Kyoto çekincesi
Türkiye, yaşanılır bir iklim için sera gazını kısıtlayan Kyoto Protokolü'nü, sanayisinin gelişmesini yavaşlatacağı ve 20 milyar dolarlık yeni bir yatırım gerektireceği için imzalamaktan çekiniyor
Yıldız Yazıcıoğlu - Ankara
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Özel koşullarının dikkate alınması durumunda, Türkiye Kyoto Protokolü'ne taraf olunmasına olumlu bakar" açıklaması üzerine, söz konusu "özel koşullar" gündeme geldi.
Türkiye, iklim değişikliğini önlemek için sera gazı salınımında kısıtlamayı hedefleyen 1997 tarihli Kyoto Protokolü'ne imza atmaktan çekiniyor. Bunun nedeni de şöyle: "Sera gazı seviyesini 1990'dakinden yüzde 5 oranında aşağıya çekme" koşulu ve bunun "20 milyar dolarlık yatırım gerektirmesi."
Erdoğan, BM Genel Kurulu'nda, 2012'ye kadar imza atılması düşünülmeyen Kyoto Protokolü'ne daha erken bir tarihte imza atılabileceğinin sinyalini verdi. Erdoğan, Türkiye'nin "gelişmekte olan ülke kategorisi"nde olduğunun dikkate alınarak, sera gazı salınımı konusunda özel statü verilmesi gerektiğini vurguladı.
Türkiye'nin sıkıntısı
Protokole imza attığında, Türkiye kömür kullanımından vazgeçecek. Türkiye, protokolde hedeflenen sera gazı emisyonundaki düşüşü sağlamak için otomotiv, kâğıt sektörü ve enerji santralları gibi pek çok sanayi tesisinde filtreleme sistemleri kurmak zorunda kalacak. Bunun maliyeti ise en az 20 milyar dolar.Protokolün, "Sera gazı seviyesini 1990'dakinden yüzde 5 aşağı çekilmesi"ni öngörmesi, 1990'dan beri sanayi tesisi sayısını artırarak ekonomik büyüme sağlayan Türkiye açısından sıkıntıya yol açıyor.
Türkiye, protokole imza atarak kendi sanayisini kısıtlayacak bir düzenlemeye gitmekten çekiniyor.
Değerler arttı
BM'ye sunulan "1. Ulusal İklim Değişikliği Raporu"nda, Türkiye'deki değerler şöyle verildi: Toplam sera gazı emisyonu 1990'da 170 milyon ton, 2004'te 297 milyon ton. Atmosfere salınan karbondioksit gazı (CO2) 1990'da 140 milyon ton, 2004'te 242 milyon ton.2004 yılı verilerine göre, kişi başına düşen karbondioksit gazı (C02) emisyon miktarı, AB ülkelerinde 9 ton, OECD ülkelerinde 11.1 ton ve dünya ortalaması 4 ton. Türkiye'de bu 3.4 ton.
Protokol imzalanırsa, kömürle ısınmaktan tümüyle vazgeçilerek AB ülkelerindeki gibi doğalgaz tüketilmesi, metan gazı emisyonuna neden olan açıkta çöp depolamaktan vazgeçilmesi gerekiyor.
Petrol ve petrol ürünlerine dayalı kara taşımacılığının en az seviyeye indirilerek, raylı sistem yatırımlarına geçilmesi öngörülüyor.

