Türk halteri için; El Faaatiha
"Nasıl başarılı olunacaksa, gelip bize anlatsınlar. Niye madalyamız bu kadar az diyorlar, daha önceden nasıl bu kadar yüksekmiş bunu açıklasınlar. O dönemde yapılanlara baksınlar..."
Çaresizliğin ve acizliğin göstergesi bu sözler, Halter Federasyonu Başkanı'na ait.
Tayland'daki Dünya Şampiyonası'nda kiloların altında ezilip podyuma yapışan Türk halterinin patronuna!
Beyefendi tarihi rezaleti sorgulayanlara, DHA muhabiri aracılığı ile böyle çıkışıyor.
"Ey beni eleştiren cemaat. Sizin döneminizde kazanılan madalyalar şaibelidir. Naim'in, Halil'in, Fedail'in, Taner'in şampiyonlukları kirlidir. Olimpiyat, Dünya, Avrupa Şampiyonlukları dopinglidir" demek istiyor ama...
Iııhh...
Cesaret edip aklından geçeni açıkça söyleyemiyor.
Lafını söyleyip kenara çekilebileceğini sanıyor.
Başarısızlığının üzerini örtmek için bunca emeği, alın terini ve mücadeleyi tek bir cümle ile karalamayı göze alabiliyor.
Soruyorum sayın Akkuş'a;
Olimpiyat Şampiyonu Nurcan Taylan'ın sıfır çekmesinin, Avrupa Şampiyonu Derya Açıkgöz'ün Güney Koreli Mi-Ran'dan 101 kilo fark yemesinin, bir başka şampiyon Bünyamin Sudaş'ın B kategorisinde yarışıp Belarus rakibinden 40 kilo geride kalmasının sorumlusu kimdir?
Dünya Şampiyonası'nda tek bir altın madalya kazanılmadan dönülmesinin suçlusu nerelerdedir?
Rezaletin mimarı kim?
Gelecek yıl olimpiyata sadece üç sporcu ile katılma rezaletinin mimarı kimlerdir?Eski federasyon başkanlarından Savaş Ağaoğlu mu?
Hayali düşmanınız Kenan Nuhut mu?
Kazakistan'a kaçan milli takım hocası Enver Türkileri mi, yoksa bir takım medya mı?
Söyleyin sayın Akkuş;
Elin Çin'lisi, Kore'lisi, Bulgar'ı, Rus'u, Alman'ı madalyaları elma-armut gibi toplarken Türk halterindeki dibe vuruşun izahı, geçmişi kötülemek midir?
Yoksa Tayland'da kürsüye çıkan onca sporcunun başarılarının kirli, birinciliklerinin şaibeli, madalyalarının da ilaçlı olduğunu mu ima ediyorsunuz?
Dönemin Sayın Devlet Bakanı, Sayın Gençlik ve Spor Genel Müdürü...
Gördünüz mü, Teftiş Kurulu raporlarını sümen altı ederek yeniden seçilmesi için çaba sarf ettiğiniz Akkuş ve ekibinin yol açtığı tahribatı?
Olay budur işte!..
Hadi açın ellerinizi;
Türk halteri için Elll Faaatiha!
Ali Topu At
Gündem yoğunluğunda yeterince irdelenmedi.
UEFA, Lyon'da elit hakem ve yardımcıları için düzenlediği seminerde aldığı kararları üye ülke federasyonlarına iletti.
Bunlardan biri, sakatlık anında topun sakatlanan oyuncunun takımı tarafından dışarı atılması.
UEFA, yazılı bir kuralı olmamasına karşın yıllardır süregelen uygulama konusunda hakemleri uyardı.
Karmaşayı önlemek için de şu yorumu yaptı:
"Bu tür sakatlanmalarda oyuncular kararı hakeme bırakmalıdır. Hakem kendi takdiri ile oyuncunun ciddi şekilde sakatlandığını görürse oyunu durdurur ve saha dışına alınmasını sağlar. Sonuç olarak, sakatlanan bir oyuncunun takımı topu saha dışına atarsa, topun tekrar kendilerine verilmesini beklememelidir."
Tribünlerde ciddi bir reaksiyona neden olacak bu düzenleme yeterince duyurulamadı.
En kestirme yol, hakemlerin bu haftaki maçlar öncesi iki takım oyuncularına yeni durumu anlatması.
Futbolcuların da hakem kararını beklemeden kendilerine dönmeyeceğini bilerek, topu dışarı atması!
Emre'nin kurtuluşu
Hani medya elbirliği ile Macaristan maçından sonra Emre'yi infaz ediyor...
İnsafsızca eleştirip cezalandırılmasını istiyordu ya.
Hiç öyle demeyin.
Çünkü kol kaslarını geliştiren milli takım kaptanını bu cendereden yine bir meslektaşımız kurtardı.
Onur Belge ağabeyimiz ortaya bir iddia attı ve genç futbolcuya yönelen tüm okları üzerine çekti.
"Dedikoduya" dayalı etik olmayan bu sözler, bir anda Emre'yi ve ceza almasını istemeyenleri haklı konuma geçirdi.
Valla bravo bize.
Platini ve Ulusoy
UEFA Başkanı Platini'nin "Bakanlık Futbol Federasyonunu destekliyor" açıklaması elbette ki sıkıntılı günler yaşayan federasyon yöneticilerinin yüzünü güldürmüştür.
Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı ile UEFA Başkanı'nın dostluğu gerçekten de takdire değer.
Ancak Platini'nin bilmediği bir gerçek var;
Bu ülkede dengeler çok hassastır.
Baksanıza düne kadar ortalığı ayağa kaldıran, kulüpleri genel kurula teşvik eden bakanlık bugün federasyonun arkasında.
Federasyona isyan eden Devletin Bakanı değil, kulüpler.
Dolayısı ile Bakan desteklese bile kulüpler ne der?
Platini'nin bu sorunu da çözmesi şart!
Yalancının mumu söner mi?
Tahkim Kurulu Trabzonspor-Sivasspor maçıyla ilgili son sözünü söyledi söylemesine de, bazı sorular yanıtsız kaldı.
Biliyorsunuz, hükmen yenilgi kararında belirleyici unsur hakem Bülent Demirlek'in ifadeleri olmuştu.
Ne demişti Demirlek; "Sahaya dönersem 3-5 Sivassporlu futbolcuyu atarım demedim."
Pekala...
Federasyon tekrar kararını hangi gerekçeyle vermişti?
Maçın iki temsilcisinin hakemin söylediklerinin tam tersi iddiaları yüzünden.
Yani bu olayda taraftarlardan biri yalancı!
Nihai kararı veren Tahkim Kurulu, hakemin ifadesine itibar ettiğine göre, yalan söyleyen taraf temsilciler demektir.
Demirlek ne olacak?
Temsilciler yalan beyanda bulundu ise yapılacak tek şey, Metin Demir ile Tufan Öktüren'in derhal gözlemci kadrosundan çıkarılmasıdır.Ancaaaak...
Gelin görün ki Metin Demir yarınki Gençlerbirliği- Kasımpaşa maçının temsilcisi!
Demek ki federasyona göre temsilci temiz.
O halde?
Yalan söyleyen maçın hakemi Demirlek.
Bu durumda yapılması gereken UEFA'nın 15 günde bir maç verdiği Demirlek'in FIFA kokartının alınması ve lisansının iptali...
Son soru ise, Demirlek hakkında açılan soruşturmanın akıbetinin ne olacağı?
Tahkim'e göre doğru, federasyona göre yalan söyleyen Demirlek'in kaderinin nasıl çizileceği?
Bu arada, üç hafta sonra olaylı maçın tüm kahramanlarını bir başka karşılaşmada görev yaparken görürseniz...
Sakın ola şaşırmayın.
cersen@milliyet.com.tr

Cafe