|
 |
|
|
Viskiyle biranın "babası" öldü
Dünyanın en ünlü içki yazarı, viskinin ve biranın birer kültür ürünü olduğunu kabul ettiren büyük uzman Michael Jackson 65 yaşında vefat etti...
myalcin@turk.net
Bahardan kalma, sıcak bir şubat öğle sonrası... Efes Pilsen yöneticileri ve bir grup yeme içme yazarı, Boğaz'ın kıyısında, Feriye Lokantası'nın terasında oturuyoruz. Yanımdaki dağınık saçlı, gür sakallı ve gözlüklü adama, siyah kapaklı eski bir kitap uzatıyorum. Bakar bakmaz heyecanlanıyor, "Nereden buldun bunu? Bende bile yoktur belki. Sadece bir kez basılan ilk kitabım!" diyor. Ve ardından, "İngiliz Pub'ı-Bir Sosyal Fenomen" adlı kitabını imzalıyor.
İmzalarken de, "Gelecek vaat eden bir yazardan, gelecek vaat eden bir yazara" anlamında bir kelime oyunu yapıyor. Bir içki yazarı olarak, içki yazarlığı denilen kurumun öncüsü ile söyleşmek, unutulmaz bir keyif.
Kolay değil, 20 yıla yakındır kitaplarını okuyor, onlardan besleniyorum. Birlikte yemek yiyor, üç saat kadar sohbet ediyor, içki dünyasıyla ilgili ilginç yorumlarını dinliyoruz.
Lafını sakınmayan yazar
Dünyanın en ünlü, kitapları en çok satan ve en çok tanınan içki yazarı Michael Jackson'dan söz ediyorum. Kendisinden çok daha genç ama ondan önce ünlü olan siyahi şarkıcı Michael Jackson'dan dolayı, "öteki Michael Jackson" denilen M. Jackson'dan...
Yazarlığı daha çok viski ve bira üzerine yoğunlaşan, bu yüzden iki içkinin de arpadan yapılmasına atfen "arpanın gurusu" denilen Jackson, onlarca kitap ve binlerce yazı yazmış, bir dolu da televizyon programı çekmiş çok verimli bir yazardı.
Ancak son yıllarında hareket kabiliyetini kısıtlayan parkinson hastalığının pençesinde kıvranıyordu.
İstanbul'a geldiğinde hastalığı ilerlemeye başlamıştı. Beyni dipdiriydi ama bedeni bu diriliği taşıyamıyordu. Jackson'ın kalbi, bu mücadeleye dayanamadı ve geçtiğimiz günlerde Londra'daki evinde durdu. Büyük yazar, Amerika'nın butik biraları ve parkinsonla yaşama temalı iki kitabın hazırlıkları içindeyken, 65 yaşında aramızdan ayrıldı.
İngiltere'nin Yorkshire şehrinde doğan ve lise yıllarında yerel bir gazetede çalışmaya başlayan Jackson, kaliteli biraları bu yıllarda keşfetmişti. Bir süre de İskoçya'nın başkenti Edinburgh'da çalışmış, burada da başka yerlerde bulunmayan yerel malt viskileri tatmış ve hayranı olmuştu. Zamanla, önce biralar sonra viskiler hakkında yazmaya başladı ve yazdıkları büyük ilgi gördü.
Üstat "Eskiden 'Bira, biradır, viski de viski... Ne yazılabilir ki?' diye düşünülürdü. Ama benim yazılarımdan sonra onlarla ilgili yazmak ve okumak ilgi çekici olmaya başladı. İngiliz şarap yazarı Hugh Johnson'ın 'Dünya Şarap Atlası'nı çıkararak şarabı demokratikleştirmesindeki gibi, ben de 'Dünya Bira Rehberi' ve ardından da 'Dünya Viski Rehberi'ni yayınladım" diyordu.
Jackson bu kitapları yazar ve BBC televizyonunda da "Bira Avcısı" programını sürdürürken, malt viskiler de keşfedilmeye başladı. Jackson'ın tüm malt viskileri tek tek, üstelik de tadım notları ve yüz üzerinden puanlarıyla tanıttığı "Malt Viski Dünyası" kitabı, bu dönemde viskinin bu en güzel çeşidini keşfetmek isteyenlere ilaç gibi geldi.
Michael Jackson'ın yazarlığının diriliği, övgü kadar eleştiriden de sakınmamasından geliyordu. "İçki şirketlerine eşit mesafede olmak" adına kokmaz-bulaşmaz bir yazarlık tarzını tercih etmedi, açık sözlü bir viski ve bira eleştirmeni oldu. Viskilere kıt puanlar verdi, tadı bozulanları teşhir etti, kendisine en sevdiği biralar ve viskiler sorulduğunda diplomatik davranmadan adlı adınca bunları söyledi.
Özellikle birada, üretimin giderek sanayileşmesinden dolayı lezzet ve karakter kayıpları olduğundan yakınıyordu. Ama asla tutucu değildi, viskilerdeki çeşitlenmeden de memnundu.
Okura taviz vermezdi
Okuruna karşı da fazla tavizkar olmayan kişilikli bir yazardı Jackson. Türkiye'de de iyi kitabevlerinde bulunan "Whisky" adlı son kitabının kapağı için editörlerle tartışmıştı. O, "copita" denen, şarap bardağını andıran viski tadım bardağını kapakta istemiş, editörler "Okuyucu o bardaktan anlamaz. Herkes viskiyi normal bardakta görmek ister. Daha çok okuyucu kitabı alacakken almaz" demişlerdi. Bunu anlatırken "Daha çok okuyucunun canı cehenneme!" diyordu.
Viskileri ve biraları tüm dünyaya tanıtan, onların alkollü birer içki olmanın ötesinde birer kültür ürünü, birer insanlık hazinesi, birer lezzet nüansı olduğunu keşfettiren büyük yazar öldü... Ne mutlu ki, geriye bir bölümü Türkiye'nin iyi kitabevlerinde bulunabilen onlarca kitap bıraktı.
Öteki dünyada, çok sevdiği viskileri, biraları bol olsun...
|
|
|

|