Tasarımcılar bu kez bebekleri giydirdi
16 ünlü tasarımcının hazırladığı bebekler 20 Ekim gecesi Esma Sultan Yalısı'nda açık artırmayla satışa sunulacak. Elde edilen gelir Bizim Lösemili Çocuklar Vakfı'nın yaptırdığı hastane için kullanılacak
MELİS ALPHAN
TV8'de "Adım Adım Çocuğum ve Ben" ile "Ve Moda" adlı programların yapımcılığını, sunuculuğunu, yönetmenliğini üstlenen; "Moda Bulaşıcıdır", "B Filmi" ve "Erkekler İçin Şıklık Haritası" kitaplarının yazarı Nur Onur, Singer'in sosyal sorumluluk projesi kapsamında "Bir Varmış Bir Yokmuş Herkes Çocukmuş" adlı projeye imza attı.
Proje kapsamında 16 tasarımcı "haute couture bebekler" hazırladı. Bebekler 20 Ekim'de Esma Sultan Yalısı'nda açık artırmayla satışa sunulacak ve geliri Bizim Lösemili Çocuklar Vakfı'nın yaptırdığı hastane için kullanılacak. Projeye katkıda bulunan tasarımcıların isimleri de hastane odaları ve birimlere verilecek. Proje yine Singer'in sponsorluğunda kitaplaştırıldı. Kitabın geliri de vakfa bağışlanacak.
Bu bebek projesi nasıl ortaya çıktı?
Dört yıldır çocuk programı yapıyorum, üç yaşında kızım var. Yani zaten çocuklarla içli dışlıyım. Programımın sponsoru bir yıl boyunca Singer'di. Bu projemi onlara sundum. Sosyal sorumluluk projesi kapsamında hayata geçirilmesine onay verdiler. Her tasarımcıya haute couture bir bebek yaptırmaya karar verdim. Vakıf arayışına girdik. Canan Yaka, Bizim Lösemili Çocuklar Vakfı'yla anlaşmamıza aracı oldu.
Tasarımcıların neden başka bir şey değil de, bebek tasarlamalarını istediniz?
Bütün tasarımcılar çocukken bebeklerine elbise dikmişlerdir. Evdeki kumaşları deneyerek, annelerinin elbisesini yırtarak... Yaptıkları bebekler de geçmişe atıflardan oluşuyor aslında.
Tasarımcıların hoşuna gitti mi bu fikir?
Gençleri ayırarak 16 kişi seçtim. Barbaros Şansal fikre bayıldı, Hayri Akduman'dan sonra bebeğini en erken o bitirdi. Ben "Bebekleri göstermeyin" dedim ama Barbaros heyecanlı ve hevesli olduğu için bebeği dergilerde, gazetelerde gösterdi.
Sizce en çok hangi bebekler ilgi çekecek?
Yıldırım Mayruk'un haute couture bebeği çok ince detaylı. Zuhal Yorgancıoğlu'nun bebeği kendi esintilerini taşıyor. Cemil İpekçi, Rebecca'da "Kadın olsaydım nasıl olurdum"un özetini yapmış. Dilek Hanif'in bebeği işleme sanatının yansıması. Hakan Elyaban sadelik içinde şıklık yaptı. Herkesin kendine özgü bir tarzı ve çizgisi var. Bunu da kıyafetlerde olduğu gibi bebeklerinde de hissettirdiler.
Bebekleri kimler alacak?
Bebekler evin hoş bir köşesini süsleyebilir. Bir vitrin kenarında, salonda, yatak odasında durabilir. Tasarımcıların kendi etiketleri olduğu için tasarımı ve modayı sevenler alacak bebekleri.
Siz küçüklüğünüzde bebeklerinize kıyafet yapar mıydınız?
Çok. Beni hayata bağlar oyuncak. Evimde de her taraf oyuncak. Allah'tan eşim de koleksiyoner. Portekiz'den Uzakdoğu'ya, Fas'tan Tunus'a, her yerden bebek topluyorum. Evlendiğimde bile en eski bebeğim Ömür'le uyuyordum. Eşim ilk yıllarda alışmaya çalışıyordu. Sonra bıraktım. Kızım bazen kıskanıyor. İspanya'dan aldığım bebekler var. Ona izinle veriyorum. "Oynayabilir miyim?" diye soruyor. Bir yaşından beri koleksiyon kelimesini biliyor kızım.
75 yaşındaki bebekten bir köylü kızı yarattıZuhal Yorgancıoğlu'nun bebeğinin adı Satı. Satı, Yorgancıoğlu'nun çocukluğundan beri sakladığı 18 bebekten biri, yani yaşı 75 civarında. Yorgancıoğlu köy evinin bebeklerle dolu olduğunu, her yıl bu bebekleri tamir ettiğini ve kimseye vermediğini söylüyor.
Satı bir Türk kızı kılığında. Şalvarı, cepkeni, poşusu, altınları, başlığı ve örgü çoraplarıyla bir köylü kızı... Yorgancıoğlu bebeğinden ayrıldığı için üzgün ama hayır amaçlı olmasından memnun.
"Bebeğimin çok zarif ve rafine görünümlü olmasını istedim"
Canan Yaka bebeğine kendi ismini koydu. Yaka "Bebeğimin zarif, rafine olmasını istedim. Yaptığımız iş ince dikiş olduğu için bebeğin de çok ince olması gerektiğini düşündüm" diyor. Porselen bebeği yurtdışından getirtmiş.
Bebeğin kıyafeti dantel, kadife ve satenden yapılmış siyah bir gece tuvaleti. Yaka bir müşterisini giydirir gibi hareket ettiğini söylüyor: "Küpesiyle, hakiki saçıyla, şapkasıyla, çantasıyla, her şeyiyle..."
Bülü bebek yeni bir bebek koleksiyonuna önayak oldu
Barbaros Şansal ile Yıldırım Mayruk başlangıçta bu projeye ortak olarak Şansal'ın ünlü Bülü bebeğini vereceklerdi. Bülü bebek sosyal dejenere bir ikon haline gelince onu geri plana atıp projeye vermemeye karar verdiler. Ve bir "gelin bebek" yaptılar. Bebeğin adı Hayal. Hayal tamamen el işi bir gelinlik giyiyor.
Mayruk, manken Sema Şimşek'in kendisine hediye ettiği alüminyum bir manken üzerine giydirdi elbisesini. Barbaros Şansal gelinlik giymiş bu bebeğe Hayal adını vermelerini ise şöyle açıklıyor: "Gelin demek, hayal demek zaten. Bir insanın namusuna, şerefine, haysiyetine 'Evet' diyor gelin. Hayal kuruyor, yeni bir hayata başlıyor. Yıldırım beyin elbiseleri de hayal gibi elbiseler. Benim stilim biraz daha provokatör. Dolayısıyla orada ayrıldı yollarımız. Ayrılınca bir tarafta Bülü bebek oldu, bir tarafta da Hayal adlı gelin bebek..."
Hayal'in giysisi tül üzerine payetlerle işlendi. Boyutu 30 santimetre.
Her ne kadar Şansal başta Bülü bebeği projeden geri çekse de sonradan Bülü'yü kendi bebeği olarak projeye dahil etti. Bülü'nün boyutu insan vücudunun 15'te biri. Şansal bu bebeği tasarlarken inşaat teli, sentetik naylon, sünger, izovat kullandı. Bebeğin makyajını Oya Tolga, saçını Muammer Yaprakgül kesti. Eteği borcunu ödememiş eski bir müşteriden kalan elbisenin eteği.
Şansal, Bülü bebeği şöyle anlatıyor: "Bülü bebek toplumun deformasyonunun ne hale geldiğinin dışavurumu. Bülent Ersoy'u temsil etmiyor, ondan feyzalındı."
Şansal ve Mayruk'un Bülü bebekten yola çıkarak yaptığı Hülya Avşar, Tarkan, Süleyman Demirel, Tayyip Erdoğan gibi ünlü figürlerin bebekleri de yakında satışa sunulacak.
"Bebeği alan kişi onu
sergileyebilsin"
Dilek Hanif'in bebeğinin ismi Süslü. Hanif "Çok sade bir çizgiye sahibim, bu pek bana uygun bir isim değil ama Dilek Hanif'e göre süslü bir bebek olduğu için bu ismi verdik" diyor.
Hanif bebeği yaparken sergilenebilir olmasına dikkat etmiş: "İstedim ki bebeği alan kişi onu bir obje olarak kullanabilsin." Ayrıca, bunun couture işçiliğini gösterebileceği bir bebek olmasını istemiş.
Hanif 50 santimetre boyutunda cansız manken yaptırıp elbiseyi ona giydirdi. Daha sonra bez bebek yapan birisine bebeğin başını yaptırdı ve mankene monte ettirdi. Elbisesi Osmanlı'dan esinlenerek hazırlandı. Üzerinde bir cepken var. Cepkenin üzerine boyanmış dantel işlendi. Hanif "Atölyede bu bebeği severek, onunla konuşarak uzunca bir süre geçirdim" diyor.
"Bebeğin elbisesi biraz Mozart döneminin giysilerini yansıtıyor"
Vural Gökçaylı'nın bebeğinin adı Amadeus. Gökçaylı Mozart'ı çok sevdiği için bestecinin ilk adını bebeğine vermiş: "Bebeğin giysisi Mozart döneminin giysilerini de biraz yansıtıyor."
Gökçaylı dört yaşındayken model çizer ve zaman zaman kız arkadaşlarının bebeklerine elbiseler yaparmış. Amadeus'u şöyle anlatıyor: "Bu soyut bir bebek. Yüzü yok, yalnız giysisi var. Bol etekli, içi jüponlu. Üst kısmı hafif drapeli, işlemesi var. Nur bana böyle bir şey yapmak istediğini söylediğinde 'Dalga mı geçiyorsun? Şimdi vaktimiz yok' dememe rağmen onu kıramayıp bu bebeği yaptım. Bebeğe hiçbir zaman yüz düşünmedim, yalnız elbise tasarımını yaptım ama sempatik oldu."

Cafe