Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 30 Eylül 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İyilik yapan reklamını yapmaz

Satır Arası / Deniz Sipahi

Bana çok küçük yaşlardan itibaren ''Yaptığın iyiliği kendine sakla, yoksa bir anlamı kalmaz'' diye öğretildi.
Yani ''iyilik yap, denize at'' felsefesiyle büyüdüm.
Okuduğum okullarda da, ailemle yaşadığım her olayda da yapılan yardımın bir reklam aracı olarak kullanılmaması, kimseyi rencide etmemesi gerektiğinin hep altı çizildi.
Bu ayrıntıya hayatım boyunca dikkat ettim.
Kendi kendime öğrendiğim başka şeyler de oldu.
''İyilik yap, iyilik bul'' felsefesinin çok doğru olduğunu gördüm.
İnsanları mutlu ettikçe, onların sıkıntılarına ortak oldukça kendi hayatımın da, başkalarının hayatının da nasıl değiştiğine şahit oldum.
''Ne ekersen, onu biçersin'' sözünün de ciltler dolusu kitaptan daha önemli olduğunu anladım.
Yaşamın yalnız olamayacağını; kendi mutluluğumuz için başkalarının da mutlu olması gerektiğini yaşadığım, gördüğüm olaylarla öğrendim.
Çaresizliğin ne olduğunu ama en zor durumda bile umut etmenin, hayata pozitif bakmanın çok önemli olduğunun farkına vardım.
* * *
Hayat gerçekten de giderek zorlaşıyor. Bir yandan refah, bir yanda yoksulluğun fotoğrafları karşımıza çıkıyor.
Güzel bir gelecek için...
Kendimiz için istediklerimizi başkaları için de istemeliyiz.
Paylaşmalıyız...
Duyarlı olmalıyız.
Yardıma koşmalıyız.
Ama bunu yaparken de, dediğim gibi reklama kaçmadan, kimseye anlatmadan...
Eğer mümkünse yardım ettiğimiz kişinin haberi bile olmadan yapmalıyız.
Yardım dediğin kimden geldiği belli olmamalı.
Kimseyi rencide etmemeli.
* * *
Bunları neden yazıyorum.
Son günlerde televizyonlarda bazı grupların yaptıkları destek kampanyalarıyla ilgili filmler dönüyor.
Fonda çaresiz, sıkıntıda olduğu belli olan insanların sesleri...
İnsanların başı dara düşmüş, bir umut Deniz Feneri’ni aramışlar.
Yardım beklemişler.
Sıkıntılarını öylesine dile getirmişler ki, yaşadıkları bunalımı aynen ses tonlarıyla yansıtmışlar.
Peki Deniz Feneri ne yapıyor?
''Destek olun'' derken, bir yandan da kendilerinin reklamını yapıyor.
''İyilik yap denize at'' düşüncesiyle büyüyen bir kişi olarak benim bu reklamları kabul etmem mümkün değil.
Sanki bu ülkede yardım eden sadece Deniz Feneri mi?
Örneğin Rotaryenler sadece Türkiye’de değil bütün dünyada çocuk felcini nasıl yok ettiklerini söylüyorlar mı?
Lionslar, eğitim gönüllüleri ve diğerleri...
On binlerce çocuğu okuttuklarını, yardım yaptıklarını anlatıyorlar mı?
Milyonların hayatlarını nasıl değiştirdiklerini gazetelere sayfa sayfa ilan vererek, televizyonlara çıkarak söylüyorlar mı?
Bu ''sadaka kültürü''nün nasıl ortaya çıktığını ve bunlardan kimlerin nasıl yararlandığını ben de, diğer meslektaşlarım da çok tartıştık, çok yazdık.
Benim bildiğim tek bir gerçek var.
Yardım yapacaksan, bunu sadece kendin bileceksin.
Yoksa hiçbir değeri kalmaz.

dsipahi@milliyet.com.tr








EGE
Emeklilik hakkında her şey
İyilik yapan reklamını yapmaz





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Deniz Sipahi

   
© 2006 Milliyet