Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 28 Eylül 2007 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Süreyya'dan aryalar yükselecek

80 yıllık Süreyya Sineması, konser ve opera salonu olarak 27 Ekim'de kapılarını açıyor. Binanın ana salonu büyütüldü, Balo Salonu yeniden yapıldı. Naci Kalmukoğlu'nun tablo ve tavan süslemeleri onarıldı. Dev avizeler tasarlandı

BAHAR BAKIR

Süreyya'da buluşuyoruz, Süreyya'ya gidiyoruz" cümleleri özellikle Anadolu yakasında oturanlar için çok bilindiktir. Birçok kişinin Süreyya Sineması ile ilgili bir anısı vardır. Bahariye Caddesi'ndeki sinemanın güzel akustikli bordo salonunda film seyretmek bambaşka bir zevkti. Sinema uzun zamandır kapalıydı. Hatta o dönemde Tansaş AFM, As ve Ocak sinemaları da kapatılmak zorunda kalmıştı.
İşte Kadıköy Belediyesi'nin 49 yıllığına devraldığı Süreyya Sineması, şimdi Süreyya Konser ve Opera Salonu'na dönüştürülüyor. Projenin müdürü ise şu an Bursa'da Türkiye'nin en büyük opera binasını (1800 koltuklu) yapan mimar Cafert Bozkurt.
Proje yaklaşık 9 milyon dolara mal olmuş. 27 Ekim'de de Rengin Gökmen'in şefliğinde Ahmet Adnan Saygun'un "Yunus Emre Oratoryosu"yla perdesini açmaya hazırlanıyor.
Sinema, Paris'teki Champs- Elysee Tiyatrosu'na benziyor
Süreyya Sineması'nın en çok klasik tarzda inşa edilmiş kırmızı salonuna hayran olduğunu söyleyen Cafer Bozkurt "Burası sevgililerin, arkadaşların buluşma noktasıydı. Eşlerin localarda el ele oturduğu bir yerdi. Burası binayı inşa ettiren Süreyya İlmen'in parası olmadığı için tamamlayamadığı bir yer. Restorasyonla manevi mirasını yerine getirmiş olduk" diyor.
Bozkurt, Süreyya'nın hol kısmı Paris Champs-Elysee Tiyatrosu'na benzediğini belirtiyor. Binada art deco tarzı hakim ve tüm yenilemeler orijinaline uygun olarak yapılmış.
Binanın 80 yıl önceki alçı kalıplarını Tophane'deki bir atölyede bulan Bozkurt, binayı ona uygun olarak yaptıklarını belirtiyor: "Tüm yer mozaikleri korundu. Binaya klima sistemi yapıldı. Çatıya kiremit yerine metal kaplama döşendi. Süreyya Sineması'nın ambleminden yola çıkarak birçok avize tasarlandı. Tüm aydınlatma ise LED sistemi ile sağlandı. Binanın önündeki kaldırım ve basamaklar beyaz blok mermerle kaplandı. Ayrıca Champs-Elysee'deki lambaların aynısı yaptırılıyor."
Süreyya'yla birlikte tarihi yeniden canlandırdığını düşünen Bozkurt, Atatürk Kültür Merkezi'nin (AKM) yıkılmasına da karşı:
"Süreyya çok şaşaalı bir bina ama AKM'nin yerini tutamaz"
"Kentsel bellek diye bir şey var. Taksim'i meydan yapan duvarlardan biri AKM. O yüzden yıkılamaz. Bina için ne denirse densin, teknolojik olarak eski de olsa, bugün İstanbul'da onun yerine konacak başka bir bina yok. Süreyya çok şaşaalı ama AKM'nin yerini tutamaz. Çünkü AKM 1270, Süreyya 500 koltuklu. Süreyya'da bir Mozart operası oynar ama bir 'Kuğu Gölü' ya da Bolşoy oynayamaz."

İlk müdürü Nâzım Hikmet'in babası

Kadıköy'ün yaşayan tarihi Süreyya Sineması, o zamanki adıyla Süreyya Opereti Binası bundan 80 yıl önce,
6 Mart 1927'de açıldı. İşgal döneminde Süreyya İlmen'in başkanlığını yaptığı bir dernek 1922'de parasızlık nedeniyle kapanma tehlikesiyle karşı karşıya olan okulların yararına Apollon Tiyatrosu'nda (bugünkü Rexx) büyük bir müsamere düzenlemek istedi. Tiyatro, Kadıköy Rum Kilisesi'nin malıydı. Parasal sorunlar yüzünden müsamereye izin verilmedi. Bunun üzerine İlmen de Kadıköy'de modern bir sinema ve tiyatro binası inşaatına başladı.
1930'da sesli filmlerin gösterilmesi için gerekli değişiklikler yapıldı, "Broadway Melodisi" ile ilk sesli film gösterildi. Sinemanın ilk müdürü Nâzım Hikmet'in babası Hikmet beydi. İlmen 1950'de sinemayı Darüşşafaka Cemiyeti'ne bağışladı. İşletmeciliğini de İlmen'in torunları üstlendi.
1994'te son teknolojiyle donatılsa da korsan yayıncılığın artması ve büyük sinemaların açılmasıyla kapandı.

Balo Salonu triko atölyesi olarak kullanılıyordu

Restorasyonla Balo Salonu'ndaki triko atölyesi sökülüp eski haline kavuşturuldu. Duvarlar açık yeşile boyandı ve varak süslemeler eskisine uygun olarak yapıldı. Salona Kalmukoğlu'nun resimleri yerleştirildi. Binanın sembolünden türetilen dev avizeler eklendi.

Kalmukoğlu'nun tabloları ve tavan süslemesi restore edildi

Süreyya'nın 500 kişilik ana salonundaki sahne genişletilerek bir opera sahnesi yapıldı. Daha derin ve oval bir hale getirildi. Sahnenin altına iki kat sanatçı odası inşa edildi. Bunun yanı sıra 70 kişilik bir orkestra çukuru yapıldı. Bu çukur platform asansörlü, gerektiğinde sahneye çıkıyor.
Naci Kalmukoğlu'nun (gerçek adı Ivanoviç Kalmukov) tavan süslemeleri ve orijinal tabloları restore edildi.
Salonun geneliyle uyumlu bordo renkli ahşap kadife kumaşlı koltuklar İspanya'dan sipariş edildi. Halıya, kapılara ve koltuklara binanın armaları dikildi.


PAZAR
Ölümünün 40'ıncı yılında Che Guevara
"Ferhunde bir kedi gibi"
Süreyya'dan aryalar yükselecek
Müzik ve pop üzerine birkaç söz
2 bin 360 yazarlı gazete
"Bir edebiyatçı göklerin bilgeliğine ve mitolojiye sırtını dönemez"
"Travma geçiren her toplum 'Biz kimiz?' sorusunu sorar"
Kör limoncuyu unutmayın lütfen
Ramazan sofraları
Bilimkurgu nal topluyor
Başkent alkolsüz düzene geçti
Nasıl bir aşçısınız?
Kuzu şiş pamuk gibiydi
İki asırlık anayasa tecrübemizi kimse hafife almasın
Aşkın kitabı yazılmalı yeniden
"Eyvah! Çocuğum Okula Başlıyor"
Viskiyle biranın "babası" öldü





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

   
© 2006 Milliyet