
Melih AŞIK
Açık Pencere
CHP yol haritası!
İçinde, cumhurbaşkanını halkın seçip seçmemesi de yer alan anayasa değişikliği paketinin halkoyuna sunulmasına bir aydan az zaman kaldı. Ama 21 Ekim'de yapılacak bu halkoylaması ile ilgili CHP'nin tavrı hâlâ belli olmuş değil. Evet mi diyecekler, hayır mı? Halkoylamasından evet sonucu çıkarsa (ki büyük olasılıkla öyle çıkacak) o zaman da 40 gün sonra 11. Cumhurbaşkanı seçimi yapılacak. AKP'nin adayı belli; Abdullah Gül... Ya CHP'nin? O da hâlâ meçhul.
Bütün bu belirsizlikleri CHP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Özyürek'e sorduk. Yanıt:
"Halkoylamasında ne şekilde oy kullanılacağını halkın takdirine bırakalım diye bir görüş var. Yetkili organımız bu konuda toplanırsa çıkacak karar sanırım bu yönde olacaktır. Ancak halkoylamasından kesinlikle evet yanıtı çıkar diye düşünmek yanlıştır.
11. Cumhurbaşkanını zaten seçtiği için AKP halkoylamasında hayır denmesini isteyebilir. Diyelim ki bu olmadı, evet çıktı. O da 40 gün sonra mutlaka cumhurbaşkanı seçimine gidileceği anlamına gelmez.
Yüksek Seçim Kurulu, 11. Cumhurbaşkanı zaten seçilmiştir, dolayısıyla yeni bir seçime gerek yoktur, diyebilir. Varsayalım ki böyle bir şey de olmadı, YSK seçime karar verdi. O zaman Abdullah Gül'ün karşısına elbette bir aday çıkarılacaktır. Ancak o adayın kim olacağına tek başımıza biz karar vermeyiz. Laik, demokrat ve Atatürkçü cephenin üzerinde ittifak edeceği bir adayın ortaya çıkarılması gerekir."
Malezya'da "laiklik" diyenin İslam karşıtı olduğu düşünülüyormuş.
Bizde ise "laiklik" diyenin şu aşamada darbe yanlısı olduğu düşünülüyor.
Haldun Ertem
Gezi bitti... Eskişehirli meslektaşımız Tarık Erden İstiklal gazetesindeki köşesinde bu geziyi eleştiren bir yazı yazdı. Gezinin etik olmadığını, gazetecileri iktidar partisine gebe bırakacağını kaydetti. Ve işine hemen son verildi. Sebebi mi? Çünkü gazetenin patronunun oğlu da Güney Afrika gezisine katılanlar arasındaydı.
Sabah ve atv'ye talip olan medya devi Rupert Murdoch, Erdoğan'a, "Çok karizmatik ve yakışıklısın" demiş.
"Para aşkı" dedikleri bu olsa gerek...
Ahmet Nedim
"Bu lafı ilk kullanan Faik Ahmet Barutçu'dur. Demokrat Parti 1950 seçimlerini kazandığında Adnan Menderes'e gitmiş ve aynen şöyle demiştir:
- 1. Cumhuriyeti biz kurduk, 2.'sini de siz kuracaksınız."
Ortalıkta "Baba" diye dolaşıp haksız yere "Babalık" taslayanlara duyurulur!
"Büyük bir saldırı ve kirlenme halindeki Türkçemize dikkat çekmek, araştırma yapmak, gençlerimize dilimizi sevdirmek, aynı amaca hizmet eden kuruluşlarla ortak çalışma yapmak..."
Derneğin adresi:
Kalabak Mah. 3026.Sok. No:25 35400- Urla/İzmir
Telefonları: 0232.7663918 - 0536.6699818
Fransa Devlet Başkanı Sarkozy geçenlerde tekrar "Türkiye'nin AB'de yeri yoktur" demiş ve eklemişti: "Türkiye Avrupa ülkesi değildir. Küçük bir Asya ülkesidir. AB ile ancak özel statü ilişkisi olabilir."
Merkel de Türkiye'nin üyeliği ile "50 yıl sonra belki" diye dalga geçiyor...
AKP iktidarı 2004 yılı aralık ayında AB ile müzakerelerin başlaması için gün almıştı. Erdoğan ve Gül, Brüksel dönüşü Ankara'da şenliklerle karşılandı. Neredeyse AB'ye girdik havası basıldı...
Bugün AB ile ilişkiler o günün çok gerisinde. Hatta ve hatta... AB ile Ankara Anlaşması'nın imzalandığı 1963 yılının da gerisindeyiz...
44 yıl önce Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği güçlü bir ihtimaldi. Artık hayal...
Biz de zaten artık "Hollanda olur muyuz, Danimarka olur muyuz?" gibi sorular sormuyoruz kendi kendimize... "Malezya mı oluruz, İran mı?" onun tartışmasındayız.
AKP'nin 5 yıllık iktidarında Türkiye Batıya değil, Doğu'ya ilerledi. Ülkenin giyim kuşamından konuştuğu konulara kadar her şey geriledi...
İçerdeki tartışmalar ilkelleşti. Avrupa zaten 11 Eylül sonrasında radikal İslamdan korkmuştu. Türkiye laik kimliğini koruyarak korkuları gidereceği yerde laiklikle kavga ederek korkuları artırdı.
AB'ye tam üyelik için en gayretli hükümet gibi görünen AKP, aslında ilişkileri en geri düzeye taşıdı. Amaç bu idiyse kutlamak lazım...
m.asik@milliyet.com.tr

Cafe