
Nail GÜRELİ
Onuncu ses
Toptan ne diyor?
TBMM Başkanı Köksal Toptan, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı'na bir mesaj gönderdi. Mesajda bir cümle var ki, üzerinde düşünmek gerekiyor.
Kısaca Ermeni tasarısı diye anılan metnin Temsilciler Meclisi'nde kabulü durumunda, "Türk kamuoyunun bu konuda göstereceği tepkinin tetikleyeceği dinamiklerin denetim altında tutulmasını sağlamak güç olacaktır" deniyor.
Bu sözler, denetimi güç olan aşırı milliyetçi dinamikleri tahrik ve teşvik edici olabileceği gibi, art niyetli dış odaklara da Türkiye'nin başına dert açacak fırsatlar verebilir.
Biz, 4 Aralık 1945'teki, Tan gazetesinin "galeyana gelen gençlik" tarafından yıkılmasını ve 1955'teki 6-7 Eylül olaylarını unutmadık. Yunanlılara "biraz gözdağı vermek için" iktidar tarafından yakılan yeşil ışık sonucunda sokağa dökülen yığınların harabeye çevirdiği İstanbul sokaklarını hâlâ dehşetle anımsarız. Olayların ertesi günü İstiklal Caddesi'nin halini gören Başbakan Menderes'in ağladığını biliriz.
Devletçe (ya da derin devletçe) ısmarlanan kamuoyu tepkilerinin faturası ağır olmaktadır.
Devlet adamlığını bilen Köksal Toptan'ın TBMM Başkanı kimliğiyle çok dikkatli, basiretli davranması gerekiyor.
Bir tepki (mi?)
Eğer ABD'ye tepki gösterilecek ise, en etkin tepkiyi hükümet göstermeli. Eğer gösterebilecek bağımsız gücü varsa. Örneğin İncirlik üssünü kapatabiliyor musunuz? ABD ile "stratejik ortaklığı" askıya alabiliyor musunuz? Askeri ilişkileri sınırlandırabiliyor musunuz?
Bunları Başbakan Erdoğan'a anlatabiliyor musunuz?
Ne gezer!
Erdoğan, Bush ABD'sinin her isteğine eyvallah demekle meşgul.
İşte, Türkiye'nin Kuzey Irak'a sınır ötesi harekâtı resmen yasaklanmadı mı?
Barzani'ye bile boyun eğer hallere düştük.
Yazık!
Bir mağdur (daha)
Devlet eliyle kurban edilen gazeteciler kervanına Sabah'ın Ankara Temsilcisi Aslı Aydıntaşbaş da katıldı. TMSF'nin seçimlerden önce el koyduğu gazetede işlerine son verilenlerin sayısı 40 dolayında.
Aydıntaşbaş'ın çıkarılışından Genel Yayın Yönetmeni'nin bile haberi olmamış.
Bunda gazeteyi TMSF'nin eline düşürenlerin da kabahati var elbet.
İşin en acı yanı, olup bitenlerin sessizce sürüp gitmesi.
Nazi Almanya'sında Prof. Martin Niemuller'in öyküsünü bilenler bilmeyenlere anlatsın.
Bir şiir
Cahit Sıtkı Tarancı'yı, yitirişimizin 51. yılında, sevgi dolu dizeleriyle anıyoruz:
"Zulmü pek çok insafı az/ Hayata karşı aşkımız/ Ne etseler ki çatlamaz/ Bir sabır taşı aşkımız./ Samanlık seyran dediğin/ Aşkımız aşk ile zengin/ Dünyada her güzelliğin/ Yol arkadaşı aşkımız."
nailgureli@milliyet.com.tr

Cafe