
Sami KOHEN
Yorum
Kışla ile pagoda karşı karşıya...
İNSANLARIN kendi ülkelerinden çok uzak diyarlarda olup bitenlere artık yakın ilgi gösterdikleri bir çağda yaşıyoruz. Modern iletişim olanakları ve küreselleşme hareketi, dünyamızı öylesine ufalttı işte... Binlerce kilometre uzaklıktaki olaylar, çoğu zaman sadece o bölgeyi değil, bütün dünyayı etkiliyor...
Birkaç gündür gözler Güneydoğu Asya'daki bir ülkeye çevrilmiş durumda. Eski adı Birmanya. İngilizler (kolonyal dönemden beri) ona Burma derler. Ülkeyi yöneten askeri cunta onun adını Myanmar olarak değiştirdi. Ama halen her ülke kendi bildiği -veya istediği- adı kullanıyor!
İster Birmanya, ister Burma, ister Myanmar deyin, bu uzak ülkenin şu sırada uluslararası topluluğun dikkatlerini çekmesinin nedeni, asker ile Budist rahipleri ve halkı karşı karşıya getiren sürtüşmelere ve kanlı olaylara sahne olmasıdır.
Birmanya'nın en güçlü iki kurumu olan "kışla" ile "pagoda"nın bu şekilde çatışmasının nasıl sonuçlanacağı büyük merak konusu. Çünkü olayların Myanmar'ın sınırlarını aşması, büyük devletleri işin içine çekmesi ve küresel dengeleri de sarsması olasılığı var...
"Tarçın" veya "Safran"...
Birmanya, dünyanın en fakir ülkelerinden biri. 50 milyonu bulan bir nüfusun dörtte üçünün aylık geliri bizim paramızla 20 lira. Ancak ülkenin zengin petrol, doğalgaz ve çeşitli maden kaynakları var...
Bu eski İngiliz sömürgesi, 1948'de bağımsızlığa kavuştuktan sonra bir hayli sarsıntı geçirdi ve 1962'de askerler yönetime el koydu. General Ne Win 1988'de çekilmeye karar verdi, ancak Ulusal Demokrasi Birliği'nin seçimleri kazanması üzerine bu kez daha "şahin" bir cunta, yönetime el koydu. O gün bugün, işte bu Askeri Konsey ülkeyi yönetiyor.
Ağır bir baskı rejimi kuran cunta halkın ekonomik ve sosyal beklentilerini de karşılayamadı. Bu hoşnutsuzluk, geçen ay akaryakıt ve diğer temel ihtiyaç maddeleri fiyatlarının zamlanması sonunda, Rangun'da pek çok kişinin sokaklara dökülmesine yol açtı. İşte bu noktada Budist rahipler de protesto gösterilerine öncülük etmeye başladılar ve böylece askerle karşı karşıya geldiler.
Gelinen noktada bazı gözlemcilerin "Tarçın" veya "Safran" adını verdikleri bu hareketin, (daha önce Gürcistan'da veya Ukrayna'da görüldüğü gibi) gerçek bir "devrim"e dönüşüp dönüşmeyeceği herhalde önümüzdeki birkaç gün içinde anlaşılacak...
Oyun, hep aynı!
Son olaylar karşısında ABD başta olmak üzere, birçok devletin hemen tepki göstermesine şaşmamak gerek. Bu büyük ilginin tek nedeni tabii ki, bu ülkelerin Birmanya halkının bir an önce özgür ve demokratik bir düzene kavuşması isteği değil. Gösterilen olağanüstü ilgide, küresel veya bölgesel belli başlı "oyuncular"ın kendilerine göre hesapları var.
Birmanya Güneydoğu Asya'da stratejik bir konumdadır, ayrıca enerji alanında da önemli bir potansiyele sahiptir. Cunta, özellikle Çin ile sıkı askeri ve ekonomik bağlar kurmuştur. Hindistan da son zamanlarda Myanmar ile ilişkilerini geliştirmeye başlamıştır. Tabii, Rusya da öyle...
ABD ve diğer Batılı ülkelerin BM Güvenlik Konseyi'nden Myanmar yönetimine karşı ekonomik yaptırım uygulanmasını istemesine karşılık Çin ve Rusya'nın "orada olanlar kendi iç işleridir" demesinin nedenini anlamak hiç de zor değil tabii... ABD'nin bu çıkışının da sırf Birmanyalıların askeri rejimden kurtulması arzusundan kaynaklandığına inanmak kolay olmadığı gibi...
Kısacası oyun ve oyuncular aynı; ama bu kez oynanan yer farklı...
skohen@milliyet.com.tr

Cafe