O da konuşmak istiyor
Defne İnci'nin çığlıklarının aslında bir anlamı var: Kızım bizimle sözlü olarak da iletişim kurmaya, konuşmaya çalışıyorSEMA ASLAN
Arayanlar şaşkına dönüyor. Defne İnci neredeyse çığlık çığlığa. Telefonun diğer ucundaki kişiye izah etmek durumunda kalıyorum: "Merak etme, kendi kendine konuşuyor..." Şimdi hatırlıyorum; bir keresinde, Milliyet hafta sonu ekleri editörü İlke Gürsoy'u aramıştım da, fonda duyduğum çığlıkla sesim kesilmişti. Kötü bir zamanlama mı, oğlu ağlıyorsa biz İlke'yle nasıl konuşabiliriz ve İlke nasıl böyle rahat olabiliyor, bu çocuk neden bu kadar çığlık atıyor vs. İçimden bunları geçirmiş ama bir şey sormamıştım... Şimdi anlıyorum o seslerin nedenini.
Dikkati kendi sesinde
Defne İnci de ağlamıyor o anlarda tabii ama ne oynuyor ne de ağlıyor gibi. Sesiyle eğlendiği muhakkak. Bebekler bu dönemde seslerini keşfeder ve farklı sesler çıkarıp kendilerini dinlermiş. Fakat bu ses oyunları, Defne İnci yalnız olduğunu fark ettiği anda önce isterik çığlıklara sonra da ağlamaya dönüyor. Bu nedenle bir süre sonra ben de onun ses oyunlarına katılmaya başlıyorum.İlk birkaç dakika, gözlerini bir yere ya da bir şeye sabitleyip tuhaf sesler çıkarmak onu eğlendiriyor da olsa, az sonra başıma gelecekleri bilip önce bu bağırma halini bir sohbet haline dönüştürmeye çalışıyorum: "Evet kızım anlat, dinliyorum seni. Ya demek öyle olmuş!" Ama uzun sürmüyor; Defne İnci'nin dikkati sesinde, sesi tavanda hâlâ.
"Peki, o zaman bundan bir oyun çıkaralım" diyorum. Ve başlıyorum Defne İnci'nin çığlıklarını taklit etmeye! Hatta bazen onun bakışlarından ve nefes alışından çığlığın geleceği anı tespit edip, aynı anda ve aynı sesi çıkarmayı başardığım bile oluyor. Defne İnci'nin suratını görmeniz lazım öyle anlarda. Kendi çığlığı bastırılmış gibi, şaşırıyor ve birkaç saniyeliğine susup durumu değerlendiriyor.
Bitmek bilmeyen bir enerji; bir keresinde sabah başladı çığlık atmaya, akşam uyku saatine kadar da sürdürdü bunu. Ben o kadar bağırmış olsaydım ne sesim kalırdı ne de halim. Oysa Defne İnci yatağına götürülürken bile bacaklarını hızlı hızlı sallayıp bu kez boğazından çıkan kahkahalarla oynamaya devam edebiliyor.
Seslerin anlamı
Bu, işin oyun kısmı. Fakat aslında bu seslerin başka bir anlamı daha var: Kızım bizimle sözlü olarak da iletişim kurmaya, konuşmaya çalışıyor. Bazen dilini çiğner gibi yapıyor. Yani dilini kullanmayı öğreniyor. Bebekler dil, dudak ve damak kontrolünü altıncı ayda öğrenmeye başlarmış. Defne İnci de artık altı aylık. Söylenenleri zaten bir süredir gayet iyi anladığını biliyoruz. Ama artık o da söylemek istiyor. Çıkardığı sesler, bir süre sonra biz yetişkinlerin seslerine benzeyecek. Bizim konuşma tonumuzu ve hızımızı yakalayacak.Uzun zamandır "anne"ye benzer bir şey diyor mesela ama ben hiç üstüme alınmıyorum. Çünkü bu sesi ilk çıkardığında daha çok küçüktü. Tesadüftür diye bakıyorum fakat bazen de öyle anlarda söylüyor ki... Bilerek söylemiş gibi... Biz konuşması için Defne İnci'yi epeyce cesaretlendiriyoruz. Onunla, gözlerinin içine bakarak konuşuyor; iletişimin çift yönlü bir durum olduğunu unutmadan, onun sözlerini de dinlemeyi ihmal etmiyoruz.
Sık sık, "Dinliyorum kızım, hadi anlat bakalım" diyorum ona. İster anlasın ister anlamasın. Ona, onu dinlediğimi ve hep dinleyeceğimi söylemek hoşuma gidiyor. Televizyonu açmıyoruz; bizi dikkatle dinlemesinin önkoşullarından biri, bulunduğumuz ortamda sessizliği sağlamak. Vurgularla dikkatini çekmeye çalışıyoruz; bazen heyecanlı, bazen fısıltılı, bazen neşeli vs. konuşup konuşmayı küçük bir oyuna dönüştürüyoruz. Akşamları resimli kitaplardan küçük öyküler okuyoruz. Çocuğunuza üçüncü veya dördüncü aydan itibaren kitap okuyabilirsiniz.
Yol gösterici seri
Bu arada kendimiz için de okuduklarımız var. Şu sıra elimizden düşmeyen kitap, Alfa Yayınları'nın "Çocuk Gelişimi" serisi. Serinin her kitabı, çeşitli gelişim periyotları halinde anne-babaları bekleyen sürprizleri anlatıyor. Şimdi "6. Aydan 12. Aya Kadar Bebeğiniz" kitabındayız. Defne İnci artık kendi bireyselliğini fark edecek kadar büyük. Kişiliği şekillenmeye başlıyor, özetle. O halde onun kişiliğini hangi durumlarda nasıl etkilediğimi ya da etkileyebileceğimi bilmek isterim. Alfa Yayınları'nın serisi hakikaten yol gösterici.Tüm bunların sonunda tek kaygım, Defne İnci'nin hiç susmamacasına konuşması! Şimdi bile konuşmaktan yorgun düştüğümüz oluyor çünkü...

Cafe