Allah, Hazreti İbrahim'i denedi
Prof. Dr. BEYZA BİLGİN
Hz. İbrahim, bir göçmen olarak gelip geçtiği ülkelerin insanlarının kurban adetlerini izliyor, bazı kabilelerin, ilahları Molok'a, ilk doğan çocuklarını yakılan kurban olarak sunacak kadar bağlı olduklarını görüyor, kendisinin, geç zamanda sahip olduğu sevgili oğlunu biricik Rabbine kurban edip edemeyeceği konusunda nefsini yokluyordu.
Melekler ona, yaşlılık çağında olmasına rağmen, Allah'ın kendisine oğul vereceğini müjdelediği zaman, inanamamış, içinden, böyle bir şey olursa onu Allah'a kurban ederim, diye adakta bulunmuştu. Fakat sonra adağını unuttu. Hz. İbrahim, çevresinde adet olan, ilk doğan çocuğu kurban etme konusunda tereddütlüdür. Rüyalarında hep oğlunu kurban ettiğini görmeye başlar, yorumlamaya çalışır. Acaba kendisi evladını Allah'tan fazla mı sevmektedir de onu kurban etmekten çekinmektedir?
O, oğlunu Rabbinin rızası için feda etmeye hazır olduğunu göstermeliydi. Rabbi onun yapacağı bu işten razı değildi, nitekim kurban yerine vardığında, oğlunu kesmek üzere elini uzatınca Rabbin sesini işitti:
"İbrahim, elini çocuktan çek! Biricik oğlunu benden esirgemediğini gördüm. Seni ziyadesiyle mübarek kılacağım, soyunu göklerin yıldızları kadar çoğaltacağım, soyundan gelen bütün milletler mübarek kılınacaklar!" Böylece çocuk kurbanı ebediyen sona erdi. (İbranilere Mektup: 11,17)
Hz. İbrahim'in davranışı kavimler arasında anlatılarak yayılmış ve hiç unutulmamıştır. Bu durum Kuran'da şöyle bildirilir: "Onun, sonraki kuşaklar arasında yaşayıp anılmasını sağladık. İbrahim'e selam olsun!" (37Saffat, 78)
Ayetler evlat kurban edilmesinin, Allah'ın emri olmadığını açıkça göstermektedir. Çünkü Kuran'ın değerlendirmesinde "teslim olma", kendini Allah'a ya da Allah'ın iradesine teslim etme anlamına gelir. Ayette ise Hz. İbrahim'in, Allah'ın iradesi olarak algıladığı kendi yorumlarına teslim olduğu anlaşılmaktadır.
Burada sözü edilen kurban, her yıl yüz binlerce müminin Mekke'ye yaptıkları hac ziyaretinde tekrarladıkları kurban sunusudur. Tefsircilerden bunun bir sınama olduğu yorumunu yapanlar da vardır. Bu şiddetli sınama, Hz. İbrahim'in insanlığa önder olma yükünü yüklenebilecek güçte olup olmadığındadır. Bu giriş ile okuyucularımdan bazılarının sorularına da cevap vermiş oldum.
Şimdi sorularınız:
Mescid-i Aksa
Mescid-i Aksa hakkında bizi bilgilendirir misiniz? Ansiklopedilerde yapılış tarihi hakkında hiçbir bilgi yok. Mescidi Aksa yapı mı? Yoksa bir mefhum mu? Bu konuda bilgilendirir misiniz?
Mescid-i Aksa en uzak mescit demektir. Kuran'da, İsra suresinde geçmektedir. (17İsra1)
Hz. Peygamber bir gece bir mucize yolculuk ile Mescid-i Haram'dan (Kâbe) Mescid-i Aksa'ya götürülmüştür. (3Al-i İmran96 )
Mescid-i Aksa, o zaman için var olan bir mescide değil, sadece harabesi bulunan, bugün de "ağlama duvarı" tabir edilen bir kısmı muhafaza edilen, Süleyman Mabedi ile çevresine işaret etmiştir. Bu mekânda daha sonra Emevi halifesi Abdülmelik tarafından yaptırılmış olan cami bugün Mescid-i Aksa olarak adlandırılmaktadır.
Dar zaman duası
"La havle ve la kuvvete"nin Türkçesi nedir acaba?
"Allah'tan başka güç kuvvet sahibi hiç kimse yoktur" demektir, dar zaman duası olarak bilinir ve okunur. Hz. Peygamber, çocukları düşman tarafından esir edilmiş bir anne babaya, "La havle ve la kuvvete" cümlesini çok okumalarını tavsiye etmiştir.
Sorularınız için:
ramazansayfasi@milliyet.com.tr
Faks: 0212 - 505 62 18
Tel: 0212 505 62 91 - 0212 505 68 41

