Kaleler nizamiydi...
Lincoln, Arda ve Ümit Karan, güzellikleri daha da yukarılara taşıdılar. Golleriyle, asistleriyle mükemmele yakın oynadılarÇok kolay ve çok güzel oldu. Her şey vardı. Arı gibi çalışanlar, arı beyi gibi yönetenler vardı. Sarıca arı gibi iş yapmayanlar vardı. Açıkcası Galatasaray'da her şey vardı, her türlüsü vardı. Bunun sonunda da gruplar vardı.
Futbolda tempoyu iki unsur ateşler. Saha içi ve saha dışı faktörler. Genellikle Türkiye'de tempo ayarlayıcısı tribünlerin takımlarına verdiği müthiş destektir. Bunu bir kez daha yaşadık. Tribünler takımın temposunu yükseltti. Tribünler sustuğu anlarda ise Galatasaray temposunu artırdı, tekrar taraftarını oyuna çekti.
Bu kadar güzel bir gecede mutlak surette eksikler de vardı. Bu eksiklerin kazanırken görülmesi ve giderilmesi çok önemlidir. Tahmin ediyorum Kalli de bunun farkında.
Galatasaray ilk maçtaki şoku, iki golle orada zaten atlatmıştı. Burada işi bitirmek gerekiyordu bunu da kolayca yaptı. Gol yüzdesi çok yüksekti. Aşağı yukarı kaleye ciddi atılan şutların yarısı gol oldu. Hakan Şükür özellikle topla buluştuğu anlarda, "baskı altındayım" görüntüsünü verdi.
Bütün bu güzellikleri daha da yukarı çeken üç tane önemli adamı vardı sarı - kırmızılı takımın. Bütün başarılıların yanında bu üçü çok daha başarılıydı. Başarıları skoru tayin etmekten geçiyordu. Bu üçlü hem vuruşlarıyla hem de asistleriyle mükemmele yakındılar. Anlamışsınızdır, Arda, Lincoln ve Ümit Karan'dan bahsediyorum. İki tane genç, onlara yaklaşmak üzereydi; Uğur ve Barış... Linderoth, Song, Volkan ve Servet hatasız oynadılar. Hataları vardı, ama sıfıra yakın gibiydi. Galatasaray'ın derbi öncesi yaşadığı kısa süreli kriz de bu futbol, bu skor ve Ali Sami Yen'de taraftarıyla buluşmasıyla ümit ederim aşılmıştır.
Kulübe de maçı yaşıyor
Kısacası Galatasaray'da işler yolunda gidiyor. Böyle gidecek gibi de gözüküyor.Galatasaray'ın güzelliği hücumda yaratıcı futbolcuların birkaç tane olmasından kaynaklanıyor. Vuran iyi vuruyor, pası atan etkili yerlere oynuyor. Bunu, Hasan Şaş ile Bouzid'in asist ve vuruşunda da gördük. Bunlar oyuna sonradan katılmışlardı, ama demek ki dışarısı da maçı yaşıyor. Hasan'ın, Bouzid'e yaptığı resmen uzun menzilli bir asistti.
Arkadaşları Hakan'ı golle buluşturmayı çok istediler, ancak bu davranışlarını 4-0'dan sonra normal karşılıyorum. Bunu yaparak belki daha fazla gol atma imkanını kaçırdılar. Bu bakımdan olumsuz gözükse de takım içindeki desteğin varoluşu açısından bu da olumlu davranış hanesine yazılabilir.
Özetlersek, Galatasaray hak etti, yaşadı ve yaşattı. Yazının başlığındaki mesajım ise maçtan önce, "Gaz dedektörü getirmedim, ama kaleleri ölçtüm" diyen Sion Başkanı Constantin'e... Kendisi emin olsun, kaleler nizamiydi. Ne büyük ne de küçüktü...
mdenizli@milliyet.com.tr

Cafe