
Taha AKYOL
Objektif
Terör ve DTP
DTP Diyarbakır Milletvekili Av. Selahattin Demirtaş'tan bir mektup aldım. 2 Ekim tarihli yazımda kendisine yönelttiğim eleştiriye cevap veriyor.
"İnsan haklarının kutsallığına inandığını" söylüyor. Şu satırlarının altını çiziyorum:
"Kan üzerinden siyasi rant sağlamaya çalışmak elbette ki alçaltıcı, insan onurunu rencide eden, gayri ahlaki bir yaklaşımdır."
Bu soyut ifadeler elbette çok güzel.
Demirtaş, bir konuyu da vurguluyor:
"Devlet ve hükümet bu sorunu çözmek konusunda DTP'den faydalanabilir. AKP ve diğer partiler bizi kendilerine benzeterek hiçbir sorunu çözmüş olamazlar."
Her zamanki söylemleri üzerine barış istediklerini, kana karşı olduklarını anlatıyor.
DTP'den yararlanmak?
Önce şunu belirteyim: DTP milletvekillerinin kendilerine yöneltilen eleştirilere karşı hassasiyet göstermesini, 'biz tanıttığınız gibi değiliz' anlamında açıklamalar yapmasını, son olarak şehit askerler için "şehitler, evlatlarımız" gibi sözler söylemelerini önemsiyorum. Demek ki, ne kadar 'ayrı bir parti' de olsalar, kamuoyundan tamamen 'ayrı' duramıyorlar.
PKK'nın güdümünden çıkmadıkça, DTP'liler silahın ve siyasetin farklı gerekleri arasında böyle ikircikli durumlara düşmekten kurtulamayacaklar...
Sorun, DTP'nin "başka partilere benzememesi" değildir. Biliyorum ki, bir toplumda etnik bilinçlenme varsa bunun siyaset düzeyinde yansımaları kaçınılmazdır. Sorun, terör konusundaki tavrının ne olduğudur.
Bu noktada Batılı demokrasiler de DTP'yi eleştiriyor, DTP'ye mesafe koyuyorlar. AB büyükelçileri Leyla Zana'yı çağırarak "PKK'dan uzak durun" diye kaç defa uyarmışlardı?!
DTP'liler PKK'nın sadece kendilerini siyaseten zora sokan eylemlerinden 'siyasi tedirginlik' duyuyorlar o kadar! Yoksa "Silahlı Kürt muhalefeti" gibi sözleriyle, yürüttükleri siyasetle PKK'yı destekliyorlar!
Üzerlerindeki emir-kumanda mekanizmasını bilmeyen var mı?!
Onun için inandırıcı olamıyorlar, sorunun çözümünde kendilerinden "yararlanılması"nı kendileri engelliyorlar!
Terörsüz demokrasi
DTP'liler Diyarbakır Baro Başkanı Av. Sezgin Tanrıkulu kadar, istikrarlı ve o sebeple inandırıcı bir şekilde PKK'yı silahları bırakmaya çağırıyor mu?!
Diyarbakır Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı Rauf Türk, "Demokrasi isteyenlerin önce kendilerinin demokrat olması gerekir, hem demokratik talepler diyeceksiniz, hem asker öldüreceksiniz, bu izah edilecek bir şey değildir" diyor.
DTP'den hiç böyle bir şey duyduk mu?!
Doğu ve Güneydoğu Sanayici ve İşadamları Federasyonu Başkanı Şeyhmus Akbaş, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya, Tabipler Odası Başkanı Adem Avcıkıran PKK'nın eylemlerini kınayarak, "bölgede 1990'lara dönülmesi kaygısını" dile getirdiler.
DTP hiç böyle bir tavır koydu mu?!
Seçimlerde oy kaybetmelerini de iyi tahlil edemediler; halka bakarak değil, emir alarak siyaset yaptıkları için!
DTP'lilere bir öneri: Bildiriler yayımlayarak, toplantılar düzenleyerek silah bırakması için PKK üzerinde kararlı ve sürekli bir baskı kurmaya var mısınız?!
Dünyanın her tarafında etnik hareketler ılımlılarla katillerin ayrışması sürecinden geçerek demokratik bir noktaya varmıştır. DTP'liler de yönlerini seçmelidir.
Ya terör, ya demokrasi...
t.akyol@milliyet.com.tr

Cafe