
Çetin ALTAN
Şeytanın gör dediği
55 İslam ülkesinin geleceği ve Türkiye
200 devlete bölünmüş, 6.5 milyar insandan oluşan dünya nüfusunu, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda kaç kişi temsil ediyor?
500, bilemediniz 1000 kişi...
* * *
6.5 milyar insanın -en uzunu 4.500 hafta olan- ömür macerasının rotalarını, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndaki temsilcileri mi çizmekte?
Yok canııım, kimse farkında değil ama fizikçiler çizmekte.
"Yer" yuvarlağının dilediği yerine çektiği fotoğraflarla mesajlar göndermek de dahil, bin bir marifeti olan cep telefonlarını; fizikçiler mi armağan etti insanlığa, yoksa politikacılar mı?
* * *
5 kıtanın üstüne dağılmış 200 devletten 55'i İslam ülkesi.
Hiçbirinde ne Nobel ödülü almış bir fizikçi var, ne kimyacı, ne doktor.
Ama hepsinin tepesinde "yönetim saltanatı"na ya vidalanmış, ya vidalanmaya çalışan politikacılar var.
* * *
Tepeden bakıldığında El Kaide'nin, "yönetim saltanatından üretim saltanatına" geçmiş devletlerin tümüne posta koymaya kalkması ve Hz. Muhammet'in karikatürlerini tekrar tekrar yayımlamakta ısrar eden; -önce 2 Danimarkalı, sonra da İsveçli- karikatüristler sayesinde, 55 İslam ülkesi bir güzel paketlenmiş durumda.
* * *
Şimdiden bir arada paketlenmiş olan 55 İslam ülkesinin durumu; henüz başında bulunduğumuz "yüzyıl"ın sonunda ne olacak?
O devletlerin tepesinde, "yönetim saltanatına" vidalanmış politikacılar; yoksul yığınları, "asıl yaşamın öldükten sonra başladığına inandırmayı" sürdürebilecekler mi?
Yoksa, altyapısını fizikçilerin oluşturduğu "üretim saltanatı"nın; etli şaraplı, kadınlı kahkahalı burjuva enternasyonalizmine, onlar da teslim mi olacaklar?
* * *
Bugünkü politik tablolarla, politik tartışmaları -bir an için- bir yana bırakalım.
O tablolar, "üretim saltanatı"na geçememiş ülkelerde, toplam 4 milyar yoksul ve birbirini öldürmeye kurgulanmış 100 binlerce psikopat üretti.
* * *
50-100 yıl sonrasına bakalım...
Türkiye, şimdiden paketlenmiş 55 İslam ülkesinin içine mi süpürülecek; yoksa fizikçilerin geliştirdiği "üretim saltanatı" sayesinde, ihtişamı artan burjuva enternasyonalizminin içine mi kayacak?
* * *
Doğrusu Fethiye'nin, açılalı 1 yıl olan "ŞAT Beach Club"ünde, arada sırada karşıdaki "Şövalyeler Adası"na da bir göz atarak, isterdim bu tür konuları cami hocaları, sinagog hahamları ve kilise papazlarıyla da konuşmayı.
Acaba hepsi de kızar mıydı bendenize?
Sanmıyorum?
* * *
İnsan beyni; kainatın, galaksilerin, güneş sistemlerinin, canlıların, ölümlerle doğumların "niçin" varolduğunu açıklayabilme yeteneğinden yoksun.
Auguste Comte'a göre:
- Tanrı sayesinde, demek de bir yanıt değil.
Çünkü o zaman da şu soru yanıtsız kalıyor:
- Tanrı "niçin" var?
* * *
İnsan beyni, "niçin" dünyaya geldiğimizi açıklayamıyor; ama "nasıl" geldiğimizi hepimiz biliyoruz.
Ortaçağ 1000 yıl boyunca "niçin"in yanıtlarını tartıştı durdu.
* * *
"Niçin" sorusu yerine, "nasıl" sorusuna yanıt aramaya başlamakla da; eski bir çağ kapanıp, yeni bir çağ başladı.
Bu değişimde, aristokrasi ve kiliseye karşı; burjuvazinin de zenginleşerek laikleşmesi büyük rol oynadı.
* * *
Önümüzdeki 100 yıl içinde, 55 İslam ülkesinin yoksul yığınları da; önce birer cep telefonu, sonra bilgisayarlar, sonra da havada uçan, denizde yüzen, karada giden birer "uçar-yüzer oto" edinerek burjuvalaşmayacak mı?
* * *
Ne yapalım ki, 100 yıl sonra gelmiş bile olsaydık dünyaya, yine erken gelmiş sayılacaktık.
Çünkü başka bir galakside, kendimizin tıpatıp benzeriyle tanışma olanağı henüz gerçekleşmemiş olacaktı.
* * *
150 yıl önce Ziya Paşa şöyle yazmıştı:
Diyarı küfrü gezdim saraylar kâşaneler gördüm
Dolaştım mülk-ü İslamı bütün viraneler gördüm
Şimdiyse Fethiye'de, Dalaman'da, Köyceğiz'de -site site, öbek öbek- villalarla apartmanlar, viranelere çok daha ağır basıyor.
* * *
Ne var ki, henüz Nobel ödülü almış bir fizikçisi bile bulunmayan ülkelerde, yepyeni bir çağa ayak uydurmak, birtakım kanlı çalkantılara neden oluyor.
Dileğimiz, gitgide kutuplamaların keskinleştiği Türkiye'de, genç kuşakların bu tür çalkantıları çok da fire vermeden atlatması.
c.altan@prizma.net.tr

Cafe