|
 |
|
|
Koç gibi maestro aranıyor
Yaşam Güzeldir / Banu Şen
''Bir orkestra şefinin ayarında olmalı'' denir... ''Çıkan farklı sesleri yönetebilmeli, bir orkestra şefi gibi hassas olabilmeli bir yönetici...''
''Ne zaman kimin devreye gireceğini, neyin daha ön plana çıkacağını ustaca bilmeli; farklı yerlerden, seslerden, kimliklerden tek bir bütün ortaya çıkarıp onları yönetebilmeli. Onun esleri tam da yerinde olmalı, sesler onun inisiyatifiyle yükselip, doruğa ulaşabilmeli.''
Bir yöneticiyle orkestra şefi arasında es geçilemeyecek benzerlikler bunlarla da sınırlı değil tabii ki... İyi bir yöneticinin ortaya çıkardığı eseri de bir orkestranın bir eseri kusursuz yorumlayışını hayranlıkla izleyebilir herhangi biri.
25 bin Euro’luk burs
Dev holdingleri yöneten patronlar, neden bir orkestrayı yönetmesin? Bu fikir iki yıldır bizde de yaygınlaşmaya başladı. Hem de hayırlara vesile olarak.
Geçen hafta Koç Holding Onursal Başkanı Rahmi Koç, Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası tarafından düzenlenen özel konserde konuk şef oldu. Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleşen konserde, şef Rahmi Koç’la genel müzik direktörü ve daimi şef Gürer Aykal yönetimindeki orkestra, Antonio Vivaldi’nin Beyazıt Operası’ndan iki arya ve ''Dört Mevsim Operası 8'' eserinden bölümler seslendirdi. Geçen yılki ilk konserde Borusan Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kocabıyık şeflik yapmış, bağışı sayesinde mezzosoprano Fatma Ayazlar, New York City Üniversitesi’nde yüksek lisans yapma şansı yakalamıştı. İşte bu konsere mezzosoprano Fatma Ayazlar ve Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın baş kemancısı Pelin Halkacı Akın da solist olarak katıldı. Rahmi Koç’un şeflik için verdiği 25 bin Euro’luk burs ise genç fagot sanatçısı Burak Özdemir’in yurtdışında alacağı eğitim için kullanılacak. Özdemir, Borusan bursuyla 2007-2008 öğrenim yılında Berlin Sanat Üniversitesi Yüksek Müzik Okulu’nda fagot dalında yüksek lisans eğitimi alacak.
Konserin ardından, akşam, bir televizyon kanalında şef Gürer Aykal’ı izledim. Koç’un nasıl titizlikle çalıştığını ve orkestrayı nasıl da başarılı yönettiğini anlatıyordu. Ekranda da Rahmi Koç’un görüntüleri... Nota defterini çevirmesinde bile bir ustalık vardı, bageti kullanmasında da, selamında da... Sonra düşündüm.
Belki de bir sonraki konuk konseri işdünyasından bir kadın yönetirdi! Kimbilir? Sonra bir kez daha düşündüm. Bu bağışlara İzmir’in de ihtiyacı olduğunu. Belki bir gün İzmirli birkaç işadamı bageti İzmir’e bir konser salonu kazandırmak için tutabilir! Belki İzmirli bir işadamı 50 bin, 25 bin Euro karşılığında orkestrayı yönetebilir, geliri kente bir salon yapılmasına harcanabilir... Sizce olur mu? Neden olmasın?
bsen@milliyet.com.tr
|
|
|

|