"Kızım Tibet'e gittikten sonra her yere gider"
"Deniz'in Gezi Günlüğü-Tayland" dört yaşındaki Deniz'in gözünden Tayland'ı anlatıyor. Annesi ve kitabın yazarı Müge Aral: "Çocuk büyütmek onun sadece sağlıklı olmasını sağlamak değil, onun dünyasını genişletmek ve ona dışarıdaki yaşamları gösterebilmek demek"
MELİS ALPHAN
Deniz Aral belki de Türkiye'nin en genç gezgini. Henüz dört yaşında ama çoğu Güneydoğu Asya'da 10'a yakın ülkeyi gezdi. E insanın babası Coşkun Aral olunca böyle bir şansı oluyor herhalde.
Deniz'in annesi Müge Aral ise boş durmadı, Deniz'in gözünden bu seyahatleri kitaplaştırma işine girişti. Serinin ilk kitabı "Deniz'in Gezi Günlüğü-Tayland" Ekin Yayın'dan çıktı. Kitapta annesi Deniz'i 13 yaşında bir kız olarak hayal etmiş ve onun maceralarını bu yaşta bir kızın bakışıyla kağıda dökmüş.
Tabii işin komik yanı, gittiği ülkeler arasında en çok nereyi sevdiğini sorduğumda, Deniz bütün bu ülkeleri es geçip "Dizland" diye yanıt veriyor. Hong Kong'daki Disneyland'i kastediyor aslında. Ve oradaki arkadaşlarını saymaya koyuluyor: "Minik fare, miki fare, vakvak amca, Goofy ve Flüto (Pluto demek istiyor)."
Aral ailesi biz Türklerin sokağa bile korkarak çıkardıkları çocukların pekala yetişkinler gibi gezilere çıkabileceğini herkese gösteriyor.
Bu kitap bir çocuk seyahat kitapları serisinin ilki mi?
Evet. İlki Tayland oldu, ikinci kitap Malezya. Malezya'yı yazmaya başladım. Üçüncüsü ise büyük olasılıkla Güney Kore olacak.
Bu seyahatleri Deniz'in gözünden kitaplaştırmaya nasıl karar verdiniz?
Başta bu bir belgesel projesiydi. Bir tane de yaptık ama belgesel görsel malzeme sunuyor. Deniz küçük bir kız, belgeselde ise büyük bir kız konuşuyordu. Ben de bunun üzerine kitap yapmaya karar verdim. Bu tarz bir kitap da yok pek ortada. Gülten Dayıoğlu'nun çocuklara yönelik gezi kitapları var fakat bu bambaşka bir şey. Benimki gezi anılarından ziyade, çocuğun gözüyle o ülkeyi anlatıyor. O yüzden hoş olur diye düşündüm. Elimde malzeme de var, kocam fotoğraf çekiyor. Bundan iyisi can sağlığı.
Kitabın ne kadarı Deniz'in izlenimlerinden oluşuyor?
Hiçbiri. Deniz çok küçüktü Tayland seyahatinde. İlk gittiğinde altı aylıktı, ikinci gittiğinde 1,5 yaşındaydı. Onun büyüdüğünü hayal ettim ve 13 yaşındaki Deniz'in gözünden yazdım kitabı. Klasik anne-kız çekişmeleri var kitapta. O yaştaki bir kızın dünyasında neler olabileceğini kendi çocukluğuma dönüp hatırlamaya, etrafı gözlemlemeye çalıştım. Ama Deniz "Benim kitabım" diye dolaşıyor ortalarda.
İlk kitap için Tayland'ı seçmenizin nedeni buranın Deniz'in ilk gittiği yerlerden biri olması mı?
Ondan değil ama ben Tayland'ı çok seviyorum ve oraya çok gittim. Tayland'da eksiğim yoktu. Bizim arka kapı gibi, sürekli bir Tayland seyahati var. Ben gitmesem bile Coşkun gidiyor mutlaka. Fotoğraf malzemesi de az olunca Coşkun iki kez daha gitti ve fotoğraf çekti.
"Tibet'te yetişkinler bile yükseklikten etkileniyor"
Deniz dört yıllık hayatı boyunca kaç ülkeye gitti?Dokuz-on ülke. Daha çok Güneydoğu Asya... Fransa, Tayland, Çin, Tibet, Hong Kong, Dubai, Singapur, Malezya, vs... Seyahatlere başladığımızda çok küçük olduğu için tepkilerini tam olarak belli edemiyordu. Ama şimdi Malezya'dan döndük ve "Anne neden burada insanlar İngilizce konuşmuyor? Neden biz orada İngilizce konuşuyorduk? Orası neresiydi?" diye soruyor. "Malezya'ydı" diyorum. "Burası Malezya değil mi?" diye soruyor. Tam oturtamıyor kafasında.
Doğduğundan beri gittiğiniz her yere yanınızda götürdünüz mü onu?
Götürdüm. Hiçbir yeri atlamadık.
Bu bilinçli miydi, yoksa bırakacak yeriniz olmadığı için mi götürdünüz?
Herkes "Ya ne yapıyorsunuz? Daha çok küçük bu çocuk. Bu kadar uzun uçuşa götürmeyin çocuğu" falan dediler.
E şimdi ilk çocuğumuz, o kadar deneyimli değiliz. Her şeyi yaşayarak öğreniyoruz. Götürdük, gayet de iyi geçti. Çok keyifliydi, hiçbir sorun çıkmadı. Döndüğümde "Siz niye korkuyorsunuz?" diye sordum etrafımdakilere. Bu seyahat bu kadar iyi geçince ben de her gittiğim yere götürdüm Deniz'i. Geçen yıl Tibet'e gittik. Artık "Çocuğum Tibet'e gittikten sonra her yere gider" diyorum.
Neden?
Tibet'te rakım yüksek olduğu için insan metabolizmasında değişiklikler meydana geliyor. Kusma, mide bulantısı, başdönmesi oluyor. Yetişkinler bile ilk gün iptal oluyor. Deniz'de de oldu tabii. İner inmez yarım saat sonra başladı. Koşullar bir çocuk için çok zorlayıcıydı. Deniz bunları atlattı. Hasta olmadı. Artık "Moğolistan'a bile götürürüm" diyorum.
Çocukla seyahat nasıl bir şey?
Güzel. Çocuk küçükken insan onun hijyenini ve fiziksel sağlığını düşünüyor. Tüm koşulları sağlamak lazım. Burada anneye görev düşüyor. Hamallık yapıyorsun, ilaçlarını, ıslak mendilleri yanında taşıyorsun. Ama çocuk büyüdükçe düşünüyorsun ki çocuk büyütmek onun sadece fiziksel sağlığını sağlamak değil, psikolojisine de bir şeyler katmak, dünyasını genişletmek ve ona dışarıdaki yaşamları gösterebilmek.
Bu imkana şu an sahibim ama ileride sahip olmayabilirim. O yüzden bu süre içinde onun dünyasını ne kadar renklendirirsem o kadar iyi. Bir kişiliği var ve ben bu gezilerle onun kişiliğinin renklendiğine inanıyorum.
İnsan çocukken gittiği yerleri pek hatırlamaz ama.
Biz Coşkun'la bunu konuşmuştuk. Evet, insan hatırlamaz ama bir koku duyar ve dejavu olur.
"Uçak yolculuğunun süresi önemli"
Gördüğü yerleri mümkün olduğunca unutmaması için bir şeyler yapıyor musunuz?Fotoğraflara sürekli bakıyoruz, konuşuyoruz. Ama çocukların hafızasının bir yaşta sıfırlandığını duymuştum bir yerde. Ben ona hatırlatmaya çalışıyorum. Bebekken yaptığı seyahatleri tabii ki hatırlamıyor. Bebekken yaptığı seyahatler işim içindi, emzirme süreciydi ve bırakamıyordum. Ama hafıza sıfırlansa bile şu yaşında yaptığı seyahatler Deniz'in bütün adaptasyon sorununu ortadan kaldırdı. Yeni bir ortama girdiğinde her çocuk adapte olmakta zorluk çekiyor. Deniz'in öyle bir sorunu yok artık.
Çocukla seyahatlerde neler yapılmalı, neler yapılmamalı?
Her şeyi yapabilirsiniz ama bir tek Çin'de çok merdivenli tapınaklara çıkarken Deniz'i yanıma almamıştım ya da Çin Seddi'ne götürmemiştim, yoruluyor çünkü.
Zaten artık dünyada her yerde her şey var. Tamam, gittiğin yer senin evin değil ama her şeye sahipsin. Market yakında; yakında bile olmasa araba tutup gidebiliyorsun.
Çok da abartıldığı gibi değil. Önemli olan sadece uçak süresi.
Coşkun Aral: "Türklerin dünya insanı olmamasının nedeni çocuklarını gezdirmekten korkmaları"
35 yıldan beri dünyayı geziyorum. Gittiğim bir ülkede görüyorum; başka ülkelerden gelenler hiç konfor aramadan aileleri ve çocuklarıyla geliyorlar. Bizim aile efradına bunu anlattığım zaman "O çocuklar hastalanır. Ne yer, ne içerler?" gibi korkuları oluyordu. Bizden insanların dünya insanı olmamasının nedeni çocuklarını gezdirmekten korkmaları en başta.
Etiyopya'ya gittiğimde çiftlerin o zor koşullarda bile çocuklarıyla beraber olduğunu gördüm. Tabii ki bizim aile yapımızdaki korumacılık fikir bazında bunu hemen reddediyor. Ben geç evlendim, geç çocuk sahibi oldum. Yıllarca eşim ve gelecekteki çocuklarımla beraber, yıllardır tattığım o gezi keyfini tatmayı hayal ettim. Müge'yle tanıştık. Ortak noktalarımızdan biri gezmekti. Bir yıl sonra çocuğumuz olduğunda daha 10 günlükken aile tartışmasına rağmen onu seyahate götürdük.
Bir şeyi kanıtladık: Çocuk da gezer. Doğumunun ilk haftalarında Güneydoğu'da bizlerle beraber dolaştı. Anne sütünün bir özelliği var. Deniz'in o ilk aylarda bizden daha sağlıklı, bağışık olmasını sağladı. Bunu izleyen aylarda yaptığımız gezilerde ufak tefek rahatsızlıklar yaşadı ama bütün bunlar o bölgede var olan gerçeklerdi. Ama Türkiye'de de olsan başka bir yerde de, bu tür şeylerle karşılaşacaksın. Çocuğun steril büyümesi gibi bir şey söz konusu olmamalı. Bu ülkede, dünyada yaşayacaksa bu yolculukları baştan yapması lazım.

Cafe