Polisi suçladı hapse düştü
Emirdağ gazetesinin polis merkezindeki fuhuş, dayak ve hakaret iddialarını gündeme getiren Yazı İşleri Müdürü Mustafa Koyuncu cezaevine girdi,"tekzip" yayımlamak şartıyla 1 hafta sonra salıverildi. 44 polis de Koyuncu hakkında 10'ar bin liralık tazminat davası açtı
Ömer Erbil - Afyon
Afyon'un Emirdağ ilçesinde baba mesleğini sürdüren Emirdağ Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Mustafa Koyuncu, polis merkezinde dayak ve hakaret iddialarını gündeme taşıyınca kendini cezaevinde buldu. Bir hafta tutuklu kaldıktan sonra "tekzip" yazısı garantisiyle tahliye edildi. Ertesi gün de köşesinden "özür" diledi. İlk duruşmasındaki beraat talebi reddedilen Koyuncu'ya son darbe ise karakoldaki 44 polisin ayrı ayrı açtığı 10'ar bin liralık (toplam 440 bin) tazminat davaları oldu.
31 yıldır yayın hayatını sürdüren Emirdağ gazetesi, 12 Mart 2007 günü "AB'ye böyle mi gireceğiz?" manşetiyle çıktı. Ağır iddialar içeren haberde polisin halk üzerinde baskı kurduğu, karakola götürdükleri insanlara kötü muamele yaptığı, nezarete alınan bazı kadınların "fuhşa uğradığı" ve doktor raporu almalarına bile izin verilmediği ileri sürüldü. Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mustafa Koyuncu da köşesinde "Polis Böyle Yaparsa" başlıklı bir yazı kaleme aldı. Koyuncu köşesinde, polislerin devlet üniforması kullanarak çıkarları doğrultusunda halkın üzerinde baskı oluşturduklarını, bazı polislerin kendisiyle birlikte ilçedeki gazetecileri de dövmekle tehdit ettiklerini öne sürdü.
Devamı yarın...
Koyuncu "devamı yarın" diye not düştüğü yazısını şöyle bitirdi: "Bu arada dün akşam yaşanan bir olay tüylerimi diken diken etti. Bir polis arkadaşımız bana dedi ki 'Biz seni nasıl olsa yakalarız.' Bu söylenenlerden sonra ben de nezarete alınır ve dayak yersem bu da ilçemizde bana şahsi gıcıklığı olan polislerden biline."13 Mart günü savcılık ifade için Koyuncu'yu çağırdı. Polise hakaret ve iftira suçundan sorgulanan Koyuncu, "delilleri yok edebileceği, tanıklar üzerinde baskı oluşturabileceği" gerekçesiyle CMK'nın 100. maddesi uyarınca tutuklanarak cezaevine gönderildi. Bir hafta sonra gazetede cevap ve düzeltme metni yayımlandıktan sonra Koyuncu serbest bırakıldı. Çıkar çıkmaz da köşesinden "Gazetemizde çıkan haberimiz maksadı dışında anlaşıldığından üzgünüz" başlığıyla özür diledi.
'Hakaret etmedim'
Mustafa Koyuncu avukatı aracılığıyla mahkemeye verdiği savunmasında ise hiç kimseye hakaret etmediğini sadece kendisine gelen bilgiler ışığında yetkilileri göreve çağırdığını belirterek, şu ifadelere yer verdi:"Bu yazı şahısları hedef almadan, duyumlara ve anlatımlara dayanılarak Basın Kanunu'na göre halkı ve yetkilileri bilgilendirmeye yöneliktir. Gazetede çıkan yazının konusu, polis memurlarını şahıs şahıs ilgilendiren bir olay olmayıp Emniyet Müdürlüğü olarak kurumu ilgilendiren ve tedbir alınmasını sağlamaya yönelik bir basın görevidir."
Hakkında açılan ceza davası devam eden Koyuncu'ya bir darbe de sözü edilen karakolda çalışan 44 polisten geldi. Her biri 10'ar bin lira olmak üzere toplam 440 bin liralık tazminat davası açıldı. Her iki dava da devam ediyor.
Daha önce de yaşanmıştı
Emirdağ'da yaşanan bu olay ilk değil. Emirdağ "Haber Gazetesi" Yazı İşleri Müdürü Cüneyt Gargılı da 8 Ağustos 2006'da benzer bir olay yaşamıştı. Gazetelere de haber olan Gargılı, o zaman şu açıklamayı yapmıştı:"Bu olay tamamen şahsıma yönelik bir saldırı olup son günlerde ilçede artan hırsızlık olaylarından dolayı yazmış olduğum yazılardan kaynaklandı. Kardeşimi ekip otosuna bindirip götürüyorlardı. Kardeşimin suçu ne dediğimde aynı şekilde bana da vurup biber gazı sıktılar. Emniyette sabaha kadar hakaretlere maruz kaldık. Suçumuz da kimlik göstermemek. Bana kimlik sormadılar ki. Sadece vururken 'Sen yazmaya devam et, bunları da yaz' dediler. Konuyla ilgili gerekli hukuki süreç başladı."
Önce ödül sonra dayak
Koyuncu, iki yıl önce İlçe Emniyet Müdürlüğü'nce teşekkür belgesi ile ödüllendirilmişti. Teşekkür belgesinde, "Emirdağ ilçesi Güvenlik Hizmetlerini Geliştirme ve Destekleme Derneği'nin kuruluş aşamasında vermiş olduğunuz destek ve ilgiden dolayı teşükkür ederiz" deniliyordu. Aynı ödül Cüneyt Gargılı'ya da verilmişti. Ancak her iki gazetecinin de daha sonra ödül aldıkları polislerden dayak yediği öne sürülmüştü.
Prof. Süheyl Donay: İnsaf
Prof. Dr. Süheyl Donay (Ceza hukukçusu): İnsaf. Böyle bir nedenden gazetecinin tutuklandığını ilk kez işitiyorum. Kararda CMK'nın 100. maddesinde yazılı tutuklama sebepleri öngörülmüş. Yani delilleri karartma, delillerin toplanmamış olması. Yazılı şeyin ne delili olacak? Netice itibarıyla iki kişinin ifadesini alacak ve işi bitirecek. Olmaması gereken bir olay olmuş. Sonra bir hafta içinde bütün delilleri toplayıp da mı salıvermişler? Çünkü tutuklama sebeplerinin kalkması lazım ki salıversinler. Çok kişisel bir olay, gerçi hâkim kararı ama çok aşırı bir karar. Mahkeme herhalde tazminat davasını da reddeder. Yani orada hangi polis belli değil.

