
Meral TAMER
Topbaş, Günay ve Birinci'ye AKM soruları
Geçen hafta Londra'nın AKM'si Royal Festival Hall'ün (RFH) 2 yıl kapalı kaldıktan sonra, aslının korunmasına nasıl da titizlikle özen gösterilerek yenilendiğini gördüm. Ben Londra'dayken AKM'nin yıkım kararı TBMM Komisyonu'nda kabul edilmiş. En yetkili mevkidekilerin yıkım kararı üzerine yaptıkları açıklamaları arşivden bulup okuyunca içim acıdı.
AKM'nin yıkımı için karar alan TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu'nun Başkanvekili olan AKP İstanbul milletvekili Necat Birinci, karar toplantısında bakın ne demiş:
"AKM'nin İstanbul'un siluetine bir katkısı yok. Yerine Türk mimarisini ifade edecek bir yapının yapılması gerekir!"
Necat Birinci'ye soru
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in müsteşarı olduğu dönemde tanıdığım sayın Birinci, Osmanlı kültürüne vakıf derin bir insan; dolayısıyla kendisinin dönem mimarisi diye bir mefhumdan haberdar olmadığını düşünemiyorum.
AKM, İstanbul'un belleğine kazınmış, 1950'lerin modernist estetiğini yansıtan önemli bir yapıdır. Bugüne kadar sadece ahşap binalar, 19 yüzyıl evleri, camiler için geçerli olan Türkiye'deki koruma pratiğinde, ilk kez modern bir mimarlık ürünün korunması gündeme gelmiştir. Bence sorunun can alıcı noktası budur. Ama ben yine de sayın Birinci'ye, İstanbul'un denizden siluetine AKM'nin hemen yanı başındaki Gökkafes'in nasıl bir katkıda bulunduğunu sormadan edemeyeceğim.
Gelelim, AKM konusunda son sözü söyleyecek olan yeni Kültür Bakanımız Ertuğrul Günay'ın açıklamalarına: "Mevcut AKM binası köhnedi, ısıtması çok zor ve pahalı, salonları yetmiyor. İstanbul'a AKM'den daha görkemli bir AKM yapacağız."
Evet AKM'nin çok eksiği var. Nasıl olsa yıkılacak diye yıllardır çivi çakılmıyor. Onarmak, yıkıp yenisini yapmaktan daha pahalı da olabilir. Ama İngilizler neden RFH'nın yerine daha görkemli yeni bir RFH yapmıyorlar da, 50 yıl önceki halıların aynısını dokutabilmek için paralar dökmeyi göze alıyorlar?
Sayın Günay, AKM'yi beğenmeyebilirsiniz, ancak onun öyküsünün İstanbul kentinin 20. yüzyıldaki tarihinin ayrılmaz bir parçası olduğunu inkâr edebilir misiniz?
Neyse ki Günay, AKM'nin yıkım kararının aceleye getirilmesine karşı bir arayış içinde görünüyor ki, bu çok sevindirici: "Ayazağa'da yarım kalmış Kongre ve Kültür Merkezi'ni sponsor desteğiyle bitirmeyi çok daha önemsiyorum. 2010 için onu tamamlayabilirsek, AKM konusunda rahatlarız."
Zaten dünkü yazımda da belirttiğim gibi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı mimar Dr. Kadir Topbaş da AKM konusunda bir yöntem yanlışları olduğunu kabul ediyor ve uluslararası yarışmaya çıkılmasının yolunu açıyor. Ancak Topbaş'ın bu olumlu yaklaşımı açıklarken AKM için yaptığı bir tanım var ki, yenir-yutulur gibi değil: "Gerçekten değecek bir şey varsa yıkılır, yapılır. Yoksa daha berbat bir şey çıkacaksa, böyle bir mantığımız yok."
Kendisi mimar olan sayın Topbaş, anlaşılan o dönemin mimarisini külliyen "berbat" buluyor. Aksi halde bu kadar kolay gözden çıkarabilir miydi?
mtamer@milliyet.com.tr

Cafe