
Derya SAZAK
Siyaset Günlüğü
Referandum
Bayramdan sonra referandum var; 21 Ekim'de cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini öngören anayasa değişikliği için sandık başına gideceğiz, ancak "evet" çıkması halinde Abdullah Gül'ün durumu dahil neler olacağını kimse bilmiyor. Vatandaş, "Ne yapacağız?" diye soruyor.
Çankaya krizini yeni aştığımız bir sırada 12. Cumhurbaşkanı seçimi nedeniyle yeni bir "kaos"la karşı karşıya kalabiliriz.
11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün durumunu da "tartışmalı" hale getirebilecek anayasal sorun AKP'nin 22 Temmuz seçimlerine gidilirken, yeni parlamentoda "367 barajı"na takılma olasılığı karşısında "sigorta" arayışından kaynaklandı. AKP, seçimi halka götürerek Nisan 2007'de karşılaştığı engelleri aşabileceğini düşündü ve bir "güvence" aradı.
Güvence 11. Cumhurbaşkanı'nı halka seçtirebilmekti.
Anayasa değiştirildi; cumhurbaşkanının halk tarafından 5+5 yıl süreyle seçilmesi, milletvekili genel seçimlerinin ise 4 yıla indirilmesi öngörüldü.
21 Ekim'de anayasaya "evet" çıkarsa geçici 19. maddeye göre, sonuçlar Resmi Gazete'de yayımlandıktan 40 gün sonra "11. Cumhurbaşkanı seçiminin ilk tur oylaması için" tekrar sandığa gidilecek.
İşte tuhaflık tam da bu noktada ortaya çıkıyor. 11. Cumhurbaşkanı 28 Ağustos'ta TBMM tarafından seçildiğine göre, Çankaya'ya bu defa da "halkın seçtiği" kişi mi seçilecek?
Başbakan Erdoğan, "Bu anayasa değişikliğiyle, altını çiziyorum, 12. Cumhurbaşkanı'nı ve ondan sonra gelecekleri seçme yetkisi milletimizin olacaktır" diyor.
AKP'li hukukçular Abdullah Gül 11. Cumhurbaşkanı seçildiği için "geçici 19. maddenin düştüğünü" savunuyorlar.
Yüksek Seçim Kurulu, bu yorumlara katılmayıp, "40 gün sonra 11. Cumhurbaşkanı için seçime gidilmesini" isterse ne olacak?
Gül, cumhuriyet tarihinin en kısa süreli Cumhurbaşkanı mı olacak?
Yeniden seçime mi girecek?
Başka adaylar çıkacak mı?
AKP, 22 Temmuz seçim sonuçlarını beklemek yerine, Çankaya krizini anayasa değişikliğiyle aşmaya çalışırken referandum, "bumerang" etkisi yapabilir.
Özal döneminde de, 1987 ve 1988'de iki kez referanduma gidilmişti.
Turgut Özal, 12 Eylül rejiminin siyasetçilere koyduğu yasakların kaldırılmasını halkoyuna sundu ve ANAP'ın "hayır" kampanyasına karşın, referandumda "evet" çıktı. Eski liderlerin önü açıldı. Ertesi yıl, normal süresi 1989 olan yerel seçimlerin bir yıl öne alınmasıyla ilgili referandumu da kaybetmişti Özal. AKP zaten kapsamlı bir anayasa değişikliğine gidiyor.
Cumhurbaşkanlığı seçim yöntemi de o pakete dahil olacak şekilde süreci yeni bir yasayla durdurmak en akılcı yol değil mi?
dsazak@milliyet.com.tr

Cafe