KONUKLARDAN ÖYKÜLER
Eski ramazanları mı özlüyoruz, gençliğimizi mi?
Çetin Altan anlatıyor
Eski ramazanları özleyen yaşlılara rastlanır dünyamızda. "Nerede o eski bayramlar?, nerede o eski ramazanlar" derler. Sayılı günlerdir çünkü, gerek ramazanlar, gerekse dinsel bayramlar. Bir anda eski bayramlar ve ramazanların özlemini duyan kişileri, o özlemini duydukları dönemlerin ramazanlarına götürebilsek. Yani elektriksiz, cep telefonsuz, televizyonsuz, radyosuz dönemlere.
"Acaba ne yaparlardı?" diye de düşünmek gerekmez mi? Çok matrak bir şey olmaya başlardı. Acaba onlar eski ramazanların, eski bayramların özlemini çekerken, biraz da kendi gençliklerinin özlemini mi çekiyorlar.
Daha ileri oyuncaklar var
Şimdi, geçmişi özlermiş gibi olan yaşlılar aslında gençliklerini özlüyorlardır. Ola ki, geçmişlerine dönebilseler, hakikaten eski zaman deyimiyle televizyondan, elektrikten, cep telefonundan, internetten kopmamak için -dört nala- geri dönerlerdi.O bakımdan eski ramazanlar ballandırılarak anlatılır ama aslında da her gün yazı yazmak zorunda olan yaşlı kalemler, güzel bir sefertasından, anı sepetinden "Benim zamanımda atlı karıncalar vardı, beni de oraya evdeki bakıcı götürürdü, üstüne binerdim, ne güzeldi" diye yazar. Bugün atlıkarıncayı çok aşan başka oyuncakları var yeni çocukların.
Bir de başka bir açıdan baksak, bugünkü ramazanları, bayramları yaşayan yeni delikanlı olmaya başlayan veya genç kızlığa yeni adım atmış gençleri alıp bir anda eski bayramlara, ramazanlara götürsek aman Allah'ım bunalır kalır zavallılar. Yani bütün bunlar görecelidir...

