Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 01 Ekim 2007 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Dülger ızgara güzeldi

Büyükada'daki Milano'da tattıklarım, iyi ya da kötü, kuvvetli bir iz bırakan cinsten değildi. Bir-iki istisna hariç...

vmilorster@gmail.com

İş kızları etkilemeye gelince yaşımız ne olursa olsun biz erkekler birbirimize benziyoruz galiba. Hava basmaya meyilliyiz. Hele hele lüks taşıtlara sahipsek...
Deniz'in sadece spor araba koleksiyonu değil, uçakları, tekneleri, denizaltıları bile var. Kendisi henüz altı yaşında. Karayağız. Yakışıklı olacak kerata büyüyünce.
Tüm oyuncaklarını sergileyip kendisinden 1,5 yaş küçük olan kızım Ceylan'ı tavlamaya çalışıyor. Pek yüz vermiyor bizimki. Birazcık utangaç. Ayrıca şimdilerde aklı daha çok "prenses" elbise ve mücevherlerinde.
Deniz'in babası, sevgili Mehmet Yalçın, gözümün içine baka baka "Ceylan annesinin kopyası" diyor. "Senin koku alma duygun dumura uğramış, yeme-içme işinden anlamıyorsun" dese, bu kadar alınmam. Gerçi hanımla "güzel" diye evlendim ama aramızda kızımız kime daha çok benziyor diye büyük rekabet var. Neyse ki Mehmet beyin zarif eşi Hülya hanım "Ceylan her ikisine de benziyor" diyerek durumu kurtarıyor. Ayrıca Hülya hanım sanatçı, ressam. Bir suratı inceleyince bizim gibi insanların algılayamadığı detayları fark ediyordur. Bozulan moralim yerine geliyor.
Büyükada'da, sahildeki mütevazı lokantalardan birinde, Milano'dayız. Arkadaşım Hüseyin Nazmi Görgülü, arkadaşı, ben ve eşim, kızım Ceylan.

Önemli olan balık
Sahilde Mehmet Yalçın ve eşi Hülya hanıma rastlamışız. Onlar yemeklerini bitirmiş. İstanbul'a dönmeden oğulları Deniz'le gelip biraz bizim yanımızda oturma inceliğini gösteriyorlar.
Burası Mehmet beyin Büyükada'da sevdiği lokantalardan. Gece çok zevkli başlıyor. Ne yazık ki Yalçın ailesi biralarını içip kalkıyorlar. Yemekleri birlikte değerlendirmek çok zevkli olurdu.
Aslında o kadar ince eleyip sık dokuyacak bir şey yok. Hemen hemen ağzıma attığım hiçbir şey, iyi ya da kötü, kuvvetli bir iz bırakan cinsten değil. Bir-iki istisna hariç.
İstisnalar olumlu. Örneğin bildik tarama. Acaba uzun süredir yemediğim bu lezzetli mezeyi özlediğim için mi bu kadar iştahla yiyorum? Gerçekten taze ve balık yumurtası lezzeti var buranın taramasında.
Kalamar tava da hoşuma gidiyor. İyi tava edilmiş, kurutulmamış. Ah bir de mayonezsiz, gerçek tarator hazırlasalar. Öte yandan o kadar çok yakınmaya başladım ki tarator denen babadan kalma sosun adamsendecilik ve kolaya kaçma yüzünden yozlaşmasından, herhalde lokantacıların davranışını değiştirmeye gücüm olmadığına göre benim ağız tadımı değiştirmem gerekecek.
Ne diyeyim? Kalan mezeler şöyle böyle. Acılı ezmenin biber salçası sıradan ve fazla kaçmış. Bütün patlıcan biraz gevsemiş ve dolapta çok kalmış. Cacık fazla sulu ve tatsız. Kroketleri standart. Bizim Burgazada'da, Fincan Kafe ya da Kalpazankaya'da hazırlananların eline su dökemez. Süzme yoğurtlu semizotunda semizotu az. Buna karşılık incecik kesilmiş kabak kızartmaları, çok az yağını çekmiş olsa bile oldukça iyi. Beyazpeynirli yufka börekleri de hafif ve lezzetli.
Balık lokantasında en önemli olan balık tabii. Dört kişi, aşağı yukarı 1 kiloluk bir dülger seçiyoruz. "Tava ya da buğulama yapabilir misiniz?" diye soruyoruz. İsteksizler. Izgarada ısrar ediyorlar. İstersek ellerinde olan bir lipsozu buğulama yapacaklar ama o lipsoz bize taze görünmüyor.

Servis iyi, hesap makul
"Tamam, ızgara olsun" diyoruz. Pişman da olmuyoruz. İstediğimiz gibi ızgara edilmiş. Balık son derece taze ve fazla pişirilip kurutulmamış. Ama en lezzetli olması gereken yanak kısmı lezzetsiz. Arkadaşım Hüseyin deniz ürünlerine meraklı ve bilgilidir. Hemen açıklıyor nedenini. Yanaklar iyi temizlenmemiş. Kanlı kalmış. İyi temizlemeden ızgara edince sanki hafif bayatlamış gibi yavan bir lezzet ortaya çıkıyor.
Servis hafif aksamalara rağmen genellikle iyi. Örneğin, yemeğin başında, hepimizin içinden bir soğuk bira geçiyor. Önümüze gelen bira serin ama buz gibi değil. Rica ediyoruz, değiştiriyorlar. Gerçekten buz gibi geliyor biralar önümüze bu sefer. Biradan sonra küçük şişe rakı istiyoruz.
Milano'da hesap makul. İçki dahil balıkla adam başı 45 YTL. n
Tel: (0216) 382 63 52


DEĞERLENDİRME: * * * *

YILDIZLAR

Değerlendirme yapılırken, sadece ve sadece yemeğin kalitesi notlanıyor.
Mekanlar bir ile beş yıldız arası değerlendiriliyor.

* Kötü
** Vasat
*** İyi
**** Çok iyi
***** Türünün en iyisi


PAZAR
"Dedemle anneannem uzaylılar gibiydi!"
"Kimseye 'Abi seni yemeye çalışıyor' dedirtmeyeceğiz"
Hokkabaz değil jonglör!
Bu tabakları bir ayda 1 milyon kişi görecek
Merdiven çıkarken göğsünüz ağrırsa...
Kuğunun son şarkısı
Ramazan sofraları
Poitiers'ye dönüş
Kötü imla iyisini kovar
Hey gidi günler!
Terazilere öneriler
Dülger ızgara güzeldi
Anayasa tarihimizin iki dönüm noktası
Mahalle maçında kızlar oynamaz
Çiklet atıcıları
Duman kokulu bira





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

   
© 2006 Milliyet