Osmanlı tokadı seven 20 bin Galatasaraylı rakı sofrasına oturursa...
nornek@milliyet.com.tr
Ömer ''Yazma'' dedi, ''Anamın okumayacağı, okuyunca da anlamayacağı şeyleri yazma''... Ömer, tüm ısrarlarıma rağmen annesinin Boşnak böreğinden iki dilim aşırıp da bana getirememiş bir insandır; ama nadir de olsa haklıdır. Beni son aylarda gece ikilere kadar bilgisayar başına kilitleyen Facebook (Yüz Rehberi) hakkında yazmamalıydım... Kaç kişi kullanır, kaç kişi okur, kaç kişi anlar, değil mi? Ancak ben Ömer’in özlü sözünü kendime bir deli gömleği yapıp elimi kolumu bağlamış dururken önce Türk basını harekete geçti... Genç köşe yazarları birer yay, satırları ok oldu; ''Lost''tan bıkan ''Alaçatı''da sezonu kapatanlar Facebook yazılarıyla hedefi vurdu. Bu arada Türk gençliği, sanal âlemin gülü Facebook’ta ''yürüdü''... Hem de her anlamıyla...
İlk aşamada ''80’liler, yurtdışında okuyanlar ya da yurtdışında arkadaşları olanlarla''la sınırlı gibiydi Facebook. Ama o fotoğraflar neydi... Herkes Nihat Odabaşı’na, o olmadı Foto Zümrüt’e fotoğraf çektirmişti de siteye koymuştu sanki... Tüm kızların güzel, bütün erkeklerin yakışıklı olduğu bir dünya... ''Pandora’nın Kutusu'' gibiydi bir taraftan da... Kendi arkadaşının arkadaşlarına bakar, onlara ''sosyallik notları'' verirken, bir anda Britney Spears’in kankalarının fotoğraflarıyla baş başa kalabilirdin...
Türk kızlarından sabun...
Sonuçta beklenen oldu, Türkler Facebook’a kuruldu. Önce gruplar oluşturuldu... Hayatımızın anlam ve önemine uygun, sanatçının saçının peruk olduğunu öğrenip üzüldüklerini söyleyenlerin kurduğu ''Küçükken Erol Evgin’e âşık olan kızlar grubu'', ''Alkolik hareket engellenemez'', ''TRT 2’deki ressam Bob Ross'' , ''Ebemi de bulucam Facebook’ta Allahın izniyle'', ''Abilerim ablalarım, şu elimde görmüş olduğunuz'', ''Arkadaşlarımı yıllarca aramadım, sormadım yıllar sonra Facebook’tan buldum'', ''Bir Burhan Altıntop kolay yetişmiyii'', ''Ne evli, ne ilişkide 7/24 çelişkide'' , ''Rakıyı sek iç yılda 160 ton su kurtar'' gibi gruplar büyük ilgi gördü; ''Dahi anlamındaki ‘de’yi ayrı yazamayanlara uyuz olanlar topluluğu'' gönüllere taht kurdu.
Bu arada ''Türk kızlarına hayır, yabancı kızlara yeah!!!'' adlı topluluğun ''Türk kızlarından sabun yapalım, Rus kızları yıkansın'' sloganı da bizim gazetedeki bir grup erkeği derinden etkiledi!
Necefli maşrapa bile var!
İyi, güzeldi de ortam hâlâ yabancıydı bize... Ne bileyim arkadaşına sanal alemde ''Sex on the beach'' göndermek ya da ''poke'' tuşuna tıklayıp onu ''dürtmek'' veya tokatlamak ne kadar anlamlı bir şeydi ki?
Türk girişimcileri bu noktada harekete geçti. ABD’de okuyan 21 yaşındaki Tolga Saygı’nın arkadaşlarıyla yaptığı sohbetler sonucunda içinde ''saatli maarif takvimini ve Osmanlı tokadını da içeren'' Osmanlı Pokesi Facebook’ta hizmete girdi. Dün itibariyle saatli maarifte kız adı Mine, erkek adı Haydar, tiki kız adı Minesu’ydu mesela... Bizi özümüze döndüren bu uygulamayla şimdi arkadaşlar sanal âlemde birbirlerine ''ince belli bardakla çay, hurma, rakı, cacık, Adana Kebap, kokoreç, kerane tatlısı, nargile, akbil, Türk kahvesi, salep, tantuni, şalgam, künefe, necefli maşrapa, boza, nazarlık, tespih, kına ya da iskender'' gönderebiliyor... Uygulamayı günde 45 bin kişi kullanıyor!
En çok GS’li var
Bu arada Kazım ile Baran Baygan’ın kurduğu ''Hodri Meydan. Hangi Takımın Kaç Taraftarı Var?'' adlı uygulamayı yükleyenler de Facebook’taki ''taraflarını belli ettiler''. Dün sabah itibariyle Facebook’ta 20.475 Galatasaray, 20.303 Fenerbahçe, 10.272 Beşiktaş taraftarı vardı.
Dünya genelinde ilk 25’te
Ancak gerçekten ''rakı-meze'' insanlarıymışız ki, Facebook’daki esas patlamayı ''Rakı Sofrası'' adlı uygulama yaptı. Yazılım işiyle uğraşan ODTÜ mezunu 32 yaşındaki iki yüksek mühendis olan Gökhan Pişkin ile Can Karatoprak’ın 6 Ekim cumartesi sabahı başlattıkları uygulama, ilk iki 2 günde 50 bin kişi tarafından yüklendi; şimdi 150 bini aşkın üyeyle dünya genelinde son dönemde en çok kullanılan uygulamalar listesinde ilk 25’te!
Girişimciler dikkat!
Pişkin ile Karatoprak ilk başta ''eğlencesine'' başlattıkları bu uygulama sayesinde şimdi ''sponsorlarla görüşüyorlar''. Peki ''Rakı Sofrası''nda neler mi var? Büyük-küçük-duble-tek-sek rakı, şalgam suyu, beyaz peynir, kavun, şakşuka, patlıcan salata, acılı ezme, haydari, deniz börülcesi, barbunya pilaki, fava, çi€ köfte, Arnavut ciğeri, lakerda, midye dolma, tahin helvası, işkembe çorbası, fasıl ekibi, dansöz hatta ''Öpüjem Abi'' seçeneği... Ve daha niceleri...
İşte bazen yaratıcı olmak, biraz da hızlı davranmak gerekiyor; yoksa atı alan Üsküdar’ı geçiyor, bizim gibilere başkalarının başarı hikâyelerini okumak kalıyor. ''Rakı Sofrası-yayılma hızı-gelir getirisi'' göz önüne alınırsa ben, Facebook’ta elalemin yüzüne bakacağınıza kapılmamış bir alan bulup bu işe girin derim. Kızılkayalar hamburger mesela bana sponsor olsun, günde 25 bin kişiye hamburger göndertmezsem ne olayım! Sanal âlemdeki odalarda TV üzerine dantel seçeneği ya da bir hamam sefası fena olmaz mı sizce? (Hikâyenin başındaki Ömer’e gelince, o da bir Facebook kullanıcısı oldu; manken kataloğuna benzer bir arkadaş grubu kurdu. Facebook yazısı okumayan annesi ise onu burada haberleriyle dünya kurtarıyor sanıyor!)

