Galibiyet mümkün
CSKA için galibiyetin tek seçenek olması Fenerbahçe için bir avantajdır. Fenerbahçe'nin tecrübeli ve kaybederken bile soğukkanlı kalabilen kadrosu için sinirli ve aceleci bir ekip yeğdir. Rakibin hata ihtimali hep yüksek olacak. Kontr oyunu seven CSKA orta saha ve savunmada sürpriz toplar kazanmak için rakibe çok sert basıyor. Buradan çıkacak fauller rakibi eksik dahi bırakabilir.
Yük Carlos'un omuzlarında
Maçın Alman hakemi Avrupa'nın flaşlarından biri. Birkaç maçını izledim ve kesinlikle deplasman takımına dezavantaj yaratacak bir yönetim tarzı yok. Tabii Fenerbahçeli oyuncuların özellikle savunma göbeğinin de bu konuda dikkatli olması lazım. Rakibin santrforları Love ve Jo'yu asla kaçırmamak gerekiyor. Çok seri bir şekilde açılıp boşa alanlara çok seçenekli bir şekilde yayılıyorlar. Fenerbahçe savunma hattı bu oyuncuları durduramaz. Onları durdurmanın yolu orta saha bağlantılarını kesmek.Fenerbahçe'nin Inter maçından bu yana ortaya koyduğu yardımlaşmalı dar alan oyunu CSKA Moskova'ya yeter. Bu oyundan kopmamak lazım. Ama Inter kadar izleyen bir rakip olmayacak. Fenerbahçe'ye önde basacak ve savunmanın top yapmasını engelleyecekler. Gittikçe performans ve liderlik açısından kendisini göstermeye başlayan Roberto Carlos'a bu yönde büyük iş düşüyor. Fenerbahçe'nin geriden oyun kurmasında ve Love-Jo'nun kaçışlarında kilit adam Carlos.
Alex maçın yıldızı olabilir
Alex topu ayağında tutmakta çekinmeyeceği bir maç varsa o da bu maçtır. Çok faul alır ve onun da serbest vuruş korner standardı gittikçe yükseliyor. Deniz ve Marco'nun yardımlarıyla Alex yine maçın yıldızı olmaya aday.Zico'nun işine karışmak haddimiz değil, ama rakibin mutlak galibiyet parolasıyla çıkacağı bir maçta geniş alanda onları cezalandıracak bir santrfor ne güzel de olurdu. Kezman yerine aslında bir santrfor olan Colin Kazım rakibin başına büyük işler açabilir.
Fenerbahçe ilk golü atabilirse rakibi dağıtabilir. Ama tersi de büyük bir felaket olur.
Yine Şampiyonlar Ligi şifremizle bitirelim: Ne olursa olsun yenilme. 8 puan 9 puandan iyidir.
İsviçreliyle oynamak iyidir
Beşiktaş için iyi şeyler yazamayacağım için bu haftalık boş geçmeyi tercih ediyorum.
Erciyes'e ise minnettarız. Ama bir puan daha alırlarsa tadından yenmez.
Galatasaray için ise: Rakip başka bir ülkeden olsa aman dikkat diyebilirdim. Ama rakip İsviçreli olunca içim rahat. Öyle bir Türkiye korkusu sarmış ki, bu topraklarda oynayabileceklerinin yarısı kadar oynayamıyorlar. Elleri ayakları titriyor. Şimdi yine anormal güvenlik tedbirlerinden bahsediyorlar. Rakibin İsviçreliyse içerideki maçtan korkmayacaksın. Onlar zaten 2-0 yenik geliyor.
Geçmiş olsun BaşkanBazen bazıları tarafından sevilmemek en büyük erdemdir.
Farklı olduğu, farklı durduğu, genelden ayrı olduğu için istenmeyen Özhan Canaydın, belki Galatasaray tarihinin en başarılı başkanı değil. Belki onu sevmeyenlerin söylediği gibi en başarısızı. Peki bu onun değerini değiştirir mi?
Eğer Canaydın İngiltere'de bir kulübün başkanı olsaydı bu performansıyla benim de eleştirimi alabilirdi. Ama bu ülkede eksik olan ilk şey başarı değil ki. İlk önce eksik olan insanca bir spor, futbol dünyası. Bu ülkenin makul insanlarını futbol dünyasına bağlayan, onlara umut veren, kaçmalarını engelleyen bir akil adam Canaydın.
Savaş çığlıkları atan teknik adamlar, hakem avcısı yöneticiler, zafer fetişisti biz medya...
Bunların arasında Özhan Canaydın başka bir devrin adamı gibi.
Onun centilmenliğinden bahsetmeyeceğim. Ödül kazandıran fair-playlik hareketlerinden de. En sert olduğu anlara bakın. Misal 2. kez başkan seçildiğinde Tevfik Fikret Salonu'nda yaptığı konuşmaya.
Teşekkür ettikten sonra, elini havaya kaldırıp şöyle demişti "Bundan sonra ben de yumruğumu masaya vuracağım". Bunu başka biri söylese ortalık yıkılırdı. Ama o söylediğinde herkes alkışlıyor, ama bir taraftan da gülümsüyordu. Çünkü bunu yapamayacağını herkes biliyordu. Herkes Canaydın'ın dürüst olduğunu da biliyordu. Canaydın gerçekten taraftarın istediği gibi yumruğunu masaya vurmak istiyordu. Ama yapamazdı. O bunu yapamazdı. İçinde olmayan bir şeyi insana zorla yaptıramazsınız ki. Canaydın'ın modaya uyup yaptığı basın toplantıları da oldu. Hakem hatalarını listelediği basın toplantıları. Gerçekten içinden gelerek yaptığına inanan bir kişi var mı?
Özhan Canaydın tarihin en başarılı Galatasaray Başkanı olmayabilir, belki de en başarısızıdır kim bilir! Ama bize lazım olan öncelikle başarı değil ki!
Dedik ya! Bazen bazıları tarafından sevilmemek en büyük erdemdir. Ben Canaydın'ı sevmeyenlerinden dolayı da seviyorum.
Tanrı ona ailesi ve aşık olduğu renklerle uzun bir ömür versin. Geçmiş olsun.
Beşiktaşlı yöneticilerin yeri
Ali Sami Yen'de sadece 2 Beşiktaşlı yönetici vardı. Bu haberin işaret ettiği noktayı iyi anlamak lazım. Yöneticilerin futbolcularla çok içli dışlı olması tabii ki doğru değildir. Öyle antrenmanlarda saatler geçirmeleri, beraber çapkınlık yapmaları vs. Onları futbolun temel aktörleri olarak gördüğüm yok, ama bu olayın anlattıkları var.
Beşiktaşlı sadece iki yönetici stattaydı. Geri kalanlar cezalı başkanın yanında Ümraniye'de. Bu durum bu yöneticilerin kimin yöneticisi olduğunu gösteriyor. Beşiktaş'ın değil, başkanın. Kime gönül desteği verdiklerini gösteriyor, futbolculara değil, başkana.
Sadece bu bile Beşiktaş'ın sıkıntısının nerede olduğunu göstermiyor mu?
KKTC'den istek var
Geçtiğimiz hafta içinde Stadyum ekibiyle 3 gün Kıbrıs'taydık. Yediğimiz içtiğimiz bizim olsun, oradaki gazeteci arkadaşlarımızın bir talebini iletelim. İzolasyonlardan bunalmış Kıbrıs Türk Sporu'na bir çıkış yolu arıyorlar. Ortak akıl şöyle bir yol bulmuş. Türkiye Kupası Finali'nin oynanacağı statta maç öncesi KKTC Süper Kupası ya da Federasyon Kupası finali oynansın istiyorlar. Bunun önünde yasal bir engel olmadığı görüşündüler. 3 yıldır İngiltere'de oynanan bu maçın artık Türkiye'de oynanmasını istiyorlar. İletmesi bizden.
mdemirkol@milliyet.com.tr

Cafe