haber gazetelerde yer buldu. Buna da şükür...
Biri, "Yaşamın Kıyısında" filmiyle Oscar'a aday gösterilmek istenen Fatih Akın'ın, popülistlik yapmadan, yaranmak için atıp tutmadan söyledikleri...
* * *
ALMAN Der Spiegel dergisi soruyor:
"Kendini önemli Türk temsilcilerinden biri olarak görüyor musun?"
Şu cevaptaki dürüstlüğe bakın:
"Hayır! Her ne kadar, Türkiye'deki insanların benimle gurur duyması hoşuma gitse de, hayır!"
Fatih Akın, Almanya'ya küçük yaşta giden, işçi ana babanın çocuğu, orada büyümüş, oranın kültürünü almış, o kültürle yetişmiş, önemli bir sinema yönetmeni olmuş...
Başkası olsa, -öylelerini de biliriz- fırsat bu fırsat diye eğer çıkarları varsa, bir anda Türk olurlar, hem de en hızlı Türk...
* * *
BİR insanın doğarken Türk olarak doğması elinde değil, ana, babaya bağlı, ama yaşı gelince, kendisini anlayınca, bunu söylemesi kadar dürüstlük var mı?
"Hayır, ben önemli Türk temsilcilerinden biri değilim, ama Türklerin benimle gurur duymaları hoşuma gidiyor."
Ama bir diyeceği daha var:
"Türkiye'yi kötü gösteren bir şey yapmadım, Orhan Pamuk gibi yapmadım."
Fatih Akın, gelecekten de umutlu, Türkiye'nin gelecekte onun filminde eleştirdiği yapının değişeceğini de söylüyor.
* * *
ŞİMDİ Fatih Akın'a kızacaklar çıkacaktır.
Boşuna kızmayın, kendisini "önemli Türk temsilcilerden biri" saymayan, bunu açık açık söyleyen, sahtekârlık yapmayan bir başkası, yarın "Annem, babam Türk, ben değilim!" dese, kim bilir ne kadar yadırgayacaksınız.
Alışın bunlara alışın, "döneklere" alıştınız da böyle dürüst bir insana mı dayanamayacaksınız? (x)
İkinci sanat olayı, Yaşar Kemal'in "Teneke" oyununun İtalya'da Scala'da oynamasıydı....
Hikâyeyi bilirsiniz, "Teneke" Kadirli'de çeltik ekimi yüzünden ağa ile köylüler arasındaki kavgadır, kaymakam köylüden yana olsa bile, her zamanki gibi ağa kazanır.
* * *
OPERAYI seyreden Alin Taşçıyan finali şöyle anlatıyor:
"(...) sahnede iki karakter kalıyor; direnişi sürdüren başı örtülü Nermin ve toprağını Okçuoğlu'na satmayan tek köylü olan, boynuna fişeklik asıp eline tüfek alan Kürt Memed" (xx)
Eeee, ne var bunda?
Alin Taşçıyan, "Teneke operasının son tablosunda yönetmen acımasız bir eleştiride bulunmuş olabilir" diyerek kuşkusunu belirtiyor...
Ve hemen bu kuşkunun gereksizliğini vurguluyor:
"Peki, haksız mı?
"Koca yerkürenin tümüne baktığımızda gördüğümüz direniş simgeleri aynı değil mi? Din, etnik köken, toprak kavgası verenlerin dışında enternasyonalist, idealist bir direniş var mı, hukukun üstünlüğü, insanca bir düzen uğruna mücadele veren?"
Haklısınız Alin Taşçıyan, haklısınız...
Ne demek istediğinizi çok iyi anladık...
Zaten gizli kapaklı değil, açıkça yazmışsınız...
Opera'da zulme direnen iki kişi var, başı örtülü Nermin ve eli silahlı Kürt Memed!
———————
(x) (xx) 24 Eylül 2007, Milliyet.
h.pulur@milliyet.com.tr

Cafe