Gri hücreler, pop, top
Geçen hafta "İstanbul'un İnter'i ile Milano'nun Fenerbahçe'si" başlıklı yazıyı yazınca bugün bunları ilave etmem farz oldu.
Belki bu defa anlaşılırım.
***
Massimo Moratti İnter'in başına geldiği günden beri Giuseppe Meazza'da İnter'in İnterli'ye keyif veren üç maçını seyretmedim.
İki maçını da...
Size komik gelecek ama...
Bir maçını da...
Olur mu ya, diyebilirsiniz.
Ama oluyor...
Olmuşu var.
Veya belki...
Bir iki keyifli maçı varsa da...
Gözümden kaçmış.
***
İnter, Moratti'nin döneminde yıldızlar topluluğu oldu.
Her sene.
Ama...
Senelerdir takım olamadı.
Topluluk oldu.
Önce İnterli'yi heyecanlandırıyordu bu durum.
Ve...
İşin kötüsü, İnterli'yi heyecanlandıracak yıldız kalmadı dünyada.
Hala varsa da...
Onlar da gelse bir şeyin değişmeyeceğini biliyor İnterli.
Ve...
En kötüsü de bu.
***
Mesela geçen sene her İnterli yatağa yatarken dua ediyordu, "Allahım bu Milan inşallah bu sene Avrupa şampiyonu olmaz".
Şampiyonluklarının tadının kaçmasını istemiyorlardı.
Ama Milan Avrupa şampiyonu oldu.
Tatları tuzları kaçtı.
Havaları da...
İtalya Ligi'nde silinen puanlardan dolayı İnter'in şampiyon olduğu sene Avrupa'daki en büyük kupayı Milan aldı.
Bu İnterlilerin sinirlerini de bozdu.
Üstelik Milan'ın teknik direktörünün en çok eleştirildiği seneydi.
Üstelik iki üç yıldız hariç Milan'ın artık bir Rönesans geçirmesi gerektiğinin en çok söylendiği seneydi.
***
İtalya'nın her üst düzey takımının defansında hemen hemen bir iki tane 35'lik yıldız var. Yoksa da yaşları küçültülmüştür bir ikisinin.
Çoğu kaptanları takımlarının.
Mesela Milan'ınki Paolo Maldini, 37'sini bile geçti.
Kimse ne satıyor ne de satmayı düşünüyor.
O'nun varlığı yetiyor.
Baba İtalyan, ana İtalyan.
Milan'ın iskeleti de İtalyan, yabancıları o iskeletin etrafına serpiştirilmiş.
Mesela İnter'in kaptanı Javier Zanetti.
Arjantin'li...
İkinci kaptanı da yabancı üçüncü kaptanı da.
Hatta dördüncüsü, beşincisi de...
Moratti bir İtalyan kaptan bulmak için sağ kolunu vermeye hazır.
Bulamıyor.
Olanları da göndermiş.
***
Fenerbahçe'ye yenilince tüm Milano "bu takımda İtalyan yok, takım karakteri de yok" diyor.
Geçen hafta da demiştim.
Başkanın başının etini yiyor.
***
Fenerbahçeli iki şeye sevinmeli.
Birincisi...
İnter gibi pırıltılı bir takımı eze eze yendiği için.
İkincisi...
İnter modelini çok yakından gördüğü için.
Üstelik buna daha çok sevinmeli.
Ve...
Milan'la da oynamışlardı.
Farkı gördüler.
Köşenin bu köşesi ilk okunmalı (bence)
Önce...
Gri hücreler beyinde algılama, düşünme, hatırlama faaliyetlerini düzenliyor.
Bilirsiniz...
Bir araştırmaya göre sayıları azaldıkça mesela "pop"tan hoşlanma artıyormuş.
Bence "top"tan da...
Öyle gözüküyor.
***
Sonra...
Gri hücreleri azalanların dikkatine...
Bu yazı Fenerbahçe'nin İnter karşısındaki görkemli futboluna, galibiyetine gölge düşürmek için yazılmamıştır.
Geçen haftaki de...
Ve...
Bu iyi biline.
***
Hayatlarındaki en önemli şey top olan, hayatları tuttukları takımların çığırtkanlığını yapmakla geçen bir grup yazar sizleri bu hale getirmiş.
Maalesef.
Bu da biline...
***
Bu yazıyı gri hücreleri azalanlar ve yok olanlar okumasınlar.
Ne onları faydası olur ne bana...
Bana zararı da olur.
Okuyacakları yeteri kadar yazar da var.
Bir şey kaybetmezler.
Brezilya ailesi ve dizisi II. bölüm...
Geçen hafta Zico'ya arka çıkan ve Zico'yu destekleyen bir yazı yazdım.
Her zamanki gibi.
Zico'nun buna ve bana hiç ihtiyacı olmadığı halde.
Ben kiiim...
O kim.
***
Zico'yu zırt pırt yerden yere vuran, onunla dalgasını geçen bazı arkadaşlarımızı eleştiren bir yazıydı.
Zico'yla Mico'yla alakası yoktu.
***
Onlarca mail aldım, hatta yüzlerce.
Ne anam kaldı ne anneannem.
Valla billa...
"Hepinizin niyeti bu Zico'yu kovdurmak, siz kim o kim" gibilerinden onlarca, yüzlerce mail.
O amigo yazar tipinin delirttiği, çıldırttığı bir sürü adam.
Gözleri dönmüş hepsinin.
Taraftarın üstünden prim yapma arzusu milletin beynini dumura uğratmış.
Gri hücrelerini yok etmiş.
Galatasaraylı'yım ya...
Diğerleri gibiyim.
Öyle zannediyorlar..
Ve...
Kabahat onlarda değil, onları bu hale getirenlerde.
***
Her yazı yazan, her yorum yapan teknik direktör olunca onları okuyan, dinleyen, seyreden de yavaş yavaş öyle oluyor.
Teknik direktörler yeni teknik direktörler yaratıyorlar.
Yetiştiriyorlar.
***
13.000 filanmış teknik direktör sayısı.
800 küsur tane de takım varmış.
12.000 küsuru boşta yani.
Hâlâ talep var bu mesleğe.
***
Geçen gün 11-12 yaşlarındaki bir çocuk Radyospor'u aradı, canlı yayında Zico için neler söyledi neler.
Ne dediği de anlaşılmıyor, ne istediği de.
Vah vah vah...
Bu iş ne hale gelmiş.
Programcı oralı bile olmadı, hattan da almadı, hatta konuşmaya devam etti.
Ve...
Bu işleri bu hale getirdi bir kısım arkadaşımız.
Pes.
Valla billa...
Zico, ben, Gürcan Bilgiç...
Radyospor'da beni Zico'yla ilgili arayanları Gürcan Bilgiç'e yönlendiriyorum.
Zico departmanının başında o var, diyorum.
Seviyorum Gürcan'ı.
Takılıyorum...
Ve...
Dünün dünü biri onu aramış, "Bilgin Gökberk tarafından arıyorum, Zico ile ilgili konuşacağım, siz bakıyormuşsunuz bu işlere" demiş.
Yerlere yatmışlar.
Tanjevic kariyerinin zirvesinde
Şu basketbol milli takımımız...
Voleybol bile oynasalar, Avrupa Voleybol Şampiyonası'nda ilk 8'e kalırlardı.
***
Bogdan Tanjeviç'in saygı duymamız gereken bir kariyeri var.
Avrupa'daki son senelerinde düşüşe geçti.
Sonra Türkiye'ye geldi.
***
İtalya'yı Avrupa şampiyonu yaptığında kariyerinin zirvesindeydi.
Doğrusu büyük iş başarmıştı.
***
Bu takımı İspanya'da ilk 8'e sokamaması İtalya'yı Avrupa şampiyonu yapmasından bile daha büyük başarı.
Tanjevic imkansızı başardı.
bilgingokberk@mail.com
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

Cafe