Herkes rolünü oynuyor
Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu'nun siyaseti futboldan uzak tutma konusunda özel bir çabası var.Göreve geldiği günden bu yana konu Futbol Federasyonu olunca, sözcüklerini itina ile seçiyor.
Bu tavır bakanın uzlaşmacı kişiliğinden çok, 2. AKP iktidarının değişen futbol politikasını yansıtıyor.
Geçen dönem hükümetin Futbol Federasyonu ile yaşadığı gerginliğin izleri silinmemişken, eleştiri oklarına hedef olmamak için özen gösteriliyor.
Dikkat edin; ne siyasilerden ne iktidar yanlısı belediyelerin kontrolündeki kulüplerden ses çıkıyor.
Memleketin gündeminde onca tartışma, acı ve gözyaşı varken, "Yine nereden çıktı bu kavga dedirtmemek için" sessiz bir değişim hedefleniyor.
Başesgioğlu'nun, Zonguldak'ta gazetecilerle söyleşirken kullandığı, "Önümüzdeki günlerde Kulüpler Birliği toplanacak ve bazı kararlar alacak. Oyunun kurallarını biz belirleyeceğiz, o kurallar içinde futbol ailesi ve kulüpler kimi takdir ediyorsa, kime güveniyorsa o işe devam edecek. Geçmişteki hükümetler gibi bu işlere müdahil olmak istemiyoruz" ifadeleri, yarının ip uçlarını vermeye yetiyor.
Bakanın hafta içinde Ulusoy'u kabulü sırasında söylediği, "Sizinle kavga edenler benim arkadaşım, siz de benim arkadaşımsınız" sözleri ise dramatik.
Ne kadar sıkıntılı olduğunun göstergesi.
Şu bir gerçek;
AKP'nin bir türlü diş geçiremediği Futbol Federasyonu ile "Haluk Ulusoy gitmeli" politikasında değişiklik yok.
Camiayı tanıyan ve Başbakan'a çok yakın bir işadamının, "Durum öyle bir noktaya geldi ki, ben bile istesem bu federasyonun gidişini durduramam" sözleri iddianın kanıtı.
Üstelik bu kez çok daha kararlılar.
Ortada bir de dönemin devlet bakanı tarafından açtırılan ve 11 yıla kadar hapis istemli dava var!
Nihayetinde Ulusoy da olup bitenin farkında.
Gerilimden o da bıktı.
Daha fazla direnç göstermenin anlamsızlığını biliyor.
Tek arzusu milli takımın finale çıktığını görmek ve itibarlı bir şekilde görevi bırakmak.
Olur mu? Zaman gösterecek.
Bana sorarsanız, onca yanlışa karşın bu kadarını istemek hakkı!
Sürpriz!
Emre bugün sahaya kaptan olarak çıkacakmış.
Hocasının tercihidir, saygı duyalım.
Umarız bir sakatlık filan yaşamaz ve çarşamba günü de aynı pazubandı takar Ali Sami Yen'de.
Çünkü bazıları için çok önemli dersler verilecek o statta!
Ne ala
Trabzonspor Başkanı Nuri Albayrak ile Sivasspor Başkanı Mecnur Odyakmaz bir toplantıda kucaklaşıp iki ay süren dargınlığa son vermiş.Ne ala!
Yönetim olarak yanlış politikalarının ve başarısızlığının üzerini örtmek için hedef şaşırtıp gerginlik yaratacaksın, sonra hiçbir şey olmamış gibi hasımınla koklaşacaksın.
Ne kolay değil mi?
Sen on binlerce Trabzonlu ve Sivaslı'yı birbirine düşür, sonra yapmacık fair-play gösterileriyle bunları yaşanmamış say.
Beyler...
Siz yine birbirinize sarılın, bayram öncesi barışın da.
Öncelikle üzdüğünüz, tadını kaçırdığınız, neredeyse birbirine düşman ettiğiniz insanlardan bir özür dileyin!
Bakalım sizi affedecekler mi?
Seve seve veririz
Sevgili Ercan Güven'in gardırop milliyetçiliğini eleştiren o müthiş yazısını okuyamayan varsa, perşembe günkü Ters Köşe'sine göz atsın.
Gabar'da kahpe kurşunlara hedef olan Mehmetçiğin son nefesteki haykırışını dünyaya duyurmak adına birbiri ardına projeler üretilirken, Ercan yüreğimizi dağlayan acıya anlamlı bir yorum getirdi;
Üstelik terör belasına bulaştığımız çeyrek asırdan bu yana yitirdiğimiz on binlerce şehidi unutmadan, ruhlarını incitmeden!
İşte defalarca okunası yazıdan bir bölüm:
"Sahi, kırmızı neyin rengi?
Şehitlerimizin bir asırdır kurumaya fırsat bulamayan kanı değil mi?
Avrupa'nın gözüne girmek için turkuaz, yastayken siyah... 2008'e katılırsak sevinçten pembe giyelim bari.
Farklı bir görüntü yaratarak futbol üzerinden Dünya'ya acımızı anlatmak mı istiyorsunuz?..
Her futbolcunun formasına yazın bir şehidimizin ismini.
Belki birileri sorar "Bu nedir" diye... Anlatmak fırsatı çıkar.
Ahmet, Bayram, Tugay, Seyfi, Şükrü, Emrah, Sıtkı, Fetullah, Kasım, Mehmet, Mehmet, Mehmet, Mehmet.
Bunlar sadece Gabar'daki kırmızı formalar...
Geride 10 bine yakın kanlı forma var...
Veya forma markasının üzerine fotoğraflarını yapıştırın. Siyah beyaz birer vesikalık da yeter hani.
Neyse sponsorun tazminatı, öderiz milletçe".
UEFA ne demek istedi?
Demek ki hakemlerle ilgili manipülasyonlar her ülkede yapılabiliyormuş!
Avrupa Şampiyonası grup elemelerinde finale yaklaşılırken UEFA ilginç bir uygulama başlattı.
UEFA, A Milli Takım'ın Moldova ile oynayacağı maç da dahil, bugünkü tüm müsabakaların hakemlerini iki gün öncesine dek gizli tuttu.
Hakemlerin uçak biletleri ve konaklayacakları oteller hazırlandı ancak, hangi maçı yöneteceklerine dair tebligatları perşembe günü yapıldı.
Anımsatalım, Bosna Hersek maçının hakemleri 1 ay, Malta ve Macaristan maçının hakemleri ise 12 gün önce ilan edilmişti.
Şeytanın avukatıyız ya!
Aklımıza verdikleri hatalı kararlarla sonuca etki eden, sonra çıkıp özür dileyen hakemler geldi.
Ne dersiniz; bir daha böyle arızalar yaşanmasının önünü kesmek için mi önlem aldı Avrupa Futbolunun patronu?
Ya Diğer Garip'ler?
Murat Ağca'nın haberi Sanhghai'daki Özel Olimpiyatlarda sporcularımızın kazandığı madalyalardan daha sevindiriciydi.
Zihinsel özürlü masa tenisçimiz Garip Olcaş'ın Sağlıklı Sporcu Merkezinde yapılan kontrolleri sırasında bir kulağının hiç işitmediği, diğerinde yüzde 50 kusur bulunduğu ortaya çıkmıştı.
Yani, doğuştan özürlü değildi ve duyup-konuşması mümkün olacaktı.
Garip'e, Türkiye'ye döndükten sonra ABD'den gönderilen bir işitme cihazı takacaklar.
Ümit ediyoruz en kısa sürede öğrenmeye ve konuşmaya başlar.
Garip şanslı.
Sanhghai'de bir tür doping kontrolü sayılabilecek testten geçerken hayatı değişti!
Ancak bin türlü garipliğin yaşandığı bu ülkede nice garipler var yaşama sımsıkı sarılmayı ve yarınlara umutla bakmayı bekleyen.
Ya onları hangi rastlantı kurtaracak?
cersen@milliyet.com.tr
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

Cafe