Yatılacak ve öpülecek asfalt
Virajlarında özgürce yatılabilen temiz asfalt bazı yol düşkünlerini baştan çıkarıyor, yağ tabakası gibi gizli tehlikelerse insana ancak asfaltı öptürüyormozel@milliyet.com.tr
Kenan Sofuoğlu'nun Supersport'a veda ettiği yarışı izlemek üzere Fransa'daydım. Bu ülkede geçirdiğim üç günün ardından Türkiye'ye dönünce yine aynı sendromu yaşadım. Üç günün Kenan ile ilgili bölümünü Milliyet'te okuyacaksınız. Bu köşede size ilhamını beni saran sendromdan alan bazı notlar aktaracağım. Fransa, Avrupa'nın diğer tüm ülkeleri gibi bir motosiklet cenneti. Tabii ki bu ülkede de ölümlü motosiklet kazaları oluyor ancak bunlar genelde motosikletçinin dikkatsizliğinden kaynaklanıyor. Trafikte gönüllü bir şekilde motosikletlere geçiş üstünlüğü veriyor.
Geçenlerde İstanbul'da servis şoförü bir adam, onunla yanındaki araç arasından geçmeye çalışırken, "Ben geçemiyoken sen nereye geçiyon" dedi. Fransa'da araçlar motosikletlere mesafeli yaklaşıyor, Türkiye'de ise bir metreden takip edip 10 santimden sollayabiliyor.
Fransa'da kent içi ve şehirlerarası yollarda asfalt mükemmel. Motosikletçinin belirli bir tipi yok. Hava iyiyken karşınıza takım elbisesiyle işine giden yaşlı bir motorcu her an çıkabilir. Üç-beş kilometrede bir motosikletlere özel park yerleri ayrılmış.
Paris'in ünlü Champs-Elysees bulvarında dolanıp da alışverişin Mekke'si bu kentten bir şey almadan dönmek olmaz; Hein Gericke'ye girdim. Tesadüfen bulduğum su ve soğuk geçirmez bir tür sentetik membran olan sheltex isimli astara sahip, tam korumalı kot gibi montu aldım. 200 avroluk fiyatı indirimle 70'e düşmüştü ve tek kalmıştı, hemen atladım. Tezgahtar kardeş Türkiye'deki Hein Gericke mağazalarının durumunu sordu, "iyi" yanıtını verdim.
Taksim'e uzanan yağ şeridi
Pazartesi geç bir saatte geldiğim evde ilk işlerimden biri hemen çantasından çıkardığım montuma bir kez daha bakmak oldu. Giydim, korumalarını inceledim; salı sabahı tabii ki üzerimde onunla evden çıktım. Dolmabahçe'den Taksim'e uzanan viraj yokuşun ilk metrelerinde birden gidonun hakimiyetini kaybettim; ön lastik başka, arka lastik başka yöne gidiyordu, buzda kontrolsüz kaymak gibi bir durumdu. Bir yağ tabakasına girmiştim, nasıl düşmedim hayret ediyorum. Hızım sanırım 50'ydi. Gazı kestim, yağa girdiğimde yokuş tırmanıyordum, frenlere hiç basmadan yağlı lastiklerle güç bela sağa çekip durdum.Yola baktığımda bir şerit halinde bir yağ tabakasının Taksim'e doğru uzandığını gördüm, çıkan otomobiller de patinaj yapıyordu. Bir araç yağını asfalta bırakarak geçmiş! Lastiklerimi temizledikten sonra gördüğüm ilk polise haber verdim ve sonra kaldığım yerden devam ettim; yol boyunca o yağı bırakan bakımsız aracın şoförünü veya yalnızca bu işin sorumlusunu düşünerek. Olayı kime anlattıysam "Şanslıymışsın, düşmemişsin" dedi. Aklımı Fransa'nın yollarında bırakmışım.
Salı günü de ilginç bir sürprizle karşılaştım. Beşiktaş Meydanı'nda motosikletlerin park ettiği bir alan vardı. O alana da, el yazısıyla "Motosiklet park etmeyin, ederseniz çekilir. Beşiktaş Belediyesi" yazıyordu. Gerçi akşam olduğu için levhanın önünde yine motosikletler vardı. Daha önce de yazdım sayın belediye başkanları ve zabıtalar. Önce motosikletler için park yeri ayarlayın sonra yasak koyun.
Türkiye dünyada bir yarışçı daha kazandı
Dünyada yarışan çok az Türk adı biliyoruz. Bu yıl ilk uluslararası yarışına katılan Ümit Salkım da o bir avuç Türkün arasına katıldı. Havacılık şirketi AMS sponsorluğunda Mısır'da düzenlenen Firavunlar Rallisi'ni 53'üncü sırada bitiren Salkım, yarışta yaklaşık 3 bin km. yol aldı. Mısır'ı çölden kat eden bu zorlu ralliyi tamamlayarak tecrübe kazanan Ümit Salkım, diğer büyük yarışları da düşündüğünü söyleyerek Dakar'ı işaret etmişti; bakalım Ümit neler anlatacak?
Düşmanını bu makineyle yenebilecek mi?
Milla Jovovich, "Resident Evil: Extinction"da K 1200 R'a biniyormuş. Film 19 Ekim'de gösterime girecek. Jovovich'in oynadığı Alice, üçlemenin son filminde ilk kez bir araç kullanıyor; o da BMW K 1200 R. 163 beygirlik 4 silindirli bu makine "dünyanın en güçlü seri üretim çıplak roadster"ı diye tanımlanıyor. Alice onunla ancak düşmanını yenebilir, göreceğiz...

Cafe