
Hasan CEMAL
İki yakın sınav!
Türkiye'nin önünde iki yakın sınav bulunuyor.
Biri demokrasi, diğeri hukuk devleti hakkında.
Biri hükümeti, diğeri yargıyı ilgilendiriyor.
Türkiye bu iki sınavı başarıyla geçebilirse, demokratik hukuk devleti yolunda önemli bir mesafeyi kat etmiş olur.
Türkiye eğer çakarsa, bu ülkede yalnız demokrasi ve hukuk değil, barış ve huzur da çok kötü darbe yer.
Sınavlardan birinin adı 301, ötekinin adı Hrant Dink Davası'dır.
Bu iki sınav iç içe.
Çünkü, Türk Ceza Yasası'nın 301. maddesine kan bulaşmıştır.
Hrant Dink cinayetinin kanı...
Bu kanın temizlenmesi şart.
Türkiye eğer birinci sınıf demokrasi yolunda, hukukun üstünlüğü yolunda yürüyecekse başka çare yoktur.
Kısacası:
301'den mutlaka kurtulmalıyız.
Bu öncelikle hükümetin işidir.
İkinci görev yargının.
Hrant Dink Davası'nın en kısa zamanda suçluların hak ettikleri cezaya çarptırılması ve cinayetin aydınlanmasıyla sonuçlanması gerekir.
Bu da yargının sorumluluğudur.
Yargı ve yürütme, bu iki sınavdan kırık not almadan geçecekler mi?
Bu soruyu yineliyorum.
Çünkü kuşkulanıyorum.
301'de ipe un serilebileceğine dair sinyaller geliyor hükümet kanadından.
CNN Türk'te hafta içi Manşet'te Gürkan Zengin'in sorularını yanıtlayan Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in 301 tutumu pek öyle hayırlara vesile olabilecek havada değildi.
301 sicili zaten bozuk olan Cemil Çiçek'in bu havası, dileriz, hükümetin resmi tavrına damgasını vurmaz.
Hrant Dink davasına gelince...
Soru işaretleri var.
Davaya önümüzdeki 1 Ekim Pazartesi günü İstanbul'da devam edilecek.
Şu noktalarda özetlenebilir:
(1) Dava süreci yavaş işliyor.
(2) Süreçte ihmaller var.
(3) Soruşturmanın iyi yürütülmediğine, sanıklara bazı soruların nedense sorulmadığına, yani sorgulamanın yetersizliğine dair ipuçları bir hayli...
(4) Trabzon'daki idari soruşturmanın derinleştirilmesi, Emniyet ve Jandarma'yla ilgili soruşturmanın derinleştirilmesi bağlamında devletin tutumu güven telkin etmiyor.
(5) Katil ve azmettirici konusunda, hatta cinayetin işlenme tarzı konusunda 2005'ten itibaren ilgili emniyet birimlerinde çok şey biliniyor olmasına karşın yine de dava ve soruşturma sürecinin yavaşlığı eleştiri konusu.
(6) Bir başka soru işareti siyasi irade ile ilgili. Bu çerçevede Başbakan Erdoğan'ın Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu'nu bugüne kadar devreye sokmamış olması da eleştiriliyor.
(7) 'Sokak çeteleri'nin azmasını engelleyici, 'vatansever çeteleri' temizleyici, daha doğrusu bu açılardan devletle hukuku daha çok tanıştırıcı yasal düzenlemelerin bugüne kadar neden yapılmadığı da hükümete yönelik haklı eleştirilerden biri...
Uzun lafın kısası:
Bir yandan Hrant Dink cinayetini tümüyle aydınlatmak, öte yandan bu cinayete kanlı taşlar döşeyen 301'den kurtulmak, Türkiye'nin, daha doğru deyişle Erdoğan hükümetinin önünde bekleyen iki yakın sınavdır.
h.cemal@milliyet.com.tr

Cafe