01 Ekim 2007 / Pazartesi - 20:20
Kanadoğlu’dan anayasa uyarısı
Durmuş SEVİNDİK - Seçkin KIRARSLAN / ZONGULDAK/ DHA
YARGITAY Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, anayasanın ciddi bir iş olduğunu belirterek, “Bu anayasanın değişmez, değiştirilmez, teklif edilemez hükümlerini aşmak istiyorsunuz. Bunları yıkmak istiyorsunuz ve siz ‘ben tek temsilciyim, ben bu anayasa ile bunu aşamıyorum, ben yeni bir anayasa yapıyorum onu da halka götüreceğim. Halk oyuyla kabulunu isteyeceğim’ derseniz, sizin yaptığınız sivil darbe teşebbüsüdür'' dedi.
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi’nin 2007- 2008 Akedemik Yılı’nın açılışına eşi Bilge Kanadoğlu ile birlikte katılan Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Türkiye’deki laiklik düşüncesinin Fransa ile karşılaştırılmamasını gerektiğini belirten Kanadoğlu, şöyle konuştu:
“Bugün Anayasa’da yeni bir laiklik tanımı isteyenler veya onu sulandırmaya çalışanlar bugün Anayasa’nın başlangıç ve Anayasa’nın 24'üncü maddesini yeterli görmeyenler kesinlikle yanılmaktadır. Bugün Türkiye’de laiklik düşüncesi Fransa’daki ile karşılaştırma olanağımız bile yoktur. Çünkü Fransa’da laiklik ilkesi kilise ile devletin karşılıklı olarak birbirlerinin işlerine karışmama esasına dayanıyor ve bu anlaşma 1905 tarihinde kendi aralarında imzalanan bir anlaşma olmuştur. Eğer karşınızda devletin iradesine karışmayacak bir din görürseniz, o anlaşmayı yaparsanız. Türkiye’deki durum bu değil. Türkiye’de böyle bir anlaşma yapılmamıştır ve yapılamaz. Türkiye her şeyden önce şunu düşünmek zorundadır. Eğer devletin ekonomik, sosyal, hukuki ve siyasal temellerini din esası üzerine çevirmeye ve bu şekilde bir devlet yapısı istemeye hazır düşüncesi, sistemi varsa siz ona bir takım önlemler almak zorundasınız. Bugün Anayasa’nın 24'üncü maddesindeki önlemler bunun örneğidir. Bunu yapmak, saydığım bu temel esasları, din esaslarına göre değiştirme yasaklanmıştır ve kutsal din duygularını kişisel veya siyasi çıkarlar için kullanmak yasaklanmıştır. İşte laikliğin Türkiye’deki temeli budur. Türkiye'de hangi devrimi ele alırsanız alın, temelinde laiklik yatıyor. O nedenle devletin laik temelini, laik cumhuriyetini ortadan kaldıracak onu sulandıracak her harekete her yurttaşın karşı çıkması gerekir düşüncesindeyim.''
‘ANAYASA DEĞİŞİKLİKLERLE YENİLENDİ’
1982 Anayasası’nın 1995, 2001 ve 2004 yıllarında değiştiğini belirten Kanadoğlu, “Adeta yepyeni bir anayasa biçimine büründü. Sadece Avrupa Birliği dayatması sonucu biz Devlet Güvenlik Mahkemeleri’ni yargı bölümünden kaldırdık. Onun dışında değişmeyen bütün bölümler, 1982 Anayasası’nın maddelerinde yer almaktadır'' diye konuştu.
Kanadoğlu hükümetin yeni bir anayasa yapma yetkisine sahip olmadığını açıklayarak, konuşmasına şöyle sürdürdü:
SİVİL DARBE TEŞEBBÜSÜ
“1982 Anayasası’nda bu anayasanın ortadan kaldırılması düşünülmemiştir. Bu konuda hiç kimseye hiçbir yetki verilmemiştir. Bu itibarla 6’ncı madde göz önüne alınırsa hiçbir organ anayasadan kaynağını almayan bir devlet yetkisini nasıl kullanamıyorsa 23'üncü dönem TBMM’de ‘ben bu anayasayı tümüyle bıraktım, yeni bir anayasa yapıyorum’ diyemez. Çünkü bu konuda milletten icazet alınmamıştır. Elbetteki anayasalar bir Allah kelamı değildir. Elbetteki değiştirilebilir. Öncelikle halka ‘anayasının değişmesine razı mısın?’ sorusunun cevabının alınması ve o alınacak cevaba göre sadece kurucu meclis görevini yapacak ve anayasayı hazırlayacak bir organın faaliyete geçmesi gerekir. Yoksa sizde diyelim ki 335 milletvekiliniz vardır. Bu anayasanın değişmez, değiştirilmez, teklif edilemez hükümlerini aşmak istiyorsunuz. Bunları yıkmak istiyorsunuz ve siz ‘ben tek temsilciyim, ben bu anayasa ile bunu aşamıyorum, ben yeni bir anayasa yapıyorum onu da halka götüreceğim. Halk oyuyla kabulunu isteyeceğim’ derseniz sizin yaptığınız sivil darbe teşebbüsüdür. Bu anayasaya göre aşamayacağınız, değiştiremeyeceğiniz maddeleri ‘yeni anayasa yapıyorum’ düşüncesiyle yok etmeye kalkışmanın başka bir adı da olamaz.'' Dokunulamaz hükümler dışında her türlü değişikliğin yapılabileceğini söyleyen Kanadoğlu, konuşmasını şöyle tamamladı:
“TBMM’nin bu anayasanın çizdiği çerçeve içerisinde, yani 175'inci maddede sıralanan hükümler içerisinde bu anayasada dokunulmaz hükümler dışında her türlü değişikliği yapabileceği bir gerçektir. 1982 anayasasının 1995- 2001 ve 2004 değişikliklerinden sonra aslında nerelerin değişmesi gerektiğini halka anlatmazsanız sizin niyetinizin saf bir anayasa yapma olmadığı yönünde kuşkular belirir. Ancak bir parti tarafından seçimler öncesi sipariş edildiği anlaşılan ve parti organlarında görüşülen, şimdi partinin taslağı olduğu denilen, bir takım zorunlu maddeler var. Bunda da ‘son sözü genel başkana bıraktık’ denilen bir ortamda herhalde o maddeler evvela bir açıklansın nedir, bir görelim. Herhalde söylenecek bir takım sözler olacaktır. Anayasa yapmak ciddi bir iştir. Her seçimi kazanan ‘ben seçimi kazandım, her istediğimi yaparım. Anayasayı da değiştiririm’ dememelidir. Ben daha da ileri giderek söylüyorum ‘diyemez’. Derse ne olur? Ne olduğu tarihte örnekleriyle ortadadır. Ben anayasada değişiklik düşüncesinin her vatandaşın kabul edebileceği ama uzlaşmadan doğan bir toplumsal sözleşme ile çözülebileceği düşüncesindeyim. Fakat hiç kuşkum yok ki Atatürk milliyetçiliğine dayalı laik, demokratik, sosyal ve hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin bu niteliklerini değiştirmeye muaffak olamayacak.'' ZKÜ Rektörü Bektaş Açıkgöz, konuşmasının ardından günün anısına Kanadoğlu’na plaket verdi.
Yorumlar (1) |
|
|
|
|
Bu adama dikkat!..dedikleri hep çıkıyor
UYARILARI VE TESBİTLERİ ÇOK YERİNDE. . . DİLERİM ÖNGÖRÜLEN HATALARI KİMSE YAPMAZ. .
[21:03 - Özcan Karademir] yazarın tüm yorumları