|
 |
|
|
Zincirin halkaları
Gökkuşa¤ı / Reşat Kutucular
Nurtopu bir erkek çocuğu doğar kasabanın birinde. Hamileliği zor geçmiştir annenin. O yüzden gözleri daha bir başka parlar bu defa. Emek emek büyür çocuk. İlkokula başlar. Dört çocukla hayat zor yürümektedir. Kıt kanaat geçim sanatından örneklerle...
* * *
Babanın işleri fena değildir aslında. Ama eskiden lüks sayılan, ihtiyaç haline gelmiştir artık. Oğlanlar isteyince, kızlar isteyince, hanım isteyince yetmez tabii. Aslında baba, işler daha iyiye gidecek diye ümitle beklemektedir. Yıllardır. Memlekette işlerin düzelmesini bekleyen bekleyenedir. Yıllardır.
* * *
Dünyanın başka yerlerinde işleri iyi olanlar vardır ama. Örneğin o anda, uzak bir ülkedeki bir silah fabrikasının genel müdürü camdan bahçeye bakarken ne kadar akıllı, ne kadar başarılı olduğunu düşünmektedir mağrur bir şekilde. Üretim tıkır tıkır yürümekte, mallar iyi fiyata satılmaktadır. Uzakdoğu’dan, Ortadoğu’dan, Afrika’dan, Orta Amerika’dan gelen siparişlere bakılırsa gelecek daha da parlaktır. Pazar küresel bir pazardır artık.
* * *
Güvenlik kaygıları, iktidar mücadeleleri, yerel çatışmalar, silah üreticilerine yeni yeni fırsatlar sunmaktadır. Piyasadaki gelişmeleri iyi okumak gerek diye düşünür ve ''yaşasın siyasetçiler'' diye mırıldanır genel müdür. Yalan değil siyasilerden bazıları adeta şirket ortağı gibi davranmakta, bilerek ya da bilmeyerek silahlanmayı pompalamaktadır.
* * *
Tabii işin tüccarları da boş durmamakta, talebi canlı tutmak için, yasal ya da değil, ne mümkünse yapmaktalar. Bireysel silahlanma çok modadır. Teşvik edilmektedir. Silahla kutlama, silahla koruma, silahlı çözüm günlük hayatın parçasıdır, doğaldır.
Zaman, insan hayatına çok önem verilen bir zamanmış gibi gözükse de gerçek öyle değil. Hikaye eski bir hikaye. İnsan insanın kurdu!
* * *
O sırada dağın tepesindeki başka bir genç, elinde silah, öfkeyle aşağı bakmakta. Açlık içinde geçmiş çocukluğu. Köyleri boşaltılınca mecburen kente göçmüşler ama şartlar düzelmemiş. Bu ülke, şartlar düzelsin diye yıllardır bekleyen insanlarla dolu. O da dağda bulmuş işi. Artık tüm hayal kırıklıklarının intikamını almaya, geçmişin hesabını sormaya hazır. Eğitimli bir terör işçisi olarak mayın döşeyebilir, bomba yapabilir, makinalıyla tarayabilir, kasabalı gence pusu kurabilir.
* * *
Hazır terör sektörü de yükseliyor! İdealist asi gençlerin yerini, işini yaparken gözünü bile kırpmayan profesyoneller almış. Terör, küresel işbirlikleriyle, ortak gizli projelerle, örtülü desteklerle, katkılarla yürür hale gelmiş. Terör, aşağılık bir siyaset aracı olmuş. Kısa, orta, uzun vadeli hedeflere dönük, A, B, C, D vs. senaryoları dahilinde. Dökülen kanı sulandırmak için de dekor tamam olmalı. Uğruna baş konan göstermelik bir dava, bir lider silüeti, sloganlar, semboller.
* * *
Terör işverenleri, resmin en karanlık, en karmaşık, en can alıcı noktasını oluşturmakta belki de. Çözümü oldukça zor bir düğüm noktası bu. Zinicirin en önemli halkası! Terörü doğrudan organize edenler, besleyenler, kullananlarla bitmiyor iş. Eylemlere gizliden gizliye sempati duyan, hatta kol kanat gerenlere ne demeli? Olayları Dışişleri bakanlığı sözcülerinin beylik, göstermelik laflarıyla geçiştirenlerin suçu yok mu? Ya uzaktaki terörü o kadar tehlikeli görmeyip, günün birinde belki işime bile yarayabilir diye bakanların?
Bu memlekette gencecik hikayeler sonlanıyor nicedir. Haince. İçimizi kanırta kanırta. Silahı yapanın da satanın da umrunda değil ama. Tetiği çek talimatını verenin de. Demeçlerle durumu idare edenlerin de. Bizler de üzülüp, öfkelenip, söylenip sonra hayatımıza devam ediyoruz ister istemez.
* * *
Silkinmeliyiz. Aklımızı başımıza toplamalıyız. Geleceğimizi çalmak isteyenlere fırsat vermemeliyiz. Zincirin tüm halkalarına dikkat ederek. Gerekirse de bedel ödeyerek.
İşimiz zor, yolumuz uzun.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|