
M. Ali BİRAND
İlk defa kararlı ve tek ses çıktı…
Dünkü yazımda uzun uzun, devletin zirvesindeki diyalogsuzluktan ve koordinasyonsuzluktan, sonuç olarak da politikasızlıktan şikayet etmiştim. Aslında bu durumdan herkes şikayetçi. Asker de, siyasetçi de, bürokrasi de yakınıyor. Özellikle 1999'da Öcalan'ın yakalanmasından bu yana büyük zaman kaybedildi ve bugüne geldik.
Salı günü toplanan terör doruğundaki kararlar, 8 yıllık bir aranın ardından nefes alamaya benziyor. İlk defa tek sesle konuşan ve kararlı tutum gösteren bir devlet ile karşı karşıyayız.
Rahatladık.
Ancak önemli olan, bu durumun ne kadar devam edeceğidir. Bugün diyalog içinde görünen devlet, yarın aynı diyalogu sürdürebilecek mi? Koordinasyon gerçekleşecek mi?
Eğer bunları başarmaz isek, PKK terörü ile başa çıkamayız. Sadece kendi kendimizi aldatırız.
Bir noktaya da değinmek istiyorum:
"Sıcak takip" diyerek, "sınır ötesi operasyon" diyerek askerin boğazına sarılmayalım.
Ne sıcak takip, ne de sınır ötesi operasyon PKK terörünü bitirir. Gözdağı vermekten, kamuoyunun ruhunu okşamanın ötesine geçilemez.
Bunları bilelim ve ona göre hareket edelim. Boş yere kendimizi zora sokmayalım.
İşin kolayına kaçmayalım.
Şu sıralarda Washington'da yaşananları yakından izleyebilseniz, hayretler içinde kalırsınız. Irak istilası nedeniyle soğuk baktığımız, hele PKK'ya yönelik ilgisiz tutumu nedeniyle çok kızdığımız Bush yönetimi, Türkiye için şimdiye kadar görülmemiş bir mücadele veriyor.
Böyle bir lobi çalışmasına ben, 1978'de Türkiye'ye Kıbrıs nedeniyle konulan ambargonun kaldırılması için Carter yönetimi sırasında tanıklık etmiştim.
Washington'da tam bir meydan savaşı var. Ermeni Tasarısı'nın Dış İlişkiler Komisyonu'ndan geçip geçmediği, bu yazıyı okuduğunuz sırada belli olacak. Ama ne olursa olsun Washington'da tam bir meydan savaşı yaşandı, yaşanıyor..
Bir yanda Ermeniler, ABD'nin 2008 başkanlık seçiminden yararlanıp, yıllardır başaramadıkları soykırım tasarısının Kongre'den geçmesi için uğraştılar. Ne kadar siyasi güçleri varsa kullandılar. Kimine para yardımı, kimine siyasi baskı yaparak, kongre üyelerini yanlarına çekmeye çalıştılar. Son derece de başarılı oldular. 225 parlamenterin tasarıyı desteklemesini sağladılar.
Öte yandan ise, Ermenileri durdurmak üzere kolları sıvayan Türk lobisi var. Ancak bu defa Türk lobisi çok güçlü. Sadece Türk Büyükelçiliği ve Türk dernekleri veya Türkiye'de yatırım yapan Amerikan firmaları değil, Başkan Bush, Beyaz Saray kadrosu, Pentagon ve dışişleri bakanlığı kolları sıvadılar.
"Şimdiye kadar böylesine bir kampanya görülmedi" diyen bir Türk yetkili, Başkan Bush'un inanılmaz bir direniş sergilediğini söyledi. Eski Dışişleri Bakanları, Savunma Bakanlarına mektup yazdırdı, Kongre üyeleriyle toplantılar yapıldı.
Ancak ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Pelosi son ana kadar inat etti. Her şey de onun iki dudağı arasındaydı. Komisyon'un gündemine koyup koymamak onun yetkisindeydi. Sonucu bugün görmüş olacağız.
Bilmenizde yarar var: Eğer bu defa da durdurulursa, Ermeni tasarısı gelecek yıl geçer.
Bence, kurtuluş yok…
Hazırlıklı olalım…
Washington'daki büyük harekata bakanlar bu soruyu soruyorlar.
Neden?
Bush yönetimini böylesine harekete geçiren nedir?
Aman, yanlış anlamalar olmasın. Türkiye Washington'u resmi biçimde tehdit etmedi. Tasarı geçtiği takdirde, İncirlik'in kapanacağı veya başka önlemler alınacağı konusunda hiçbir mesaj verilmedi. Bütün mesajlar resmi kanallar dışında kalan kişiler tarafından iletildi. Sadece ilişkilerin gereksiz biçimde gerileceği anlatıldı.
Washington'daki bu gelişmeleri yakından izleyen ve Beyaz Saray ile yakın temastaki çevreler, Bush yönetiminin geç kalmadığını ve tasarının geçmesi durumunda Türk kamuoyunda ve ister istemez hem hükümet hem de devlet katında büyük tepki doğacağı görüldüğü için böylesine bir harekata girişildiğini söylüyorlar.
Eminim, PKK konusunda hiçbir şey yapmamanın ezikliği de bu tutumu etkilemiştir. PKK'yı terörist olarak nitelemesine rağmen, Kuzey Irak'ta hiçbir adım atmaması, Bush yönetimini rahatsız ediyor ve buna bir de Ermeni tasarısının eklenmesi istenmiyor.
Özetle, bu durumda Ankara'nın Bush yönetimine büyük tepki göstermesi çok güçleşiyor.
Ermeni soykırımını kabul eden tasarının ABD Kongresi'nden geçmesinin Türkiye'ye ne zararı olur?
Tasarı önce komisyondan, ardından da Temsilciler Meclisi'nden geçtiği taktirde, Beyaz Saray'ı bağlayan bir yasa anlamına gelmeyecek. "Kongrenin hissiyatını" yansıtan "bir görüş" olarak kalacak. Bu nedenle Senato'ya da gitmeyecek. Beyaz Saray tasarının içindeki sözleri uygulamak zorunda kalmayacak.
Ancak, bu kadar bağlayıcı olmasa dahi, yine de Türkiye önemli bir prestij kaybına uğrayacak. Ermeni iddiaları inanılmaz bir inandırıcılık kazanacak. Ermeniler, Avrupa'da henüz soykırım tasarısının geçmediği parlamentoları daha kolaylıkla sıkıştıracaklar. ABD Kongresi'nin kabul ettiği bir karar daha kolay yaygınlaşabilecek.
Türkiye bu karardan maddi zarar görmese dahi, manevi zararlara uğrayacak.
Bunun nedeni de, yıllar boyunca hiçbir şey yapmaması, kendinden beklenen adımları atmamasıdır. Başkalarını suçlamak yerine, Ankara kendi sorumluluğunu görmelidir.
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net

Cafe