
Derya SAZAK
Siyaset Günlüğü
Sınır ötesi
Gabar şehitlerinin cenaze törenlerindeki acı ve gözyaşları yürekleri dağlıyor.
20 yaşlarındaki evlatlarını toprağa veren ana babaların, eşlerin, kardeşlerin, kucaktaki bebelerin feryatları Türkiye'yi yasa boğdu. Bayram üstü, tarifsiz bir keder var evlerde.
PKK terörü Kürt halkının üzerine de karabasan gibi çöktü.
Güneydoğu'da 1990 koşullarına dönülmesini kimse istemiyor ancak PKK üzerinden kurulmak istenilen tuzak; bölgeyi Kuzey Irak'a yönelik "sınır ötesi harekât"la birlikte uzun süreli etkileyecek, geçmişin "olağanüstü hal rejimi"ne kaçınılmaz biçimde sürükleyecektir.
Oysa 22 Temmuz seçimleri, ağırlıklı olarak Kürtlerden oy alan DTP'nin de Meclis'te temsil edildiği demokratik bir iklim yaratmıştı. Yeni anayasa hazırlığı da, öteden beri "siyasi çözüm" düşüncesini seslendiren, "barış" isteyen çevrelerde yeni bir tartışma ve açılım şansı yaratabilirdi. PKK şimdi, ETA'nın 1978'de İspanya'ya AB yolunu açan 1978 anayasasını baltalamasına benzer şekilde "ayrılıkçı terör"ü tırmandırarak demokratikleşme sürecinin önünü kapamaya çalışıyor. Ve katliamlar arttıkça, bundan en büyük zararı, "operasyon bölgesi"ne dönüşen Güneydoğu'da silahların gölgesinde yaşamaya mahkûm edilmiş, önceliği yoksulluktan kurtulmak, daha fazla iş, aş olan; eğitimden, sağlıktan, refahtan pay almaya çalışan insanlar görecek.
DTP sözcüleri de bu gerçeğin farkındalar.
"Hiçbir siyasal amaç, bir tek damla kandan daha değerli olamaz."
Kimi operasyonda, kimi çatışmada, kimi düşürüldüğü tuzakta yaşamlarının baharında ölüyor gençlerimiz.
Diyarbakır'da baronun, sivil toplum örgütlerinin, 'Demokratik talepler için adam öldürüldüğü, dünyanın hiçbir yerinde görülmemiştir' tepkisi cesur bir çıkıştı.
DTP yöneticileri başta aydınlar, bölgede ağırlığı olan tüm çevreler PKK'yı "silah bırakmaya" çağırmalılar. Geçici "ateşkes"lerden sonuç alınmıyor. Şiddete tümüyle son verecek politikalar üretmeden bölgeye de Türkiye'ye de huzur gelmez. Gençlerimizi kaybetmeye devam ederiz.
Bayramdan sonra "sınır ötesi harekât" tezkeresinin Meclis'e gönderileceği anlaşılıyor.
Hükümet bu yetkiyi kullanarak Kuzey Irak'a girebilir.
Kararlılık, caydırıcılık ve asker-sivil eşgüdümü açısından Terörle Mücadele Yüksek Kurulu'nun Başbakan'ın başkanlığında aldığı bu karar kaçınılmazdı. Ancak "sınır ötesi harekât"ın PKK'yı etkisizleştirme konusunda ne ölçüde başarılı olacağı meçhul. Sorunun "sınır içi"ndeki boyutları, "terör örgütünün son çırpınışları" diye geçiştirilemeyecek önemdedir.
Askeri yöntemler dışındaki çözümleri de tartışmalıyız.
dsazak@milliyet.com.tr

Cafe