
|
|
|
 |
|
|
Ragbi başkentinde Ağrılı bir heykeltıraş
Fransız Milli Ragbi Merkezi'nin bulunduğu Marcoussis kasabasında bugünlerde herkes Ağrılı heykeltıraş Salih Coşkun'un heykellerini konuşuyor
SABETAY VAROL - Paris
Marcoussis, Paris'in 20 kilometre güneyinde bir kasaba. 60'lara kadar Paris halinin çileği buradan gelirmiş. Çilek tarlalarının yerinde şimdi ragbi oyuncusu yetişiyor. 2002 yılında Fransız Milli Ragbi Merkezi buraya kuruldu.
Dünya Ragbi Şampiyonası yüzünden Eyfel Kulesi dahil Paris'in her yeri ragbi çağrıştıran görüntülerle süslüyken, bu sporun hastası fanatiklerin oyuncuları gözleriyle görmek üzere her maçtan önce ve sonra doluştukları Marcoussis'de, bu duruma nazire, her yere şu günlerde "Coşkun" heykelleri ve resimleri egemen.
Bakire heykeli olay oldu
Kasabanın merkezi sayılan küçük meydanda bir kahveye oturup, ön cephesi tipik gotik sanat örneği kiliseyi karşımıza aldık. Sainte Marie-Madeleine Kilisesi'nin yan tarafında bile Coşkun imzası taşıyan iki büyük pano asılı.
Anlatmaya koyuldu Coşkun: Belediye sponsorluğunda ve kasabanın hemen her yerini kaplayan, 20 Ekim'e kadar sürecek serginin kapsadığı alan içinde kalan kilisenin duvarlarına bu panoları asmak istediklerinde, kilise papazından itiraz gelivermiş. "Çağdaş sanatı simgeleyen görüntüler ortaçağdan kalma bizim kiliseye uymuyor" diye karşı çıkmış din adamı.
Pederi ikna edebilmek üzere Coşkun altı aylığına Belçika'da bir sergiye gönderilen Marcoussis'nin medarı iftiharı "Çocuklu Bakire" heykelinin yerine yeni bir heykel önermiş. Bakiresiz kalmaktansa papaz ikna olmuş.
İtalya'dan getirilen Carrara mermerinden yapılan, iki metre yüksekliğindeki, en az 600 yıllık eserin yerinde şimdi 1950 Ağrı doğumlu yontu sanatçısı Coşkun'un ağaçtan yonttuğu bakire Meryem duruyor. "Bizim bakire bütün Marcoussis'de olay oldu. Daha önce kiliseye adım atmayanlar bile nasıl şeymiş diye kiliseyi ziyarete koyuldu" diye anlatmayı sürdürüyor Coşkun. Hatta bu modern Meryem Ana'ya dua etmek üzere heykelin önünde diz çöküyor, mum yakıyorlarmış.
O kadar ki, Fransa'nın tarihi eserler listesine kayıtlı mermer heykel yerine döndüğünde durumun ne olacağı belli değil. Fransa'da dinle devlet işlerini ayıran 1905 tarihli yasa yüzünden, her inançtan mükelleften alınan vergiyle mülkiyeti yerel yönetime ait kiliseye dinsel yapıt satın almak ağır resmi işlemler gerektiriyor.
1999 yılı Noel gecesi, Fransa'da on binlerce ağacın devrildiği korkunç fırtına Coşkun için ayrı bir dönüm noktası. Paris yakınındaki Hauts-De-Seine vilayeti il genel meclisi yarışma açmış. "Şu devrik ağaç gövdelerinden kendinize seçin, heykel yapın" denilmiş.
Ünlü yazar Chateaubriand'ın Lübnan'dan getirip malikanesinin bahçesine diktiği yıkık sedir ağacı gövdesini seçmiş Coşkun. İlk kez insan boyundan çok daha büyük bir heykel üretmiş ve beş metrelik yapıtıyla ödüle sahip olmuş 2001 yılındaki bu yarışmada.
Geçtiğimiz günlerde birlikte Marcoussis'ye gitmemiz için Selçuk Demirel'den teklif geldiğinde tereddüt etmeden kabul ettim. Korkmayın, Demirel bir ragbi fanatiği değil, zaten Fransız Milli Ragbi Merkezi'nin etrafında dolanıp ve iri kıyım şampiyonları görüp resim imzalatmamızı da önermedi. Coşkun'un sergisini birlikte ziyaret etmemizi teklif etti tabii.
40 yıllık ahbabımmışçasına Coşkun dediğime de bakmayın. Aslında gerçek adı Salih Coşkun. Salih adının Fransızlar tarafından telaffuz şeklini beğenmediği için sanatçı ismi olarak kendi soyadı olan Coşkun'u seçmiş. Okunduğu şekliyle "Koskün" diye telaffuz ediyorlar. Sanırım bu telaffuz şeklindeki dinginlik, hatta "küskün" çağrışımı hoşuna gidiyor.
Ağaç gövdesi beline düştü
Çocukluğu İznik'te geçmiş. İçine kapanık bir çocuk olan Salih'in önce toprak malzemeyle ve giderek her türden malzemeyle teması, toprağı kazıp antik çanak çömlek parçaları bulma çabalarıyla oluşmuş. Yani bir tür define avcılığı. Malzemeyle boğuşması o zamandan.
"Bir ara dünyanın bronzu elle yontan son heykeltıraşı olmuştum" diyor. Bronzla didişmesi yüzünden az daha ellerini kullanamaz hale geliyormuş. "Ardından ağaç malzemeye geçtim" diye anlatıyor. Ağacı işlemesi daha kolay. Elektrikli testere kullanıyor. Böylece birkaç tonluk ağaç gövdeleriyle haşır neşir olmuş. Geçen yıl ağaç gövdesi belinin üzerine düşmüş. Birkaç ameliyat geçirerek yeniden ayaklanmış.
Çalışmasına aynı hızla, aynı hırsla devam ediyor. Testere faslı bitince makine yerini insana, insan beynine bırakıyor. "Benim konum insan" diyor.
İstanbul'da konservatuvardan sonra bir tiyatro oyunculuğu dönemi var. Bir akşam temsil sonrası tiyatro defterini kapatmış. Darphane'de para ve madalyon kazımaya koyulmuş. 1980 darbesinden sonra Türkiye'den ayrılıp Fransa'ya gelmiş. Fransa'nın yanı sıra Danimarka, Almanya, Hollanda, İsviçre gibi ülkelerde açtığı çok sayıda sergisi var.
|
|
|

|
|