
|
|
|
 |
|
|
TV’ler programları değiştiremez mi?
Satır Arası / Deniz Sipahi
Geçen hafta birbiri ardına üzücü haberler geldi. Önce Şırnak’tan... Minibüsü tarayan teröristler 12 masum insanımızı katlettiler.
Ardından Buca’da iki ayrı yerde patlayan bombalar...
Eraslan Ailesi’nin biricik oğulları Atilla alçakça bir saldırının ardından aramızdan ayrıldı.
Cenazedeki görüntüleri yıllarca hafızalarımızdan silemeyeceğiz.
Pazar günü ise yüreklerimizi yakan bir başka haber daha geldi.
Yine Şırnak’ta 12 askerimiz ve bir astsubayımız şehit edilmişti.
Pazartesi sabahı ise bu sefer Diyarbakır’da Lice’de mayına basan bir astsubayımızın şehit haberiyle uyandık.
Türkiye adı konmamış bir savaşın içerisinde...
Ve böyle bir dönemde asker hükümet ilişkileri, askerin siyaset üzerindeki etkileri daha fazla konuşuluyor.
Demokrasimiz adına bu tartışmaları yapacağız ama hassas bir süreçten geçerken bazı yorumların haddini aştığını hatırlatmak isteriz.
Aslında her zaman olduğundan daha soğukkanlı olmamız gereken bir süreçten geçiyoruz.
PKK Türkiye’yi zor durumda bırakacak bir planın içerisinde...
Terörün asıl amacı insanımızı kendi içine hapsedip, korku salmak, günlük hayatını etkilemek.
Ama bana gelen birçok okur mesajından anlıyorum ki, bazı tepkilerin de artık verilmesi gerekiyor.
Örneğin en fazla eleştirilen konu televizyonların normal programına devam etmesi...
Bu bizi ilgilendiriyor.
Son üç, dört gün en ağır bilançolarından birini vermiş bir ülkede yayın yapan televizyonların eğlence programlarını biraz azaltmaları gerektiğini söylüyorlar.
Ben bu uyarıyı kendi adıma haklı buluyorum.
Doğru...
Sayının hiç önemi yok.
Bizim için bir askerimizin bile şehit edilmesi çok önemli ama aynı olayda 13 kaybımızın olduğu bir günde tansiyon biraz azaltılabilir ve program akışları değiştirilebilirdi.
Milli davalarda yüzümüzü güldüren haberler aldıkça nasıl içimi bir coşku kaplıyorsa, bu tür üzücü haberler aldığımda da tarifi zor bir ruh hali içine giriyorum.
Vereceğimiz tepkiler ve ölçüleri artık daha fazla önem kazanıyor.
Türkiye için tek yumruk olma vaktidir.
2010’da yeni kampus hedefi
Bir bilgilendirme...
Balçova’da İzmir Ekonomi Üniversitesi’ne ait İşbirliği binasının Ege Varlık Yönetim A.Ş.’ye satıldığını yazmıştım.
Üniversiteyle anlaşma yapan firmanın ismi KTZ Gayrimenkul...
Ege Varlık Yönetim A.Ş.’nin ortağı Kasım Pırlant da KTZ Gayrimenkul’un ortaklarından... Bu satışın tamamlanması için 40 günlük bir süreç var.
Ben bu operasyonun İzmir Ekonomi Üniversitesi’ni rahatlatacağını ve geleceğe dönük stratejilerin daha kuvvetli olacağını düşünüyorum. İzmir Ekonomi hedeflerinden uzaklaşmamalı ve en kısa sürede Büyükşehir Belediyesi ile Güzelbahçe’deki alanı ya da bir başka yerdeki alanı üniversiteye yeni kampus kazandırmak için çalışmaları hızlandırmalı. En geç 2010’da İzmir Ekonomi Üniversitesi yeni yerinde olmalı.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|