ABD'İNİN ANKARA BÜYÜKELÇİSİ ROSS WILSON, MİLLİYET'E KONUŞTU:
Bize göre Türkiye laik bir demokrasi
Wilson, ABD'nin Türkiye'yi ılımlı İslam ülkesi olarak görmek istediği yolundaki eleştirilere, 'Bize göre Türkiye, ABD'nin güçlü, güvenli, demokratik ve laik bir müttefikidir' karşılığını verdi
SEMİH İDİZ
ABD ile tartışmalı ilişkiler gündemdeki yerini koruyor. Washington'un Türkiye'yi "ılımlı İslam ülkesi" olarak görmek istediğine dair inanç, Türkiye'de tansiyonları yükseltiyor. PKK konusu ise ilişkilerde çıbanbaşı olmaya devam ediyor. Bu arada Ermeni soykırımı tasarısıyla ufukta yeni karar bulutlar belirmiş bulunuyor.
Peki bu durumda Washington'un Türkiye ile "stratejik ilişkilerini" canlandırtmak istemesi gerçekçi mi? Bu konuları Amerika'nın Ankara Büyükelçisi Ross Wilson ile konuştuk. Wilson her şeyden önce Türkiye'yi "ılımlı İslam" ülkesi olarak değil, laik bir demokrasi olarak gördükleri konusunda ısrarlıydı.
'Parti arkasında değiliz'
Türkiye'nin laik kesimlerinde ABD'nin Türkiye'yi artık Ilımlı İslam ülkesi olarak gördüğüne ve bu yüzden de AKP'nin arkasında durduğuna dair bir endişe var.Herhangi bir partinin arkasında değiliz. Mevcut hükumetle çalışıyoruz. Bu daha önceki hükümetler için de geçerliydi. Partiler arası sorunlarınıza da ne tarafız, ne de olmak istiyoruz.
Fakat daha önceleri Türkiye'yi "laik ve demokratik bir ülke" olarak övüyordunuz...
Hâlâ öyle diyoruz.
Ama eski dışişleri bakanınız Colin Powell ve Richard Holbrooke gibi önemli isimler Türkiye için "ılımlı İslam" ifadesini kullandılar. Bu hafta Wall Street Journal'daki makalede de "ABD'nin Müslüman müttefiki" olarak tanımlanıyoruz.
Burada kullanılan kelimelere gereğinden fazla anlam yükleniyor. Bize göre Türkiye ABD'nin güçlü, güvenli, demokratik ve laik bir müttefikidir. Tabii ki burası nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan bir ülke. Sözünü ettiğiniz insanlar da bunu yansıtıyorlar. Onun için kullandığımız bazı kelimeler konusunda aşırı yorumlamaya (over interpretation) gitmemek lazım.
'İmajını kendi yaratıyor'
Yani, "laik kesimin endişe etmesini gerektiren bir durum yok" diyorsunuz. Bu kesime, global çıkarlarınız uğruna Türkiye'yi farklı bir imaja büründürümeye çalışmadığınız güvencesi verebilir misiniz?ABD Türkiye için farklı bir imaj yaratmaya çalışmıyor. Türkiye kendi imajını yaratıyor. Bize göre bu imaj da güçlü, başarılı, laik ve demokratik olan bir devlet imajıdır.
"Türkiye kendi imajını yaratıyor" dediniz. ABD'de ortaya çıkan "ılımlı İslam" tanımlamasının Türkiye'nin kendisinden mi kaynaklandığını söylüyorsunuz?
Türkiye'de siyasi liderler, köşe yazarları, uzmanlar ve akademisyenler arasında yaşanan tartışmalar elbette ki ABD'de de yankılanıyor. Bu da daha çok bizim köşe yazarları ve akademisyenlerimizi etkiliyor. Ama politikaları saptayan yetkililerimiz için bu geçerli değil. Onların tutumu 60 yıldır tutarlı olmuştur.
'İran güvenli değil'
İran konusunda iki ülkenin çok farklı yaklaşımları var. Bu nedenle ilişkilerde yeni kriz çıkar mı?Kanımca bu konuda ve özellikle de yakın gelecekte bir krize doğru ilerlemiyoruz. Biz İran'a yapılacak büyük ölçekli yatırımlar konusundaki endişelerimizi açıkladık. Türkiye için önemli enerji alternatiflerinin bulunduğunu söyledik. Bunlar tabii ki Hazar havzasında, Orta Asya'da ve Irak'tadır.
Ülkelerimizin Sovyetler Birliği'nin parçalanmasından bu yana pozitif bir gündemi var. Bu da Sovyetler Birliği'nden ayrılan yeni bağımsız ülkeleri desteklemektir. Bunu kısmen enerji alanında işbirliği ve boru hatları yoluyla yapmaya çalışıyoruz. Bize göre bu ülkeler Türkiye için İran'dan çok daha güvenli. İran ise güvenli olmadığını gösterdi.
Ayrıca BM yaptırımları altında. Onun için, bize göre, sadece Türkiye için değil, diğer ülkeler için de en akıllı yol daha güvenli bağlantılar üzerinde yoğunlaşmalarıdır.
'Mutabakata ceza yok'
ABD Kongresi İran'ın enerji sektörüne 20 milyon dolar üzerinde yatırım yapan şirketleri cezalandıracak bir tasarı hazırladı. Bu, Türkiye'yi nasıl etkiler?Bu önerinin mevcut yasal duruma getirdiği kilit yenilik şudur: Mevcut durumda yaptırımlar, İran'ın petrol ve gaz sektörüne 20 milyon dolar üzerinde yatırım yapam şirket ve tüzel kişilere uygulanıyor. Ancak Başkan bunu ulusal çıkarlar uğruna veto edebiliyor. Şimdi bu hak kaldırılmak isteniyor.
O zaman TPAO ve BOTAŞ için sorun çıkabilir.
Yürütmenin duruma müdahele etme yeteneğini tabii ki zorlaştırır bu. Ancak mevcut yasa ve getirilmeye çalışılan bu yenilik, fiili durumlar için geçerlidir. Yaptırımların devreye girmesi için, belirsiz bir gelecekte işbirliği öngören mutabakat zaptlarının ötesine geçilmesi gerekiyor. Burada gerçek sözleşmelerinin imzalanması ve işin gerçekten başlamasından söz ediyoruz. Niyet beyanlarından değil.
'Ermeni tasarısı yasa değil, bir grubun görüşü'
Bir diğer sorun Kongre'deki Ermeni soykırımı iddialarıyla ilgili tasarı. Bu konuda da kara bulutlar toplanıyor.
Başkan Bush buna güçlü bir şekilde karşı çıkıyor. Biz de yıl başından beri buna karşı çalışıyoruz. Bu çaba son günlerde iyice yoğunlaşmıştır. Umudumuz ve beklentimiz bu tasarının geçmeyeceği şeklindedir.
Ancak bu tasarı bir yasa değildir. Başkan için herhangi bir bağlayıcılığı da yok. Sadece Kongre'nin bir kanadının görüşlerini yansıtıyor. Yasa gücünde olmadığı için de Başkan tarafından veto edilemiyor.
Fakat geçerse Türkiye'de yine de büyük tepki doğacak.
ABD ve Türkiye'nin dünyanın son derece zorlu olan bu bölgesinde birbirlerine büyük ihtiyacı var. Yakın bir gelecekte ortaya çıkacak sorunlar bunu değiştirmiyor. Ancak buradaki tepkinin iyi olmayacağını biliyoruz. Tasarıya karşı olmamızın önemli nedenlerinden biri de bu. Geçse bile, bu tasarı politikalarımızı hiçbir şekilde etkilemeyecektir. Anayasamıza göre dış politikada tek yetkili kişi başkandır. Başkanın politikası da değişmedi ve değişmeyecektir. Bu geçmiş için de geçerlidir, gelecek için de.
'PKK'ya karşı yeni inisiyatifler koyduk'PKK ilişkilerde hâlâ bir çıbanbaşı. Her şeyden önce, PKK'nın elindeki ABD silahları ile ilgili soruşturma hangi aşamada?
Bu konu üzerinde aylardır çalışıyoruz. Savunma Bakanlığımız ve Dışişleri Bakanlığımızın başmüfettişleri geçen hafta buradaydılar. Çok yoğun bir soruşturmanın sürdüğü Irak'tan buraya geldiler. Asayiş meselesi olduğu için fazla ayrıntıya giremem. Fakat biz bu konuyu çok, hem de çok ciddiye alıyoruz.
Soruşturmalar bu silahların bir bölümünün Irak güvenlik güçlerine verildiğini gösteriyor.
Bize göre olan şudur. Belli sayıdaki hafif silah Irak'ta karaborsa ya düşmüş. Bunlar da PKK tarafından satın alınmış. Bu silahların PKK ile ilgisi olmayan suç örgütlerine ve uyuşturucu tacirlerine ulaşmış olması da olasıdır.
Bundan dolayı büyük üzüntü duyuyoruz. Irak güvenlik güçlerine silah vermemizin amacı bu değildi.
Bu tür gelişmeler PKK konusunda inanırlılığınızı da etkiliyor. Bu arada, PKK konusunda koordinatör olarak atanan General Ralston'un da istifa ettiği belirtiliyor, ki bu da işlerin iyi gitmediğini düşündürüyor. PKK ile mücadelede bu işbirliğinin neresindeyiz?
'Ralston işinin başında'
Her şeyden önce General Ralston işinin başındadır. İşbaşına gelmesinden bu yana da PKK konusundaki çabalarımız da büyük ilerleme kaydetti. Nedeni de Washington'u bu konuda daha fazla harekete geçirmesidir. Bu çabalarının sonucu olarak da ortaya yeni inisiyatifler koyduk. Ayrıntılarına giremem tabii. Bunların başarılı olup olmayacağını da bilemem. Ancak atılan adımlar son derece ciddidir.Tanrı bilir ki, sadece anlamlı olan sonuçlar değil, aynı zamanda kamuoyunun da açıkça göreceği sonuçlar istiyoruz. Fakat teröristler söz konusu olunca iş daha da zorlaşıyor.
'Eleştiriler bize teşviktir'
Bu söyledikleriniz ordu kanadından ABD'nin sert bir şekilde eleştirilmesini engellemiyor. Bu arada Hilmi Özkök Paşa'da Milliyet'e verdiği demeçte "Çuval hadisesini unutmayacağız" dedi ve Amerikan ordusunun bazen "aptalca davrandığını" belirtti.Askerlerimiz arasındaki ilişki güçlü. General Büyükanıt, General Saygun, General Başbuğ ve diğer önde gelen askeri yetkililerle olan temaslarımız da yakın işbirliğini yansıtmaktadır. Bu ilişkiler, müttefikler arasında olması gereken açıklığı ve samimiyeti de yansıtıyor. Birçok konuyu açıkça konuşabiliyoruz.
Bu generaller sonuçta normal bir Türk vatandaşının PKK dahil bir dizi konuda duyduğu hoşnutsuzluğu yansıtıyorlar. Ancak bizim çabalarımızın da farkındalar. Bazı sözlerini ise işimizi daha iyi yapıp başarmamız için çok güçlü bir teşvik olarak kabul ediyorum.
'Irak'tan çekilme konusunda görüşme yok'
ABD'de Irak'tan çekilme konusu çok konuşuluyor. Bu çerçevede Türkiye'nin önemi ne işaret ediliyor. Ankara ile bu konuda görüşmeleriniz var mı?
Hayır. Bu konuda görüşmelerimiz olmadı. Başkan Bush, Amerikan ordusunun gerek duyulduğu kadar Irak'ta kalacağını açıkladı. Sözü edilen askeri indirimler de bu tür görüşmeleri gerektirecek ölçekte değil. Ama gün geldiğinde kuşkusuz bu görüşmeler yapılacaktır. Türkiye de vereceği destek konusunda kendi kararlarını alacaktır.
Dışişleri Bakanlığınızın üç numarası Türkiye'yi ziyaret ettiğinde "stratejik ilişkiyi canlandırma" gereğinden söz etti. Sıraladığımız sorunlara bakacak olursa bu gerçekçi mi?
Kesinlikle gerçekçi. Türkiye'nin dört bir yanında hem Türkiye hem de ABD'yi ilgilendiren ciddi sorunlar var. Belirsiz ve istikrarsız bölgelerden söz ediyoruz. Bunun için çıkarları uğruna çok yakın çalışmaları gerekiyor. Tabii ki sorunlar var. Ama geçmişte de sorunlar yaşadık. Fakat bunların üstesinden gelebildik.
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

Cafe