|
 |
|
|
CHP, halka açılabilecek mi?
Görüş / Engin Önen
CHP, yine hareketli günler yaşıyor. İyimserler olaya, ''Nerede hareket, orada bereket'' anlayışı ile yaklaşabilirler. Ama yaşananların anlamını daha objektif bir gözle izleyenler için, tablo, bu kadar iyimserliğe müsait gözükmüyor.
Daha önce de benzer hareketlilikler oldu. Küskünler, gözden düşenler ve gerçekten samimi olanlardan oluşan çeşitli muhalefet girişimleri oldu.
Şimdi, yeni bir muhalefet girişimi hazırlıkları var. Bu defa da, öne çıkan muhalefet gerekçeleri, öncekilerine benziyor. Değişim ihtiyacı ve üyelik hukukunun korunması. Diğer benzerlik, muhalefetin, yine genel başkana yakın duran kesimden başlaması.
* * *
Bu muhalefet girişiminin öncekilerden farkı da var şüphesiz. Dikkat çeken farklılıklardan birisi, sesini yükseltenler arasında, alaylılar değil, mekteplilerin öne çıkması. Gülsüm Bilgehan, Haluk Koç ve Oğuz Oyan gibi.
CHP genel başkanının çok yakın çemberi alaylılardan oluşur. Daha önce, bu çemberde iki kez çatlama oldu. Ertuğrul Günay ve Adnan Keskin gönderildi. Ve birinci çember yeniden oluştu. Daha sonra, bazılarının ''politbüro'' olarak tanımladıkları bu merkez, bütün etkilere kapalı hale getirildi.
İkinci çemberde yer alan mekteplilerin hareketlerini değerlendirirken, Mehmet Sevigen, siyasette ihanetlerin yaşanabildiğini ve bunlara hazırlıklı olmak gerektiğini söylemiş. Ama bu demeç, nasıl olup da, bir siyasal kurumun sistematik olarak ve yoğun bir şekilde hain(!) ürettiğini açıklamaktan bir hayli uzak görünmektedir.
* * *
Öte yandan, şu anki muhalefetin iddiaları, doğru olmakla birlikte, öncekiler gibi, samimiyet konusunda inandırıcılık sıkıntısı yaşamaktadır. Çünkü dün siyaseti delege oyunu olarak yapan ve genel merkeze yakın olmak için çırpınanların, bugünkü sözleri gerekli etkiyi yapmıyor. En azından, ''geçmişte biz hata yaptık'' özeleştirisini yapmak gerekmez mi?
CHP’nin bu hale gelişine, profesyonel kaygılarla destek olanlar, genel başkana ve dolayısıyla politbüroya padişah yetkisi veren tüzük değişikliklerine canhıraş destek verenlerin bugünkü durumu, etik açıdan pek şık gözükmüyor. Bunun geçmişte kaldığını düşünemeyiz, çünkü söz konusu tüzük değişikliklerine verdikleri destekle, bugün kendi önlerine çıkan bariyerleri inşa ettiklerini hatırlamak zorunda kalacaklar.
CHP’li muhaliflerin diğer bir handikabı da, arkadaşımız Çağlayan Bilgen’in köşesinde yer alan, eski ve devrik il başkanlarından Alaattin Yüksel’in şu sözlerinde saklı:
''Sorun partide değil, yönetimde.''
Keşke öyle olsaydı.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|