
|
|
|
 |
|
|
İzmir’e ikinci Bilkent yapmak
Satır Arası / Deniz Sipahi
Gelin şu üniversite meselesini biraz daha tartışalım. Şöyle hafızanızı zorlayın. 2001 krizinin etkilerini üzerinden atıp üst üste büyüme rekorları kıran Türkiye’de İzmir’den kaç yeni firma başarı listesinde yerini almıştır?
Eskileri değil yenilerinden söz ediyorum.
Yani 2000 sonrası kurulan firma ya da kurumlardan...
En başa İzmir Ekonomi Üniversitesi’ni yazar mısınız?
Ben gönül rahatlığıyla yazarım.
İzmir gibi Türkiye için örnek bir kentte daha fazla özel üniversitenin olması gerektiğini her zaman savundum.
Bu alanda çok geç kaldığımızı da defalarca yazdım.
O yüzden kalbimizde çok ayrı bir yeri olan Ahmet Piriştina’nın Grand Plaza Oteli’ni Ticaret Odası Vakfı’na kiraya vermesini ayakta alkışladım. Bu jest Ekonomi’nin başlangıç için güzel ve prestijli bir fiziki ortama kavuşmasını sağladı.
Meclis’teki muhalefete ve onca söze rağmen Ekrem Demirtaş’ın bu girişimine cesaret veren yazılar yazdım.
Her başarı öyküsünden sonra Rektör Attila Sezgin ve akademisyen kadrosuna destek verdim.
İzmir’in önde gelen gazeteci arkadaşlarımla birlikte üniversitenin iletişim fakültesinin daha iyi bir stratejisine sahip olabilmesi için Danışma Kurulu’nda yer almaktan büyük keyif aldım.
Doğruyu söylemek gerekirse İzmir Ekonomi Üniversitesi ne beni, ne bu projeye inananları hiçbir zaman mahçup etmedi.
Öğrenci sayısı her yıl arttı. Eğitim kalitesi ve vizyonu kısa sürede kabul gördü. Akademisyen kadrosu ve öğrencileri uluslararası birçok projeden ödül aldı. Bunlar bile Ekonomi Üniversitesi’nin İzmir’de büyük bir boşluğu doldurduğunu kanıtlamaya yeter diye düşünüyorum.
Bu başarı grafiğini gören üniversite yönetimi de büyüme kararı aldı.
* * *
Bence bu adım da doğruydu.
Yeni bir kampus alanına ihtiyaç vardı ve bu sefer seçilecek yer genişlemeye imkan tanımalıydı. Güzelbahçe’de bir yer bulundu. Büyükşehir izin vermedi.
İşbirliği Holding’in yarım kalan binası alındı, bu sefer de anlamsız tartışmalar yaşandı.
Üniversite yönetimi bence çok stratejik davranarak, buranın satışına karar verdi. Bu operasyon hem ticari anlamda önemli bir başarıdır hem de borçsuz bir üniversite olmanın getirdiği avantajla şimdi çok daha güçlü bir kurum yaratılmıştır. Yapılan doğrudur.
Çünkü alınan yer şehrin merkezinde değerli binalardan bir tanesidir, ikincisi burası üniversite haline gelmiş olsaydı bile beş yıl sonra bir kampus alanına ihtiyaç yeniden doğacaktı.
İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin artık hedeflemesi gereken model Bilkent’tir.
Ve inanarak söylüyorum. İzmir’de böyle bir potansiyel vardır. İzmir Ekonomi Üniversitesi şehir üniversitesi kimliğinden kampus üniversitesi olmaya artık adım atmalıdır. Tartışılması gereken şudur... Kentin ekonomisine yılda 50 milyon dolardan fazla bir katkı sağlayan üniversitesinin bundan sonra çizeceği yolu sadece mütevelli heyeti karar vermemelidir.
Bu şehrin yönetiminde olan insanlar İzmir’in bir eğitim merkezi olması için çaba göstermeli ve gerekli adımları atmalıdır.
İşin en başında Aziz Kocaoğlu’nun Güzelbahçe projesine karşı çıkmadığını biliyorum. İzmir’in patronu ve ilk söz sahibi Büyükşehir Belediye Başkanı’dır.
Ben kendisinden Türkiye’nin ikinci Bilkent’ini yaratacak bir adım bekliyorum.
Büyükşehir’in yeni imar anlayışına uygun çözümler üretmek her zaman mümkündür.
Kaybeden İzmir olmasın...
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|