07 Ekim 2007 / Pazar - 13:05
"Süreyya Operası" yeniden doğuyor...
Sibel Kurtoğlu / AA
Eski milletvekili Süreyya İlmen'in (Süreyya Paşa) Avrupa'daki opera salonlarından etkilenerek 1924 yılında yaptırdığı ama hep sinema olarak kullanılan bina, 80 yıl aradan sonra eski kimliği ile perdelerini açacak.
Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk, Süreyya Sineması'nın nasıl Süreyya Operası'na dönüştürüldüğünü anlattı.
''Süreyya Sineması aslında bir opera olarak yapılmışsa da hiç opera olarak kullanılamadan sinemaya dönüştürülmüş ve yıllarca sinema olarak hizmet vermiş'' diyen Öztürk, binanın operaya kazandırılması yönündeki öneri üzerine, Süreyya Paşa'nın ölümünden sonra binayı bağışladığı Darüşşafaka Cemiyeti ile görüşmelere başladıklarını belirtti. Öztürk, olumlu geçen görüşmeler sonucunda Kadıköy Belediyesi'nin binayı 49 yıllığına kiraladığını söyledi.
Darüşşafaka Cemiyetinin, 1995 yılında Süreyya İlmen'in ölümünden sonra gelir elde etmek için binayı ticari işletmelere kiraya verdiğini belirten Öztürk, şöyle konuştu:
''Restorasyon öncesinde hep dıştan dolaştığımız binaya içten baktığımızda facia ile karşılaştık. Sağ taraftan bir dükkan yandan giriş kapılarını kapatmış, sinemanın çıkış kapılarını kapatmış. Oradan yer altına girmiş. Sanatçı odalarının bir bölümünü mağaza yapmış. Diğer bölüm cüruf ve pislikle doldurulmuş. Sol taraftan fuayeye bir başka mağaza girmiş. Bir çantacı bu taraftan girmiş. Balo salonu ikiye bölünmüş, orada 200'e yakın overlok ve diğer makineler çalışıyor, konfeksiyon imalatı yapıyorlar. Yine arka sahnenin altına da bir bilardo salonu yerleşmiş. Yani Süreyya, sinema olmaktan çıkmıştı işin doğrusu.'' Süreyya Sineması'nın restorasyonuna İl Özel İdaresinin ödeneği ile 2006 yılında başlandığını dile getiren Öztürk, ''Kiracıların verdiği paranın tamamını ödemeyi taahhüt ettik ve yasal yollara müracaatla dükkanları o bölümlerden çıkardık'' dedi.
''TARİHİ PARA İLE SATIN ALMAK MÜMKÜN DEĞİL''-
Selami Öztürk, ödedikleri kiranın çok önemli olmadığını ifade ederek, şunları kaydetti:
''4-5 mağazanın verdiği kirayı topladığınızda ayda 25 bin YTL civarında bir bedel. Parasının 25-30-40 bin YTL olması sorun değil. Önemli olan böyle bir sanat eserini topluma kazandırmak. Bunları para ile satın alamazsınız. Caddebostan Kültür Merkezi'ni yaptık. Orası çok daha büyük, içinde 8 sineması, daha büyük salonları var ama hiçbir zaman Süreyya'daki hazzı orada alamazsınız. Ben de şu anda Süreyya'dan duymuş olduğum heyecanı, bugüne kadar yapmış olduğumuz çok daha büyük görkemli binalardan almadım. Tarihi para ile satın almak mümkün değil. O koşullarda yapılmış burada para ile ölçülecek bir olay yok.''
''HER ŞEY ORİJİNAL HALİNE GETİRİLDİ''-
Selami Öztürk, yaklaşık 2 yıl süren restorasyonda mimar ve mühendislerden oluşan heyetin büyük bir özveri ile çalıştığını ifade ederek, en ince ayrıntıya kadar her şeyin orijinal haline getirildiğini anlattı.
Tadilat maliyetinin 12-15 milyon YTL arasında olduğunu belirten Öztürk, ''Bu da az bir rakam olmamakla birlikte binanın komple temelden tavana kadar yenilenmesi için harcandı. Her şey sıfırdan yenilendi. Örneğin koltukları şu anda yurt dışından sipariş verildi, özel yapıldı, getirildi. Dolayısıyla her şeyine ayrı bir özen gösterdik'' diye konuştu.
Öztürk, binanın orijinalitesini bozmadan her şeyin yenilenmesine dönük çalışıldığını ifade ederek, ''Bina, temelinden çatısındaki kiremite kadar orijinal haline tamamen sadık kalınarak komple elden geçirildi. Şimdi daha güçlü, daha sağlam, daha işlevsel... Süreyya, orijinal haline tamamen sadık kalınan hem tarihi eser, hem de opera olarak hizmet verecek'' dedi.
Ünlü tiyatroların hep kendi amblemlerini kullandıklarını dile getiren Öztürk, Süreyya Operası'nın da bir amblemi bulunduğunu, koltukları ve demir ferforjeleri de dahil olmak üzere her yerde bu amblemin kullanıldığını söyledi.
TÜRKİYE'DE OPERA BİNASI AZ-
Türkiye'de opera binası sayısının son derece az olduğunu, Ankara'da bir kaç bina ile İstanbul'da AKM'de opera ve bale eserlerinin sergilenebildiğini belirten Öztürk, ''Süreyya Operası, Anadolu yakasındaki ilk opera salonu olacak. İnanıyorum ki, çağdaş Kadıköy'e ve 2010'da Avrupa Kültür Başkenti olmaya hazırlanan İstanbul'a büyük katkı sağlayacak'' diye konuştu.
İstanbul Devlet Opera ve Balesi ile İstanbul Devlet Tiyatrosu'nun binayı kullanma talepleri olduğunu anlatan Öztürk, binayı, Anadolu yakasında hiç opera salonu olmadığı için İstanbul Devlet opera ve Balesi'nin kullanımına sunduklarını kaydetti. Öztürk, İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nin haftanın 3 veya 4 günü 565 kişi kapasiteli Süreyya'da temsil vereceğini ifade ederek, ''Bu da bizim için büyük bir şans. Burada ulusal ve uluslararası müzikaller ve konulu oyunlar da sergilenecek'' diye konuştu.
''BALO SALONU ÇOK AMAÇLI KULLANILABİLİR''-
Süreyya Operası'nın üst katında 500 kişilik bir balo salonu da bulunduğunu belirten Öztürk, balo salonunun yüksek tavanı ve resimleriyle çok güzel bir salon olduğuna dikkati çekti. Öztürk, bu salonun çok amaçlı kullanılabileceğini, burada balo düzenlenebileceğini, resim sergisi açılabileceğini dile getirerek, ''Süreyya Sineması, Süreyya Operası olarak Türk sanat hayatına önemli hizmetler verecek'' dedi.
Bahariye Caddesi'ni de Süreyya Operası'nın güzelliğine uygun hale getirmeye çalışacaklarını bildiren Öztürk, ''Kadıköy'e hiç ayağını basmayan sanatseverler gelecekler. Süreyya Operası'nın bu anlamda çok konuğu olacak. Şu anda Kadıköy'e birçok otel yapılıyor. İnsanlar gelecekler orada bir gece kalacaklar, opera dinleyecekler, Kadıköy'de alışveriş yapacak ve dönecekler. Böylece iç turizme de sanata da çok büyük katkıları olacak'' diye konuştu.
Kadıköy Belediye Başkanı Öztürk, Süreyya Operası'nın, 27 Ekim akşamı Ahmet Adnan Saygun'un ''Yunus Emre Oratoryosu'' ile hizmete gireceğini belirterek, eserin ikinci gün de izleyiciler için tekrarlanacağını söyledi.
SÜREYYA SİNEMASI'NIN TARİHİ-
Süreyya Operası Sanat Yönetmeni Murat Katoğlu, eski milletvekili Süreyya Paşa tarafından 1924 yılında yaptırılmaya başlanan binanın, o zamanki adıyla ''Süreyya Opereti''nin, 7 Mart 1927'de görkemli bir gala ile açıldığını anlattı.
Süreyya Paşa'nın 1946 yılında yazdığı anılarında, ''Viyana'da bir opera seyrettim. Hayran kaldım. Keşke biz de de böyle salonlar olsa, böyle oyunlar oynansa diye düşünüp bu binayı yaptırdım'' dediğini belirten Katoğlu, binanın opera amaçlı yaptırıldığını, ancak hep sinema salonu olarak kullanıldığını kaydetti.
Katoğlu, 1930'lu yıllarda sesli filmlerin gösterilmesi için gerekli teknik değişiklikler yapılarak sinemaseverlerin ilk kez sesli sinemayla Süreyya Opereti'nde tanıştığını söyledi.
Binanın mimari yapısını, dönemin Avrupa'daki mimarlık akımlarının bir yansıması olarak değerlendiren Katoğlu, Süreyya Paşa'nın anılarında, ''binanın giriş holü ve fuayelerini Paris'teki Şanzelize Tiyatrosu'ndan ilham alıp yaptıklarını, diğer kısımlarında da Avrupa'daki tiyatrolardan esinlendiklerini'' anlattığını dile getirdi.
MİMARI BELLİ DEĞİL-
Katoğlu, mimari bakımdan farklı, özen gösterilerek yapılan binadaki resimleri dönemin önemli ressamı Naci Kalmukoğlu'nun, heykelleri ve kabartmaları ise ilk Türk Heykeltraşı İhsan Bey'in (Özsoy) yaptığını bildirdi. Katoğlu, Süreyya Operası'nın işletmeciliğini Süreyya Paşa'nın yaptığını, ilk müdürünün ise Nazım Hikmet'in babası Hikmet Bey olduğunu belirtti.
Binanın mimarının bilinmediğine işaret eden Katoğlu, şöyle konuştu:
''Binanın fuaye kısmı, giriş holü Paris'teki Şanzelize Tiyatrosu'nun kopyası. Aynen oradan alınmış. Bunun ilgi çekici tarafı da şu: O binanın mimarı Türkiye'ye de gelmiş, Fransız Sarayı'nın restorasyonunda bulunmuş. Burada bir ilginç olay daha var. İstanbul Belediyesi o dönem söz konusu mimardan şimdiki Atatürk Kültür Merkezi'nin yeri için bir opera projesi yapmak için siparişte bulunmuş. Hatta binanın beton karkasları da yapılmış, karkasları gençliğimizde 1950'li yıllarda görürdük. O beton karkas şimdiki AKM'nin yerinde dururdu. Sonradan proje uygulanmadı, bildiğimiz bina yapıldı. Biliniyor ki, şu andaki binanın taşıyıcı strüktürü de o mimarın yaptığı strüktürdür. Böyle bir bağlantı var ama Süreyya Operası'nı o mimarın yaptığına dair bir kanıt yok.''
NELER YAPILDI?-
Tarihi binanın asli unsurlarında hiçbir değişiklik yapılmadan onarıldığını ve temizlendiğini anlatan Katoğlu, yapılan çalışmaları şöyle anlattı:
''Opera temsili için gerekli teknik donanım ve mekanlar yapıldı. Sanatçı,soyunma, çalışma odaları gibi çeşitli mekanlar binanın genel görünüşüne dokunulmadan, estetik görünümünü, tarihsel durumunu hiç değiştirmeden ilave edildi. Büyük tavan resimleri, duvarlardaki resimler temizlendi, onarıldı. Bina yeni deprem yönetmeliğine uygun olarak depreme dayanıklı hale getirildi. Yangına karşı önemler alındı. Engelliler için uygun düzenlemeler yapıldı. Sahne hizmetleri için gerekli yük asansörleri ilave edildi. Aydınlatma ve havalandırma sistemi yeniden yapıldı. Çevre düzenine özen gösteriliyor. Çatı sistemi sağlamlaştırıldı.'' Süreyya Operası'nın mimari olarak seçkin bir bina olduğunu vurgulayan Katoğlu, ''Bina, çok ayrıcalıklı, ünlü bir binadır. Bir mücevher gibi burada duruyordu, bu işle ortaya çıkartıldı'' dedi.
Yorumlar (3) |
|
|
|
|
Hayata geçirenler
büyük iş yapıyorlar
[18:23 - Hep magdur halk] yazarın tüm yorumları
Çok sevindik
sanatsız kalan millet olmak istemiyoruz
[18:22 - Hep magdur halk] yazarın tüm yorumları