|
 |
|
|
Unutamayacağım fotoğraf kareleri
Satır Arası / Deniz Sipahi
Hafızamın arşivine bir fotoğraf daha ekledim. Bir baba, kahpe, hain bir bombalı saldırı sonucu ölen oğlunun tabutunu gözyaşlarıyla ıslanan mendiliyle siliyor. Fotoğraflar bilgisayarıma düştükçe gün boyunca kendime gelemedim.
Olay anı...
Sonrası...
Anne, babanın olayı öğrendikleri andaki yüz ifadeleri...
Cenazeden kareler...
Dakikalarca gözümü ayıramadım, daldım gittim.
Doğruyu söylemek gerekirse bu kareler beni çok etkiler.
Bazen etkisi günler boyu devam eder.
Unutamam...
Malatya’daki çocuk yuvasındaki görüntüler, fotoğraflar sanki dün görmüşüm gibi aklımda...
Irak’ta kafasına çuval geçirilmiş babanın küçük oğlunu kollarıyla bir ahtapot gibi sarıp o çaresiz halinde bile kendini siper etmesi aklımda...
İrfan Eraslan’ın umutsuz bakışları da...
Kevser Eraslan’ın feryatları da...
Uzun zaman aklımdan silinmeyecek.
* * *
Bir günde çöken bedenler...
Ve babanın o fotoğrafı...
Almanya’da başlayıp Türkiye sevgisi aşılamak için geri dönen Eraslan Ailesi’nin nefes almasını bile zorlaştıracak o acı haber...
Bu olaydan birkaç gün önce de Şırnak’ta taranan bir minibüs ve içinden çıkan oniki masum insan...
Bu ülkede 25 yıldır adı konmamış bir savaş yaşanıyor.
Terör; kadın, çocuk, genç, yaşlı demeden insanlarımızı hedef alıyor.
Kolay mı babanın ruh halini değiştirmek?
Kolay mı o anneyi ikna etmek?
Hayatlarının geri kalanında sadece çocuklarının mutluluğunu düşünen bu insanların bir kez daha normal hayatlarına dönebileceklerini zannediyor musunuz?
Güneydoğu’ya çeşitli vesilelerle defalarca gittim.
Siirt’e, Batman’a, Adıyaman’a, Diyarbakır’a, Urfa’ya, Şırnak’a, Mardin’e, Tunceli’ye...
Oralarda da çaresiz, umutsuz yüz ifadeleri gördüm.
Değişen hayatlara, çöpe atılan hayallere tanıklık ettim.
Terör olayları insanları bezdirmişti, yaşama sevinçlerini ellerinden almıştı.
* * *
Son aylarda yapılan tartışmalara bakın.
Terör olaylarından sonra yapılan açıklamaları düşünün.
Hangisi sizi tatmin ediyor, hangisi çözüme yakınlaştırıyor.
Terörü konuşacağımıza türbanı konuşuyoruz. Askeri anlayacağımıza halkı askerden soğutuyoruz.
Korkuların üzerine gideceğimize yeni korkular yaratıyoruz.
Uzlaşma yerine dayatma politikası uyguluyoruz.
Biz başka bir Türkiye istiyoruz.
Siyasetçiler bunun farkında mı?
Çocuklarımıza bilimi sevdirebilmek
Geçtiğimiz hafta Ege Üniversitesi Bilim Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (EBİLTEM) Koordinatörlüğü ve Özel Çakabey Okulları ortaklığında gerçekleştirilen ''2. Avrupa Bilim Eğlence Gecesi''ne katılma fırsatı buldum. Bilim insanları ile halkı, özellikle de çocukları bir araya getirmeyi ve bilimi sevdirmeyi amaçlayan ve bir AB projesi kapsamında gerçekleştirilen gecede; bilimin kasapta, manavda, fırında, bakkalda, fotoğrafçıda, ormanda, itfaiyede, postanede, garajda, polis merkezinde, eczanede, güzellik salonunda, hastanede, kısacası her yerde varolduğu kanıtlandı.
Neler mi vardı gecede?
Çeşitli bilim ve sanat insanlarıyla söyleşiler, oyunlar, yarışmalar, sergiler, konser, simülatör, illüzyon gösterisi... Prof. Dr. Şakire Pöğün beynimiz, Prof. Dr. Ahmet Öztarhan nanoteknoloji, Doç. Dr. Erdal Bedir bitkilerle gelen sağlık, Doç. Dr. Ekin Aktaş adli tıp, Doç. Dr. Oğuz Kılınç sigara, Dr. Şükriye Alyanak organ nakli, Ediz Hun bilim ve sanat, Çağlar Uz acil tıp, Serkan Saygan astronomi, Nedim Sönmez ebru sanatı, Mete Neptün klasik Batı müziği konularında bilgilendirdi katılımcıları. Abbas Güçlü ise ''Gençler bilimi nasıl görüyor?'' sorusuna yanıt aradı.
* * *
Gecenin en çok ilgimi çeken bölümü Orhan Bursalı’nın ''Teknolojide neredeyiz?'' ve TÜBA üyesi Prof. Dr. Emin Kansu’nun ''Niçin bilimde Nobel alamıyoruz?'' başlıklı söyleşileri oldu. Kansu sunusunda Türkiye’deki eğitim sistemindeki temel yanlışları, ezberciliği, çoktan seçmeciliği, doktoralı araştırmacı sayısının azlığını, yapılan araştırmaların yenilikten ve araştırmacılıktan uzaklığını vurguladı. Ege Üniversitesi Akademisyenler Orkestrası çok güzel çaldı; gecenin sürprizi ise Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ülkü Bayındır’ın kadife sesiyle kusursuz seslendirdiği İspanyolca şarkı oldu.
* * *
Sonuçta organizasyon dahil, her şey çok güzeldi. Önümüzdeki yıl üçüncüsünün gerçekleşmesi durumunda, organizasyon komitesine şimdiden ''Atatürk ve Bilim'' konulu bir söyleşi öneriyorum.
Gece sona erdiğinde aklımda bir proje belirdi. Üniversite ve ilköğretim kurumları ortaklaşa, benzer bir çalışmayla, hafta sonları birkaç saat veya yaz aylarında 1-2 haftalık zaman dilimlerinde, değişik yaş gruplarındaki çocuklara yönelik eğlenceli bir bilim, sanat ve spor eğitimi verseler, geleceğin sağlam kuşaklarının yetişmesine önemli bir katkı sağlamazlar mı?
* * *
Bilim toplumundan, inanç toplumuna hızlı bir kaymanın gerçekleştirilmeye çalıştığı günlerde halkımıza, özellikle de çocuklarımıza ve gençlerimize, bilimi sevdirmek yolundaki çabaları nedeniyle başta Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ülkü Bayındır, EBİLTEM Müdürü Prof. Dr. Fazilet Vardar Sükan ve Özel Çakabey Okulları Kurucu Temsilcisi Zafer Eraslan olmak üzere projede tüm emeği geçenlere teşekkürler.
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, ulgenok@ulgenok.net)
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|