Çakma Hollywood
Kırmızı halıda salınan kadınlar reklam panosunun önünde duruyor, pozlar veriyor... Bir gülerek, bir hafif gülümseyerek... Bacak bir önde, bir yanda... malphan@milliyet.com.tr
Vakko gecesinin fotoğraflarını görmüşsünüzdür. Of! Bu nasıl bir Hollywood özentiliğidir? O kırmızı halıda salınan kadınlar reklam panosunun önünde duruyor, başlarını aşağı-yukarı-sola-sağa hareket ettirerek pozlar veriyor... Bacak bir önde bir yanda... Bir gülerek, bir hafif gülümseyerek... Çok komik, çok...
Etkinlikten etkinliğe görüşen dostlar, arkadaşlar, tanıdıklar, düşmanlar yine bir gecede buluşup "boy gösteriyor".
E kıyafet gösteriyorlar yani. Söz konusu olan bir moda markasının gecesi ayrıca. Kötü giyinmek günah sayılabilir. Çünkü gecenin sonunda herkes evinin yolunda ya da ertesi sabah kahvaltıda "Şunun kıyafeti, bunun bilmem nesi" çekiştirmesi yapacak.
Şimdi bunu göz önünde bulundurarak büyük bir stres yaratabilir insan kendine. Nitekim Yıldız Asyalı da bunun paniğini yaşamış herhalde. O kıyafet nedir öyle? 80'lerde dolabına atmış, şimdi vintage niyetine giyiyor olmalı.
Bir de bu aşırı düşük belli kıyafetlerde dikkat etmek lazım çünkü gördüğünüz gibi Asyalı'nın eteğinin üzerinden iç çamaşırının lastiği gözüküyor.
Sporda elmasın yeri var mı?
Elmasların kızların en yakın arkadaşı olduğunu biliyorduk ama bu kadarını da değil... Kadın sporcular her nasılsa mücevhere acayip bir merak sardı. Misal sürat koşucusu Sanya Richards... Sanya birkaç ay önce Japonya'nın Osaka kentindeki dünya şampiyonasında, göğsünde 20 bin dolar değerindeki elmas iğneyle koştu. Sponsorlarından birinin hediyesi olan iğne gelin görün ki yarışın bir yerinde düştü. Sanya istifini bozmadan koşmayı sürdürdü tabii. Neyse ki iğne sonradan birileri tarafından bulundu ve Sanya onu saklaması için annesine emanet etti.
Peki ya ünlü tenisçi Serena Williams'a ne demeli? Amerika Açık'ta Serena'nın vuruşlarından çok elmasları dikkat çekiyordu. 15 bin dolarlık küpeleri kulaklarından omzuna kadar uzanıyordu. Serena bu küpeleri sekiz gün boyunca taktı. Küpeyle de yetinmedi, bir de kolye taktı. O kadar absürt bir görüntü ki... Kadife eşofman ve elmas küpelerle spora giden kokonalar gibi görünüyor bu sporcular. Maksat uğur ise, daha basit çözümler bulabilirler bence.
Söyleyecek sözüm kalmadı
Emine hanımı özlemiştik bu köşede...
E o kadar yazdık ettik ama giyim tarzında en ufak bir değişiklik yok. Aynı parlak kumaşlar, aynı hantal kesimler, aynı alacalı desenler... Tabii bu fotoğraftaki diğer hanımın (Ebru Yeter) yanında, Emine Erdoğan zevk abidesi gibi duruyor. Yeter'in o etek-eşarp "asortisi" mi desem, yoksa üzerine bol mu dar mı geldiği anlaşılmayan ceketi mi?
Yeter parlak kumaş yarışında da Emine hanımı ezip geçmiş. Valla artık söyleyecek lafım yok. Tükendi...
E yine bir tavsiye vermek gerekirse... Bakınız Katerina Yuşçenko'ya... Kıyafeti muhafazakar denilebilir. Ama düzgün mü? Düzgün. Parlaklıksa, ufak bir parıltı da var... Emine hanım ve çevresi bu tarz da giyinebilir. Ama kesmiyor işte...
Toptan'ın kıyafetleri konumunu yansıtmıyorTBMM Başkanı Köksal Toptan yıllardır siyaset dünyasının içinde.
Ama kıyafetlerine baktığımızda bu anlaşılmıyor.
Kötü giyinen siyasetçilerin açık gri takım elbise sendromuna onun da baştan beri yakalandığı çok açık. Haydi onu geçtim, toprak rengi takımlara ne demeli? Ya da lacivert takım elbisenin altına giyilen turuncuya kaçan taba rengi ayakkabılara?
Uzun yıllardır Türk siyasetinin içinde yer almasına rağmen kendisine, konumuna uygun bir çizgisi yok. Takım elbise tamam olsa kravatı olmuyor, kravatı tamam olsa ayakkabısı olmuyor. Kıyafetleri iyi dikimli değil, aksesuvarları sorunlu. Giyim kuşam konusundaki istikrarsızlığı ondan puan düşürüyor.
Toptan'ın süratle kendine bir stil danışmanı edinmesi lazım.
Appiah'tan Los Angeles modası
Biliyorsunuz konu trend ve markaya geldiğinde kimse futbolcuların eline su dökemez. Logo hayatlarının, logolu kıyafetler ise gardıroplarının önemli bir parçası. İşin beni bayan kısmı, futbolcuların eşleriyle beraber genelde hep Dolce&Gabbana, Dior ve Louis Vuitton gibi, artık görmekten sıkıldığımız markaların ürünleriyle gezmeleri. Ama bakınız Fenerbahçeli Appiah bir fark yaratıp Jaded by Knight adlı markanın şapkasını takmış. Ama Hıncal Uluç tarzı sırtına attığı o kazak Jaded by Knight'ın felsefesiyle çakışmış, olmamış.
Markanın yaratıcıları Noah Knight ve Mike Amiri, Jaded by Knight ile ilgili olarak şöyle diyor: "Son dönemde üretilen giysilerin hiç uçlarda olmadığını, risk taşımadığını düşündük. Los Angeles'ın eğlence kültürüyle büyümüş insanlar olarak sıra dışı olmanın ve ortaya yeni bir şeyler çıkarmanın ne kadar önemli olduğunu anladık ve bunu koleksiyonumuza yansıttık."
Steven Tyler, Usher ve Madonna, e tabii anlaşıldı ki ülkemizde de Appiah markanın tutkunlarından. "Desperate Housewives" dizisinin yıldızı Nicollette Sheridan'da da Appiah'ın taktığı şapkanın aynısından var.
Ama kime niyet, kime kısmet işte... Adamlar uçlarda olanlar, risk alarak giyinmek isteyenler için tasarlıyorlar ürünlerini; bizim Appiah "beyefendi" bir tarzda sırtına kazağını bağlıyor, şapkasıyla bu kıyafetini tamamlıyor.
Şu sırta kazak bağlama görüntüsü beni feci rahatsız ediyor. Ne bileyim, erkeğin doğasına aykırı gibi geliyor galiba. Sırtın üşürse kazağını giyersin, niye sırtına atıyorsun ki? Şık falan da görünmüyor, aklınızdan çıkarın...

Cafe