Beşiktaş "check-up" yaptırdı!
Beşiktaş bu check-up'tan sapasağlam çıkmadı vesselam. Var bir şeyleri... Külübede mi, sahada mı, Fulya'da mı? Rahatsızlık tribüne sıçramadan raporlar iyice incelenmeliBeşiktaş, maç oynamadı "check-up" yaptırdı sanki!.. Hani kordonları bağlayıp koşu bandına koyarlar ya... İşte öyle.
Tempo biraz artınca tıknefes. Sonuna doğru berbat maalesef.
Check-up verilerinden başlayalım; acil bir müdahale gerekmeyebilir, lakin raporlar pek iyi değil.. Hoca, menajer, futbolcular hatta yöneticiler bir kez daha gözden geçirilecekler.
Yarısı sakat, sahaya çıkanları "kaşıbeyaz" reklamı yapar gibi bantlı Beşiktaş'ın bahanesi vardı neyse ki... Yoksa doktorlar ümidi keserlerdi..
İlk yarıya bakınca, hatasıyla, sevabıyla ne varsa kendisine ait, temposundan golüne kadar tüm sorumluluk kendi ayaklarındaydı Beşiktaş'ın. Gençlerbirliği hiçbir şey yapmadı.
Maç, duvar tenisi gibiydi.
Yanlış vurduğun top dönüp gözünü şişirir ya... İşte o rahatlıkta ve ancak o kadar tehlikeli...
Peki tek gol neden ilk yarının son saniyelerinde?
Birinci sebep Nobre, ikincisi Burak...
Nobre, topukla dömi vole gibi bir gol icat etmese, neredeyse Beşiktaş'ın Kezman'ı olacak. Burak gol kaçırma yarışında ona rakip çıkacak.
Rakip uyandı
Bana kimse ilk yarı "Gençlerbirliği de maçın kaderini etkiledi" demesin. Daha 25. dakikada Traore'nin sakatlanıp çıkmasıyla şayet varsa- planları bozulan Gençler'den, onun taze hocası Stumpf'un "Alman otoritesi"nden dem vurmasın...İlk yarı futbolcu ırkına vaad edilmiş bir armağandı Beşiktaş açısından. Münbit ve bereketli... Beceremiyorsan bu kimin kabahati?
İkinci yarı farklı... Doktor gazı verdi yürüyen banta!
Rakip orada olduğunu hatırladı. Solda işlemeyen Petkoviç'in yerine giren Eren'in ileri çıkışlarıyla, orta sahanın basışlarıyla önce dengelendi maç. Mehmet Nas'la genişledi. "Yahu bunlarda bir şey yokmuş" fikriyle hayli tehlikeli haline geldi Beşiktaş açısından.
Peki Beşiktaş ne yaptı?
Bakın 66. dakikada tükenen Delgado'nun yerine Koray alındı. Tipik bir olsa nefes tazeleme değişimi o kadar. Biraz da golün üzerine yatma eğilimi.
Daha sonra, 77'de Burak'ın yerine Higuain... 80'de Gökhan'ın yerine Diatta...
Yani kulübe son derece memnun sistemden. Bir şey değişmesin diye aldığı adamın yerine aynı niteliktekini koyuyor. Duran rakibe de koşan rakibe de aynı oynuyor.
Oysa ilk yarıda bol keseden pozisyon harcayan Beşiktaş'ı beraberlik golünden şansı koruyor.
Doğrusu çok tuhaf oluyor.
İlk yarıda atamayan, ikinci yarıda gayret etse de yiyemeyen Beşiktaş'ı tek sevindiren sadece üç puan.
Bir de Cisse'nin Tello'nun futbol ciddiyeti.
Beşiktaş bu check-up'tan sapasağlam çıkmadı vesselam.
Var bir şeyleri... Külübede mi, sahada mı, Fulya'da mı? Rahatsızlık tribüne sıçramadan raporlar iyice incelenmeli.
eguven@milliyet.com.tr

Cafe