
Meral TAMER
AKP, türbandan önce Güneydoğu'ya çözüm üretsin
1 ekim günü tatil için Türkiye'den ayrıldığımda Şırnak'ta bir minibüste silahla taranarak öldürülen 12 Kürt köylüsüne ağlıyordu Türkiye. 8 ekim günü dönüş uçağında gazeteleri elime aldığımda yine Şırnak'ta bu kez 13 gencimiz öldürülmüştü.
10 gün önce aynı köyden, çoğu akraba 12 Kürt'ü infaz edenler, bu kez bölgede devriye gezen askeri timi pusuya düşürmüşlerdi. Önce el bombası atıp askerlerin bindiği aracı durdurmuşlar, sonra da uzun namlulu silahlarla aracı tarayarak içindekilerin tümünü öldürmüşlerdi. Çoğu gariban ailelerin çocukları. Bayramda ailelerinin yanına izne geleceklerdi, şimdi cenazeleri geliyor.
Uçaktan inip eve geldiğimde Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından TV ekranlarında şu açıklamayı yapıyordu: "Sözün bittiği yerdeyiz. Sözün bittiği bir konuyu konuşuyoruz. Devletin ve milletin yararına, soğukkanlı olarak akla gelebilecek her konuyu konuşuyoruz."
Kanları yerde kalıyor!
Keşke, ama pek umudum yok. Göreceksiniz yine "Şehitlerimizin kanlarının yerde kalmayacağı","Sorumlulardan mutlaka hesap sorulacağı" palavralarını dinlemeye devam edeceğiz. Pusuların hainliği, terörün şiddeti, saldırıların kahpeliği defalarca gözümüze sokulacak.
Oysa maalesef hepimiz biliyoruz ki kanlar yerde kalıyor, sorumlulardan hesap sorulmuyor, kahpe saldırılar ve hain pusuların sonu gelmiyor. Siyasi, askeri, ekonomik ve toplumsal başarısızlığın hesabını da kimse vermiyor.
Gelinen bu noktada siyaset, güvenlik politikalarının dışında mutlaka yeni çözümler üretmek zorundadır. Siyasetçiler için şapkayı önlerine koyup düşünme zamanıdır. AKP türbanla kamuoyunu oyalamak yerine, Güneydoğu'da kanamayı durduracak gerçekçi politikalar üzerine yoğunlaşmak ve derhal hayata geçirmek durumundadır.
Güneydoğu sorunu içindeki Kürt realitesini terör öğesinden soyutlamak, siyasetçinin görevidir. Terörü etkisiz kılmak ise askere, jandarmaya, emniyete ve istihbarat örgütlerine düşen görevdir.
Elbette siyasetin hesabını askerlere, güvenliğin hesabını siyasetçiye soramayız; ancak bu 2 ana damarın enerjilerini ve güçlerini eşgüdüm içinde aynı hedefe yönlendirmelerini beklemek hakkımızdır.
DTP yol ayrımında
Yaşanan bu son acıyla birlikte DTP de bir yol ayrımına gelmiştir ve eğer ana işlevini demokrasi içinde görüyorsa, silahların susması için bütün varını-yoğunu derhal ortaya koymak durumundadır.
Toplumumuzun bugün en hızlı çözmek zorunda olduğu mesele terördür. Dolayısıyla sivil toplum olarak bizlere de düşen görev ve sorumluluklar var.
Kendinizi pazar akşamı yemeğini yemiş, biraz televizyon seyrettikten sonra yatıp uykuya dalmış bir ana-baba olarak düşünün. Gece yarısı Genelkurmay'dan gelen telefonla dünyanız bir anda yıkılıyor...
Acılarla karşıladığımız bu bayramı silaha, teröre ve şiddete karşı sesimizi yükseltmek için vesile sayalım. Güçlü bir kamuoyu baskısı oluşturarak terörle mücadelede siyasetçiyi, askeri ve emniyet güçlerini enerjilerini birleştirmeye mecbur edelim.
mtamer@milliyet.com.tr

Cafe