Sıraya girmek
Sen benim kim olduğumu biliyor musun? Bu bencil anlayış, kültürel yapısı henüz yeterli düzeye ulaşmamış kişilerde ön plana çıkar. Hele hele bir de şansı yaver gitmiş ve şöhrete ulaşmışsa...
Şöhret maalesef kolay hazmedilir bir oluşum değildir. Bu hazımsızlık olgusu, şark ülkelerinde daha belirgindir ve çok defa ön plana çıkar. Psikolojik bir yetersizlik deyimi olan bu "sen benim kim olduğumu biliyor musun?" anlayışı, doğulu ile batılı görüş ikilisinde çatışma zemini yaratabilir.
Ne yapalım yani, sen milletvekili olmuşsan, futbolda şöhrete ulaşmışsan, paran pulun varsa, şöhretli teknik direktörsen. Ben istediğimi yaparım, kurallara uymam, disiplin sonradan gelsin dersen, adama batılı bir anlayış "dur bakalım" der. Her ne kadar tribünde şarklı taraftar "seninle gurur duyuyoruz" diye bağırsa da... Sen nihayet kim olursan ol, benim gibi sıraya girmek zorundasın. Bunu kavrayamadığın müddetçe de, sen kendin içinde ne kadar ben büyüğüm desen de toplumun kuralları yürür ve seni küçültür. Bu kaide sporcu için de, politika için de, her fani için de geçerlidir.
Hey büyük futbolcu, hey büyük teknik direktör; kafandaki büyüklük toplumun şuurundaki büyüklüğünle paralel gitmiyorsa unutulur gidersin, bunu bilesin.
faksoy@milliyet.com.tr

Cafe